Gürkan Hacır gurkan.hacir@aksam.com.tr

kategori2

Bir suikastcı olarak Hüseyin Üzmez

Hüseyin Üzmez bir kez daha cezaevinin yolunu tuttu. DeÄŸiÅŸen Adli Tıp raporlarıyla önce tahliye edilen sonra tekrar tutuklanan bir dönemin ünlü suikastçısı nasıl bir geçmiÅŸten geliyor? Heyecan dolu bir genç, Vatan'ın baÅŸyazarına nasıl kurÅŸun yaÄŸdırıyor, sonrasında cezaevinde kurbanıyla nasıl görüÅŸüyor... Ve tıpkı onun gibi gazeteci oluyor...

Tarih 1950'lerin hemen başı. Vatan gazetesi dönemin en çok okunan gazetelerinden biriydi. Bir güzellik yarışması tertip ediyordu. Türk kızlarının katılacağı yarışma günler öncesinden gazete sayfalarından duyurulmuÅŸtu. Bu kentlerde tuhaf karşılanmasa da, kırsal bölgelerdeki İslamcı gençlere göre 'pek hayra alamet' deÄŸildi. Gazetenin baÅŸyazarı ve sahibi Ahmet Emin Yalman, bu İslamcı gençlere göre, 'din düÅŸmanı köpekler ordusuna orkestra ÅŸefliÄŸi yapıyordu.'

Büyük DoÄŸu dergisinin hedefinde de Yalman vardı. Onun 'Sabetayist bir dönme olduÄŸunu' afiÅŸe etmiÅŸlerdi. 'Önce İsmet İnönü'ye yamanmıştı, ÅŸimdi sırada Menderes vardı.'

Malatya'da bir avuç genç kendini çaresizlik içinde hissediyordu. Bir yanlarında Nur risalesi, diÄŸer yanlarında Büyük DoÄŸu dergisi vardı. (Daha sonra Necip Fazıl ve Osman Yüksel Serdengeçti baÅŸta olmak üzere Büyük DoÄŸu'culara operasyon yapıldı. ÇoÄŸu cezaevinde tutuklu kaldı.) Ahmet Emin Yalman'ın Elazığ'a yapacağı gezi intikam için fırsat olabilirdi. Suikast için karar verildi. Toplantıda yedi kiÅŸilerdi: ÜsteÄŸmen M.Åž., Hafız, Hüseyin Üzmez, İbrahim Kara, (Terzi) Fevzi Özergil, Mustafa Özmansur ve Åžerif.

İNÅžALLAH HÜSEYİN'E ÇIKMAZ
ÜsteÄŸmenin kepinde kura çektiler. Ölüm kararını çabuk vermiÅŸlerdi. Yalman öldürülecekti ama bunu kim ve nasıl yapacaktı. Kurada çıkan isim türlü sebepler ileri sürerek sıyrılmayı denedi. Herkes 'inÅŸallah kura Hüseyin'e çıkmaz' diye dua ediyordu. Çünkü Üzmez aralarında en gözü pek ve cesur olandı. Yalman'ı acımadan öldürebilirdi. Bu da hepsinin başına büyük bir çorap örerdi. Hem İslamiyet düÅŸmanı gördükleri Yalman'ın öldürülmesini istiyorlar hem de bu iÅŸin bu kadar uzamasını göze alamıyorlardı. Yaralansa sanki daha iyi olacaktı.
Elazığ'da vurmayı beceremediler.
İş Malatya'ya kalmıştı.
'Åžahsen ben El'aziz'deki teÅŸebbüsün yarım kalmasından hiç hoÅŸlanmamıştım. Bu davamız için atacağımız ilk adımdı. Böyle akim kalmamalıydı. Kendimize güvenimiz sarsılabilirdi. Günlerden perÅŸembeydi. Bir gün sonra BaÅŸbakan Adnan Menderes Malatya'ya gelecekti. Meclis'te Ahmet Emin Yalman aleyhinde bir konuÅŸma yapmıştı. 'Yabancı elçiliklere girip çıkıyor, ne yaptığı ne iÅŸler çevirdiÄŸi belli deÄŸil! Onun dostluÄŸundan Allah'a sığınırım' demiÅŸti. Bu sözleri bizi sevindirmiÅŸti. LeÅŸini BaÅŸbakan'ın ayakları altına serelim diyorduk.'

