AKŞAM GAZETESİ | Yiğit Karaahmet | 2009-07-19
H&M alışverişi yüzünden uçağı kaçıranlar, birbirlerini çekemeyip kuyusunu kazmaya çalışanlar... Bu pazar, medyanın 'B Ligi Yazarları'yla Uganda'ya bir basın gezisine çıkmak ister misiniz?
Geçtiğimiz hafta da yazmıştık; medya'nın B Ligi'nde yer alan gazeteciler için basın gezileri mesleğin en vazgeçilmez unsurudur. Her telden çalan bu gazetecilerin dünyasına dalmak için iki gün geziye gitmek yeterlidir.
Bu gezilerde organizasyonu yapan PR şirketinin yaşadığı en önemli sorun, doğru grubu oluşturmaktır. Ve bu asla başarılamaz. Çünkü bu B Ligi gazeteciler kendilerini dünyanın en önemli insanı sandıklarından, yine kendini dünyanın en önemli insanı sanan diğer gazetecilerden nefret etmektedirler. Aralarında kıskançlık, haset, çekememezlik o kadar yoğundur ki çoğu birbirine gıcık olur. Bu nefret sadece yazıları yüzünden değildir elbet.
Mesela özünde psikopat gibi duran aslında asosyal olan Vatan gazetesi çalışanı kız, büyük bir torpille o köşeye geldiği herkes tarafından bilinen Günaydın köşe yazarını delicesine kıskanmaktadır. Tabii ki PR şirketleri de, çağırdıkları gazetecinin o ana kadar en fazla iki işini takip ettikleri için bu olayları bilmezler. Geziye çıkacak gazeteciler grubu sabah saat 07:32'de Atatürk Havaalanı'nda buluşurlar.
Tüm B Ligi gazeteciler elbette kahvaltı yapmadan gelmişlerdir. Çünkü tıpkı gezinin bundan sonrasında her adımda olacağı gibi hesap halkla ilişkiler şirketine yıkılacaktır. Geziye gelen halkla ilişkiler şirketi çalışanı bundan sonra bir cüzdan vazifesi görmeye başlamıştır.
Bu gezilerde ortaya çıkan karakter özelliklerine göre gazetecileri gruplarsak eğer:
Uçak hakkında mutlaka yazı yazanlar: Cengiz Semercioğlu'nun en son geçen hafta THY uçaklarının iç bagaj kapaklarının çok sert kapatıldığını ve bu yüzden bizim hosteslerin affedersiniz biraz öküz olduklarını ama bunun yanı sıra Lufthansa'da bagajların narince kapatıldığını yazdığı bir yazısı mevcut.
Sana ne? Satın mı alacaksın? Altı üstü iki saat uçacaksın, isterlerse kafalarına geçirsinler...
Kimseyle takılmayıp havalı takılanlar: Bu gruba mensup gazeteciler diğer gazetecileri kafadan çözdükleri ve kendilerini apayrı bir yerde konumlandırdıkları için (onlar birer star'dır çünkü) diğerleriyle muhatap olmak istemezler. Bu sendrom genel olarak Hürriyet Ek Yazarları'nda vardır. B Ligi basın gezilerinde kişiler ekstra bir durum olmadıkça önemli değildir, herkes gazetesine göre şekillendirilir. Ortalıkta yürüyen ve nefes alan tirajlar vardır sadece. Bu yüzden Hürriyet Ek Yazarları hep bu tuhaf havaya sahiplerdir. Kişisel kanaatimce aşırı derece de kompleksliler. Ya da gözlerinde bir bozukluk var, gerçekleri hiç göremiyorlar ya da yanlış algılıyorlar.
O şehre daha önce gelmiş olanlar: Daha önce de belirttiğimiz gibi bu konuda hiç kimse Rahşan Gülşan'la yarışamaz. Şöyle örneklersek eğer: Mesela bir gazeteci Stockholm'e basın gezisiyle en fazla kaç kere gitmiş olabilir?
Bir ya da en fazla iki kere değil mi? Ama Rahşan Gülşan, Stockholm'e yedi kere gitmiştir.
O yüzden herhangi bir Avrupa şehrine indiğinizde fahri turist rehberiniz olur. Muhtemelen ilk basın gezisi olan küçük gazeteci kızlar ve halkla ilişkilerciler Rahşan Gülşan'ın eşliğinde lale pazarlarını, yerel sabun dükkanlarını, mağazaları gezerler.
H&M histerisi geçirenler: H&M şakaları daha uçakta başlar: 'Ay ben gitmeyeceğim. Her gezide koşa koşa gidiyorlar. Ne kadar da avamlar'... 'Ben sadece bir bluz bakacağım. O kadar'... Otele çantayı atan, koşa koşa önüne ilk gelen H&M'e kendini atar.
En az bir turla yetinmeyip her gün ikişerli olarak uğrayanlardan, son gün saate bakmayı unutup uçağı kaçıranlara kadar B Ligi gazetecilerinin başına ne geldiyse hep H&M'de gelmiştir. Tabii bir de aldıkları şeylerin ne kadar ucuz ve kaliteli olduğunu yazma histerisi de vardır. Kelebek'teki o çocuğun H&M'den aldığı şapkanın 10 Euro olduğunu yaklaşık altı kere okuduk. Bir tek Rahşan Gülşan H&M hakkında yazmaz çünkü o dünyanın etrafını dokuz kere turladığı için artık bu markanın olmadığı bir ülkede yaşadığının ayrımında değildir. House Cafe'den daha çok H&M görüyor çünkü.