Ankara'da dün atılan Nabucco imzaları, bir yanıyla Türkiye'yi 'gerçek bir enerji koridoru' yapabilecek tarihi adımın teminatı oldu. Nabucco projesi gerçekleÅŸirse ve 'boru hattının taşıyacağı gaz bulunabilirse' ülkemiz Batı açısından 'stratejik önemini' iyice pekiÅŸtirmiÅŸ olacak.
Avrupa BirliÄŸi ve ABD'nin Rusya'ya karşı 'enerji satrancındaki bu yeni hamlesi' OrtadoÄŸu ve Kafkaslar açısından 'siyaseten' de çok önemli geliÅŸmeleri beraberinde getirecektir.
AB'den Barroso'nun Ankara'ya imza törenine gelmesi ve ABD'lilerin katılımı Batı'nın ilgisinin bir baÅŸka kanıtı.
Proje, taşıdığı potansiyel göz önüne alınınca ve siyasal açıdan deÄŸerlendirilince gerçekten etkileyici.
Olayın ekonomik boyutu ise belirsizliklerle dolu.
Elde edilen baÅŸarıyı, uzun zamandır kovalanan bir büyük hedefteki gelinen safhayı küçümsemek doÄŸru deÄŸil. KuÅŸkusuz çok kritik bir eÅŸik dönüldü.
Bununla birlikte hala ciddi soru iÅŸaretleri ve aşılması gereken güçlükler var.
PeÅŸinden koÅŸtuÄŸumuz ideallerin yanında, çözümlemek zorunda olduÄŸumuz ekonomik güçlükler de yanı başımızda.
Şimdi yapılması gereken, Nabucco'ya ekonomik fizibilite kazandırmak.
Rusya doÄŸalgazı ve petrolü, diplomatik bir araç ve hatta zaman zaman bir silah olarak kullanıyor.
Avrupa, tıpkı Türkiye gibi her geçen gün doÄŸalgaza daha bağımlı bir hale geliyor.
Rusya, oynak zemindeki coÄŸrafya olan Kafkaslar'da elindeki petrol ve doÄŸalgaz kartlarını sık sık 'gizli ÅŸantaj aracına' dönüÅŸtürüyor.
Ukrayna'nın gazını kesiveren Rusya, Gürcistan krizinde yine aynı silahı çekmekten vazgeçmedi.
Bu, uluslararası arenada kabul edilebilir bir durum olamaz.
AB ve ABD çare arıyordu, Rusya'yı pas geçerek Türkmenistan, Azerbaycan ve Irak gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasının yollarına bakıldı. Nabucco böyle bir çabanın ürünü. Hatta Katar ve Mısır'dan bile doÄŸalgaz taşınabilmesi söz konusu.
Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının pekiÅŸmesi için bu proje yeni bir fırsat sunuyor.
Bütün belirsizliklere ve türlü engellere raÄŸmen dün o imzaların atılmasını önemseyelim. Bunu yaparken diÄŸer gerçekleri de görmekten vazgeçmeyelim.
O boruların içine yeterli miktarda gaz doldurmak gerekiyor. Bu kadar yüksek maliyetli bir projenin finansman sorunu da çözüm bekliyor.
Bakü-Ceyhan'daki gibi bir formüle ihtiyaç var. Yani, güçlü siyasal iradenin yanında BP gibi uluslararası petrol oyununun güçlü aktörlerini sahneye çıkarmak gerekiyor.
Rus gazının pahalı olması da ayrı bir konu. Nabucco sonrası Rusya'ya göre doÄŸalgazı daha rasyonel fiyatlarla satan ülkelerin devreye girmesi piyasaları da rahatlatacaktır. Bir yanıyla 'enerji güvenliÄŸi', diÄŸer yanıyla 'enerji ekonomisi' Nabucco'nun gerçekleÅŸmesi durumunda dengeye kavuÅŸacaktır.
Türkiye, son on yılda ilmek gibi dokuduÄŸu çok çeÅŸitli enerji projeleriyle kendisini bu anlamda bir üs haline getirmeye çalışıyor. Dün, bunun yeni bir aÅŸamasını daha baÅŸarıyla geçmiÅŸ durumdayız. Irak gazının dahil olması bölgesel istikrar ve iliÅŸkiler bakımından da katkı saÄŸlayacaktır. Åžu andaki konjonktür uygun görünmese de 'havuç-sopa siyaseti' iyi uygulanırsa 2014'e kadar İran da bu projenin içinde yer alabilecek hale gelir. Buna uygun bir dönüÅŸüm yaÅŸayabilir. Nabucco aslında 'OrtadoÄŸu'da yeni bir demokratikleÅŸme hamlesinin' vesilesi haline gelebilir.