AKÅžAM | PAZAR | 19 TEMMUZ 2009, PAZAR
Fenerbahçe'nin yeni İletiÅŸim Direktörü, Galatasaray Lisesi mezunu Orkun Yazgan. 2000'de Eurovision'da Türkiye'yi temsil etmiÅŸ bir müzisyen, sabah haberlerinden aÅŸina olduÄŸumuz bir sunucu ve Galatasaray Lisesi'nden Fenerbahçeli olarak çıkmayı baÅŸarabilmiÅŸ bir taraftar...

Galatasaray Lisesi'nden Fenerbahçeli olarak mezun olmayı baÅŸaranlar madalyayı hak ediyor' diyor Orkun Yazgan. Kendisi Galatasaray'daki lise yıllarında FenerbahçeliliÄŸinden taviz vermemek adına havuzlara atılmayı, kalabalık içinde yalnız kalmayı göze almış bir isim. 2000 yılındaki Eurovision Åžarkı Yarışmasında Grup SOS ile Türkiye'yi temsil etmiÅŸ bir müzisyen; medyada diplomasi ve spor muhabirliÄŸi, sunuculuk yapmış bir gazeteci... Önceki günlerde, CNN Türk'te sabah haberlerini sunarken Fenerbahçe'nin Kurumsal İletiÅŸim DirektörlüÄŸü'ne geçtiÄŸinde adı gündeme geldi. Ercan Saatçi'nin 'Fenerbahçe'nin Galatasaraylı iletiÅŸim müdürü' baÅŸlıklı 'hoÅŸ geldin' yazısına karşın kendisinin Galatasaray taraftarı olmadığını, bunun da ötesinde FenerbahçeliliÄŸinin kendisini tanımlayan kimliklerin başında geldiÄŸini söylüyor Yazgan.
FenerbahçeliliÄŸinizi kimden aldınız?
Dedemden. Kore gazisiydi, sıkı Fenerli, tam bir askerdi. Bizde babam da, kardeÅŸim de, annem, hatta anneannem de hep Fenerbahçeli. ÇocukluÄŸum Fenerbahçeli futbolcuların isimlerini ezberlemekle, gazoz kapaklarından çıkan resimlerini biriktirmekle geçti. Yenal, Åževki, Yavuz ve tabii ki Cemil Turan. 11 yaşında öyle bir durumdayken sınava girdim ve Galatasaray Lisesi'ni kazandım.
Lisede baskı hissettiniz mi üzerinizde?
EÄŸlenceyle, ÅŸakayla karışık bir baskı vardı. Okulun giriÅŸindeki havuza Fenerbahçeli olanları atarlardı mesela. Okul takımında oynadım, kaptan Fenerbahçeli, santrfor BeÅŸiktaÅŸlıydı. Büyük kısım Galatasaraylıydı tabii. Her ÅŸeyden önce hayatımızın en güzel günlerini geçirdik. Halen çekirdek arkadaÅŸ grubum lisedendir. Türk-Fransız düÅŸünce yapısının harmanlandığı, Tevfik Fikret'in müdürlüÄŸünü yaptığı bir okuldan bahsediyoruz. Yani lisemle gurur duyuyorum sadece takımını tutmuyorum.
DİĞER TAKIMLARA SAYGILI OLMAYI ÖÄžRENDİK
Rahat yaÅŸamışsınız yani FenerbahçeliliÄŸinizi...
Tam öyle sayılmaz. İlk zamanlarda etüt abilerimiz gelip herkesin içinde 'Fenerli olanlar ayaÄŸa kalksın' derdi. O kadar insanın içinde iÅŸaret edilmek kolay deÄŸil. TopluluÄŸun dışında kalıyorsun biraz, topluca maça gidiyorlar, sen gidemiyorsun. Ama faydası da oluyor Fenerbahçelilik açısından, sıkı bir taraftar oluyorsun. Deyim yerindeyse madalya alarak çıkmış oldum ben oradan. DiÄŸer takımlara saygılı olmayı, baÅŸarıyı tebrik etmeyi de orada öÄŸrendik ayrıca.
Nasıl öÄŸrendiniz bunu?
Bu, futboldan zevk almakla ilgili bir ÅŸey. Fenerbahçe'nin attığı bir golle havalara uçarım ama uzun dönemde bakıldığında ÅŸu tür hikayelerden hoÅŸlanıyorum: Vaktiyle Fenerbahçe maçı öncesinde Galatasaraylılar lisanslarını kulüpte unutuyorlar. Kadıköy'de maç baÅŸlayacak, ama lisansları yanlarında olmadığı için hükmen yenik sayılacaklar. Ama Fenerbahçe'nin o zamanki kaptanı 'lisansa gerek yok, bunlar bizim arkadaÅŸlarımız, hepsini tanıyoruz' diyor ve çıkıp oynuyorlar. Bu hikayeden etkilenmeyen bir futbolsever olamaz sanırım. O ruhu yeniden yakalamak lazım.
FanatikliÄŸinizi ölçmek istersek, hangi olayı anlatırsınız?
EÅŸim BeÅŸiktaÅŸlı ama kızımı Fenerbahçeli yapmama izin verdi. DoÄŸduÄŸunda annem kulağına ismini okudu. Ben de o heyecandan kulağına eÄŸilip üç kere Fenerbahçe demiÅŸtim. 2003 yılıydı, 9 puan farkı kapatıp ÅŸampiyon olmuÅŸtuk, kızım uÄŸurlu gelmiÅŸti. Bir de haksızlıkla kaybedilen puanlarda agresifleÅŸmemi ekleyebiliriz buna.