***
1952 yılının 22 Kasım gecesi Malatya'yı ziyaret eden BaÅŸbakan Menderes onuruna verilen yemeÄŸe katılanlardan biri de Vatan gazetesi baÅŸyazarı Ahmet Emin Yalman'dı. Bir gün önce partisinin Malatya İl Kongresi'ni tamamlayan Menderes kentin ileri gelenleriyle yemek yiyordu. Yalman geceden erken ayrıldı. Hem BaÅŸbakan'dan aldığı özel demeçleri gazetesine geçecek hem de birkaç haftadır süren Anadolu gezisinin yorgunluÄŸunu atmak için erkenden oteline gidecekti.
İlk durağı Malatya Postanesi oldu. Gazeteci arkadaşı Kemal Aydar'la birlikte İstanbul'a yazdırdıkları telefonun bağlanmasını beklerken sıkıldı. Notlarını arkadaşına bıraktı.
Bu arada Yalman'ı kimin vuracağı an be an deÄŸiÅŸiyordu. Son anda fikir deÄŸiÅŸtirenler, vazgeçenler, aÄŸlayanlar... Bir türlü kimse dönemin en ünlü gazetecisine tetiÄŸi çekmeye yanaÅŸmıyordu. İçlerinde en kararlı olan Hüseyin Üzmez olmuÅŸtu. Ama o da gece gördüÄŸü rüyanın etkisinde kalmıştı. İşi yapamamaktan korkuyordu.
'Yalman PTT binasından çıkmıyordu. Gazetesine haber geçiyormuÅŸ. AteÅŸ etseydim baÅŸkaları da vurulurdu. Çıkmasını bekleyecektim. İşte çıkıyor. Gerilme önüme anacığım. AÄŸlama dövünme. Tut ki hiç doÄŸurmadın beni. Eli beynimdeki ur. Bırak yakamı kader. Çöz kollarımı. Terk et beni huzursuzluk. Kucakla beni sonsuzluk. Aydınlanan sonsuz karanlık. Kurtulmalıyım bu tutkudan. YüreÄŸimdeki kurÅŸun dağından. LeÅŸ gibi sürüklediÄŸim bedenimden. BenliÄŸimin üzerine çıkmalıyım. Oh kurtuldum iÅŸte! Her oh çekiÅŸte bir tetik çekiyordum. Ve her tetik çekiÅŸte yüksek bir rüya aleminden aÅŸağılara doÄŸru düÅŸüyordum. Polis sirenleri, düdükleri, korna sesleri, tam o sırada Menderes geçiyormuÅŸ. Hedefimle aramızda 5-6 adım vardı. Bir iki el daha sıktım. Bir karaltı yığıldı bir aÄŸacın dibine.'

***
Gazeteci Ahmet Emin Yalman'a kurşun yağmaya başlamıştı.
'Kapıdan çıkar çıkmaz elime taÅŸ parçalarının yaÄŸdığını fark ettim. Bundan evvel tabancayla vurulmak gibi bir ÅŸey başımdan geçmediÄŸi için elime mermilerin çarptığını ve bir suikast karşısında bulunduÄŸumu hiç hatıra getirmedim. Karşımda kimse yoktu. Kulağıma silah sesi de gelmemiÅŸti. Birtakım münasebetsiz adamların birbirlerine taÅŸlar attıklarını sanarak, elimi meydana doÄŸru uzattım, 'Artık yeter, bu manasızlığı bırakın' diye bağırdım. Bu sırada elimin kanlar içinde olduÄŸunu fark ettim. Karnımdan ve bacaklarımdan aÅŸağı da, sıcak bir ÅŸeyler akıyordu. Bir tehlike karşısında bulunduÄŸumu anladım, telgrafhane önündeki basamakları acele indim, meydanı bir koÅŸuda geçerek otelin kapısına yaklaÅŸtım. Kapının bulunduÄŸu pasajın önünde birtakım insanlar duruyordu. Kendilerine hitap ederek: 'Taksi, doktor' diye yardım istedim. Hiçbiri en küçük bir ilgi göstermedi.' (Yakın Tarihte Gördüklerim Geçirdiklerim / Ahmet Emin Yalman)
TetiÄŸi çeken Hüseyin Üzmez'di.

