Alaska'ya basın gezisine gidenler, sevgilisini köşesinden sürekli anlatanlar, bedava karnını doyurmak için sürekli aynı mekanı yazanlar... Gazetelerin ikinci lig yazarlarının dünyasına hoş geldiniz.
Medyayı bir futbol ligine benzetirsek eğer bizim lig de ikiye ayrılıyor. Şöyle ki; güzide medyamızda Ertuğrul Özkök, Ahmet Hakan, Serdar Turgut, Hıncal Uluç gibi bir A Ligi yazarlar grubu var. Bu klasmandaki isimlerin gücünü tartışmak anlamsız... Zaten herkes tarafından okunuyorlar, herkesin ilgisi onların üstünde. Bir de elbette B Ligi'miz var. Bu grup yazarlar genelde ya gazetelerin eklerinde yazıyor ya da ana gazetelerin tuhaf sayfalarında.
Bugün size B Ligi yazarlarının dünyasını anlatmaya karar verdim çünkü buralarda da öyle bir mücadele veriliyor ki A Ligi'ndeki mücadele bunun yanında bebek yellenmesi kadar masum kalır. Evinde her gün bulgur pilavı pişirip, gittiği basın gezisinde 'Ben ıstakoz asla yemem' diyenlerden; Mersin'den İstanbul'a First Class uçmazsa jet lag yaşayacağını iddia edenlere kadar hepsi birbirinden tuhaf karakterlere sahip insanlarla dolu bu lig.
Tuhaflar çünkü yırtmaya çalışıyorlar. Ve bu mücadele içinde de tüm bastırılmış özellikleri gün yüzüne çıkıyor. Bu ligdeki yazarların birtakım özellikleri var ve bunlar olmazsa olmazlar. Bunları madde madde incelersek eğer:
Polemik yaratıp, ciddiye alınmadığı için delirmek: Bu klasmanın en önemli ismi tartışmasız Rahşan Gülşan. Fatih Altaylı'yla otomobil gibi birtakım ortak zevkleri olduğu için hasbelkader kendine bir yer bulabildi. Ve oradan amansızca çıldırıp duruyor. Hayattaki en önemli isteği bir kere olsun ciddiye alınmak ama acımasız medya onu asla görmüyor. 'Ama onu ben düşünmüştüm de yazamamıştım', 'Hıncal Abi o başlığı ben de attım ama sen Ayşe'yi yazdın', 'Ben de bu konu hakkında şöyle demiştim ama kimse bunu kullanmadı' gibi cümleleri her üç yazısından birinde görmek mümkün.
Kendisi ünlü olamayıp, sevgilisiyle ünlü olmak: Bu gruptakiler kendi kendilerine beceremedikleri şöhretlerini, sevgilerinin üstünden sağlamaya çalışırlar. Ömür Gedik'in 'Türkiye'nin en iyi tenoru' olan erkek arkadaşı Ferhat Göçer'in yediğinden içtiğine her şeyini bol yıkama yağlamalar eşliğinde köşesinden okuyabiliyoruz. Gedik, sinema eleştirmeni olarak yazıyor ve benim bildiğim Ferhat Göçer henüz sinemayla ilgili bir şey yapmadı. Ayşe Özyılmazel'in kariyerinin en önemli bölümünü Okan Bayülgen'e borçlu olması, İclal Aydın'ın gamzeli günleri bu grup için verilebilecek temel taşı örnekler.
En fazla basın gezisine gitme rekoru kırmak: Ve yine Rahşan Gülşan karşınızda. Kendisinin basın gezisiyle Alaska'ya gittiğini öğrendikten sonra bu konu için artık rakip aramamaya karar verdim. Üstelik Alaska'ya da şu şekilde gidiliyor: Bir yere uçuyorlar, oradan bir aktarma yapılıyor, saatler ve günler geçiyor, bir aktarma daha yapılıyor, belli bir yerden karayoluyla ilerleniyor, oradan kar kızaklarına binilerek 'Alaska merkez'e varıyorlar. Rahşan ve bir halkla ilişkilerci. Amaç ne: Alaska'da bilmem ne tekerleklerinin yol tutuşunu denemek.
İzzet Çapa tarafından en iyi şekilde ağırlanmak: Bu da B Ligi'nin karakteristik özelliği. İzzet Çapa bu klasmandaki gazetecileri öyle bir ağırlar ki, bir anda herkes Cahide'nin masaları gibi kendini oranın demirbaşı hisseder. İzzet bu işi iyi bilir. Bu yazarlar arasında da yeni dönem favorisi elbette Ayşe Özyılmazel. Kendisi bir nevi gönüllü halkla ilişkiler çalışması içinde. Nasıl Tülin Şahin Türkiye'nin yüzüyse, Ayşe de Cahide'nin yüzü.
Deniz Seki'nin en yakın arkadaşı olmak: Her B ligi yazarının mutlaka yakın bir ünlü arkadaşı olmalıdır. Son dönemde de herkesin en yakın arkadaş olmak istediği ünlü ise Deniz Seki. Seki tutuklandıktan sonra herkes köşesinden birer adet 'Dalgalı Deniz' başlıklı şiir yayınladı... Bu yazılar arasında da en çok etkilendiğim ise yine Rahşan Gülşan'ın dikkat çekmeye çalıştığı Hüsnü Şenlendirici'nin küpeleri mevzusu. Olay şu; Rahşan ve Hüsnü aşırı dramatik bir konuşma yaparlar. Bunun ardından Hüsnü, pırlanta küpelerini çıkarıp Deniz Seki'ye iletsin diye Rahşan'a verir. Gururların kadını Rahşan ertesi gün küpeleri iade eder. Çünkü bu işin parçası olmak ve Deniz'i o halde, görmek istemez. Yazısını da 'Belki de o beni görmek istemez' diye bitirir.
Yok canım yaa! Deniz seni bekliyor aslında. Aklından hiç çıkmıyorsun. Gelse de iki muhabbet etsek, Rahşan'a boncuktan yaptığım kuşları bir versem diye volta atıyor içeride.
Köşesi yetmeyip bir de albüm yapmak: Bu yeni çıktı. Ayşe Özyılmazel'in klibi ekranlarda. 'Biçare' kızcağız. Şimdi de muhteşem yazılarını şarkı sözü yapmak için çalışıyor. İlk şarkı da Hande Yener'e gitmiş. Aynı şekilde Kelebek'te yazan çocuk da Funda Arar'a bir şarkı vermiş. Eminim şu an Rahşan Gülşan kağıdı kalemi önüne almış, hiçbirinden geri kalmamak için Ankaralı Turgut'a bir şarkı yazıyordur.