Futbolcu olmak geçmiÅŸ miydi aklınızdan?
Lisedeyken takımda orta saha oynardım, OÄŸuz Çetin'e benzetirlerdi arkadaÅŸlarım. Ama sonradan üniversite, eÄŸitim derken öyle bir yola girmedik. Kulüp amatör branÅŸlarda liseyi takip ediyor ama futbolda öyle bir iliÅŸki görmedim ben. O tür bir iliÅŸki olsaydı vaktiyle aklımdan geçerdi belki.
BABACAN, SICAK BİR İMAJ
Fenerbahçe'nin imajı nasıldır sizin için?
Sarı-lacivert iÅŸte. Babacan, sıcak, tüm Türkiye'yi kucaklayabilen. Önümüzdeki dönemde Ali Koç liderliÄŸindeki iletiÅŸim ekibi olarak bu özelliklerin altını çizeceÄŸiz.
Aziz Yıldırım faktörü var bir de...
Lise yıllarındayken bu statta direklerden maç izleyemiyorduk. Åžimdi böyle bir stadımız var. Bu Aziz Yıldırım'ın Türkiye standartları üzerindeki vizyonunun, kararlılığının bir sonucu. Fenerium, Fenercell markaları, tesisler bunun somut örnekleri.
Takım bu yıl taraftarına şampiyonluk sevinci yaşatamadı ama...
Bence durum o kadar olumsuz deÄŸil. Futbolda 4 tür sevinç var. Åžampiyonluk, Avrupa kupalarındaki baÅŸarılar, derbilerdeki baÅŸarılar ve iyi transferler. Åžampiyon olamazsın mesela derbide 6-0 kazanırsın, o yıl kimin ÅŸampiyon olduÄŸu hatırlanmaz ama 6-0'ı kimse unutmaz. İyi bir transfere sevinirsin, çok sevinirsin ve o öyle kalır. O sezon ÅŸampiyon olamazsan 'tüh keÅŸke sevinmeseydim' diyemezsin. Tabii hedefimiz bu sevinçlerin hepsini yaÅŸatmak.
TAKIM YÖNETMEK DEVLET YÖNETMEK GİBİ BİR ÅžEY
Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı almasını tesadüf olarak deÄŸerlendirenlerden misiniz?
Galatasaray camiası adına konuÅŸmak pek doÄŸru olmaz ama ister istemez hazırlıksız yakalandılar galiba o kupaya. 10 yıl geçti üzerinden, kupayı maddi ve kurumsal açıdan iyi deÄŸerlendiremediler gibi gözüküyor dışarıdan. Tesadüf tartışmasına bu gözle bakıyorum. Yoksa çok büyük baÅŸarı tabii ki.
Ligin en güçlü markası nedir?
Ligimizin en güçlü markası Fenerbahçe-Galatasaray derbisi. Bir tanıtım aracı olabilir fakat iyi pazarlamak lazım. Bunun için ÅŸu anda altyapı yeterli deÄŸil, son derbide mesela, Ali Sami Yen Stadı çöküyordu neredeyse seyircilerin üzerine. İşini bilen yöneticilere, uzmanlara ihtiyaç var. Bu devlet yönetmek gibi bir ÅŸey. Bizim yönetim kurulu toplantısına tanışmak için girdiÄŸimde, Ankara'da sayısız kere takip ettiÄŸim Bakanlar Kurulu toplantısındayım zannettim. O zaman anladım neden Fenerbahçe Cumhuriyeti dediÄŸimizi.
BAÅžARMANIN ÖNEMLİ BİR SIRRI ÇOK İSTEMEK
Müzik yaÅŸamınız nasıl baÅŸladı?
Lise yıllarında Bodrum'da yazlık vardı. Gece ateÅŸ başında eÄŸlenmek için, kızları etkilemek için gitar çalıp ÅŸarkı söylerdik; Bordum Bodrum, MFÖ ÅŸarkıları falan iÅŸte... Bir süre sonra iyi bir ekip yakaladık, Ankara'da da devam edelim dedik ve 19 yaşımdan itibaren iyi para kazanmaya baÅŸladım bu iÅŸten. NTV'nin açıldığı zaman staj yapmaya baÅŸlamıştım orada, barlarda gece 4'te programımız bitiyor, ben sabah 8'de iÅŸe baÅŸlıyordum.
2000'de Eurovision'da Türkiye'yi temsil etmiÅŸtiniz. BaÅŸarıyı epey kısa sürede yakalamışsınız.
SOS grubu olarak ÅŸarkımızın kaydını evde yapmıştık, düzenleme de kendimize aitti. Eurovision hayalimizdi bizim. TRT'ye gönderdik ilk 10'a girdi, sonra jüri ilk sıraya aldı bizi. Yarışmada da 10. olduk. Hedef koyduÄŸunuz, inandığınız zaman gerçekleÅŸeceÄŸine inanıyorum ben. Tam olarak hırs deÄŸil de, istemek, inanmak, evrene o istekle ilgili mesaj göndermekle ilgili bir ÅŸey. Umudunu yitirenlere de tavsiye ederim.
EYÜP TATLIPINAR