YAÅžINI KÜÇÜK MÜ GÖSTERDİLER
KİMSE ÅŸu basit hesabı yapmıyor. Bütün gazetelerde ve de mahkeme kayıtlarında Hüseyin Üzmez'in yaşı 78 olarak gösteriliyor. Yani 1931 doÄŸumlu. Peki Üzmez ünlü Malatya suikastını kaç yılında yapmıştı? Kasım 1952. O halde 1931 doÄŸumlu biri 1952 yılında nasıl 17 yaşında oluyor? (Kendi kitabının giriÅŸinde doÄŸum tarihini 1934 olarak veriyor. Ama 1952 yılında yine de 18 yaşında oluyor.)
Çünkü Hüseyin Üzmez, Yalman davasında 18 yaşının altında olduÄŸu gerekçesiyle daha az ceza almıştı. O zaman birileri Üzmez'in yaşını mı küçük göstermiÅŸti? Bakın Hüseyin Üzmez anılarında bu durumu nasıl
geçiÅŸtiriyor:
'Sorulmasını hiç istemediÄŸim iki soru var: Birincisi 'Ne zaman doÄŸdun?'; ikincisi de 'Ahmet Emin Yalman'ı niye vurdun?' Birincisine cevabım çok basit oluyor: Hiç mezarlık görmediniz mi? Åžu tarihte doÄŸdu, ÅŸu tarihte öldü, ruhuna Fatiha... İşte hepsi bu kadar!..' (Malatya Suikasti / Hüseyin Üzmez)
Tarihin ne tuhaf cilvesi deÄŸil mi? Hüseyin Üzmez hayatının henüz başındayken iÅŸlediÄŸi bir suçtan yaşını küçülterek az ceza almayı baÅŸardı, ama ömrünün sonbaharında cinsel yakınlaÅŸma yaÅŸadığı kızın yaşının küçüklüÄŸünden dolayı hapse atıldı...

CEZAEVİNE GRAMOFON YOLLAYAN KİMDİ
HÜSEYİN Üzmez, Ahmet Emin Yalman'ın can çekiÅŸmesine aldırmaksınız olay yerini terk etti. Hemen yanı başındaki Kazancı Sokağı'na daldı. Ancak İzmir'in ünlü kabadayısı 'Kürt Nuri' olanları görmüÅŸtü. Üzmez'in koluna yapıştı. Bir dirsek vurup iri yarı adamı yere yıktı. KoÅŸmaya devam etti. Sokağın başında Mahmut Ö. onu bekliyordu. İki tane bisikleti hazır etmiÅŸti. Pardösüsünü ve ÅŸapkasını sarıp bisiklete atladı. DiÄŸer bisiklet Åžerif içindi. Ancak telaÅŸtan Mahmut bisikletin diÄŸerini unutmuÅŸtu. Åžerif bisikletlerin sahibiydi. Bekçi Osman da bisiklete bindiklerini görmüÅŸ, kalan bisiklet üzerinden iz sürülerek Hüseyin Üzmez'e ulaşılmıştı.
Kısa sürede Malatya'dan tüm Türkiye'ye yayılan haber 'Büyük DoÄŸu'cular Ahmet Emin Yalman'ı vurdu!' ÅŸeklindeydi.
Üzmez kısa süre sonra teslim oldu. Uzun cezaevi günleri baÅŸladı. Elazığ günlerinde Albay Hulusi sayesinde tanıştığı Risale-i Nur çizgisinden ayrılmak istemiyordu. Kendi tabiriyle, dört elle ona sarıldı. Ahmet Emin Yalman onunla cezaevinde görüÅŸmek istiyordu. Kararsız kaldı. Onu bu davayla tanıştıran Fil Mücahid'e mektup yazıp sordu: 'Said-i Bin Nursi'ye sorar mısın, Yalman'la görüÅŸeyim mi?' Cevap alamadı. Abdurrahim Bezci'yi denedi. Sonunda Bediüzaman'dan beklediÄŸi cevap geldi: 'Kendisine umumi düstur veriyorum. Bundan sonraki hayatında bunu tatbik etsin' demiÅŸti Said-i Bin Nursi ve eklemiÅŸti: 'Müslüman herkesle görüÅŸür.'

EMİR SAİD-İ NURSİ'DEN
Said-i Nursi'nin bir de isteği vardı
Üzmez'den: 'İngilizce öÄŸrensin.'
Hüseyin Üzmez bu nasihate sadık kaldı. İngilizce öÄŸrenmeye baÅŸladı. Peki nasıl? Cezaevine gramofon aldırdı.
Åžimdi tuhaf bir baÄŸlantıya geliyoruz. Hüseyin Üzmez'e gramofon yollayan kiÅŸi ünlü ittihatçı EÅŸref KuÅŸçubaşı diyordu. Henüz 18 yaşında olan Malatyalı bir genç KuÅŸçubaşı'nı nasıl tanımıştı? Atatürk'e muhalif kimliÄŸiyle tanınan KuÅŸçubaşı nasıl olmuÅŸtu da bu genç suikastçıya sahip çıkmıştı? Bilmiyoruz.
Bir paranteze ihtiyaç var sanırım. Hüseyin Üzmez gazetecilik ve köÅŸe yazarlık günlerinde üstü kapalı da olsa Atatürk'ü hep eleÅŸtirdi. Ama gerçek düÅŸünceleri farklı da olsa Atatürk'e dokunmak pek istemiyordu. Çünkü Atatürk'ü koruma kanununun çıkmasına sebep olan ünlü Ticani Tarikatı lideri Kemal PilavoÄŸlu ile Ankara'da aynı hapishanede kalmıştı. Ve onların 'bu yasaya muhalefetten' baÅŸlarına gelenleri çok iyi biliyordu. Yine de yeri geldiÄŸinde Atatürk'ü kullanmaktan çekinmiyordu. Savunmasında Ahmet Emin Yalman'dan söz ederken 'Atatürk de onu hiç sevmezdi' demiÅŸti.

İNGİLİZCESİYLE YALMAN'I BÜYÜLEDİ
İngilizce plaklar getirtip dil çalışmaya baÅŸladı. DiÄŸer mahkumlar da bu ayrıcalıklı durumdan faydalanmak isteyince, Hüseyin Üzmez gramofonun sadece İngilizce çaldığını söyleyerek sıyrıldı.
Kısa süre sonra koÄŸuÅŸuna gelen bir Amerikalı mahkumla da pratik yapma imkanı buldu.
İngilizce'ye tam olarak vakıf olduÄŸunu düÅŸündüÄŸü bir günde de Ahmet Emin Yalman'ı görüÅŸmek üzere kabul etti.
Hem Üzmez hem de Yalman anılarında bu görüÅŸmeyle ilgili sınırlı bilgiler verseler de konuÅŸtukları en temel konu İngilizce olmuÅŸtu. Üzmez Yalman'ı İngilizcesiyle etkilemiÅŸti. Kendi anlatımına göre; yurt dışında eÄŸitim görmüÅŸ Yalman hiçbir yabancının aÄŸzından duymadığım mükemmellikte bir İngilizce'ye sahip demiÅŸti. Aralarında tuhaf bir dostluk oluÅŸtu.
Hüseyin Üzmez'i gazetesine taşıdı. Ve ölünceye kadar Üzmez'le görüÅŸmeye devam etti.

MERAKLISINA NOTLAR
AHMET Emin Yalman ile Hüseyin Üzmez'in garip bir 'birliktelikleri' oldu. Yalman, genç bir lise talebesi olduÄŸu yıllarda Üzmez'in kurÅŸunlarına hedef olmuÅŸtu. Hüseyin Üzmez (cezaevinden sonra) Yalman gibi hukuk tahsili yaptı. Ama asıl iÅŸi gazetecilik oldu. Tıpkı Ahmet Emin Yalman gibi. Ve Vakit gazetesinde yazarlık yaptı. Türkçe yayımlanan ilk 'Vakit gazetesi'nin kurucusu yine Ahmet Emin Yalman'dı. Yalman resmi olmasa da birçok siyasetçiye danışmanlık yaptı. Üzmez ise Devlet Bakanı Mehmet Aydın'a SaÄŸlık Bakanlığı sırasında kadrolu müÅŸavirlik görevinde bulundu.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3