AKŞAM GAZETESİ | Hüsnü Mahalli | 2009-07-20

kategori2

'Iraklı Kürtler ve Türkiye'

Türkiye medyasında  çok ilginç bir alışkanlık var: Yabancıların dediği şey önemli.
Örneğin; Uluslararası Kriz Önleme Grubu'nun Kuzey Irak ile ilgili son raporu.
Rapora göre Iraklı Kürtler Türkiye'ye katılmak istiyor.
Raporu kimin neden hazırladığını bilmiyorum ama o grup içinde çalışan bazı kişileri tanıyorum.
İlginç yapı ve bağlantıları var.
Dönelim raporun kendisine...
Yanlış hatırlamıyorsam ben bu köşede Iraklı Kürtlerin Türkiye'yi tercih ettiklerini ve edeceklerini en az 10 kez yazmışımdır. Bırakın benim yazdıklarımı, Iraklı Kürt liderler Barzani ve Talabani bana verdikleri ve AKŞAM'da yayınlanan demeçlerinde aynı şeyleri söyledi. Hatta biraz daha gerilere giderek 1992'de Erbil'de KYB lideri olarak kendisi ile yaptığım röportajda Talabani bana ''Biz Türkiye'ye katılmaya ve Türk bayrağını Erbil'de dalgalandırmaya hazırız' demişti. Talabani bunu söylerken Çankaya'da rahmetli Turgut Özal vardı. Türkiye ile Kürdistan arasında bir konfederasyondan söz ediliyordu.
Sonraki yıllarda onlarca kez Türkiye'ye gelen ve hemen hemen tüm yetkililerle görüşen Talabani ile Barzani benzer eğilimlerini resmi ve gayriresmi olarak dillendirmiş, tercihlerinin dinci bir İran, demokratik olmayan Suriye ya da Arap ülkeleri değil de demokratik, laik, çağdaş, NATO ve AB üyesi bir Türkiye olduğunu söylüyorlardı.
Bu söylem de Iraklı Kürt vatandaşlar tarafından da kabul görüyor, destekleniyordu.
Ancak her şeye rağmen konuya bu denli dar bir açıdan bakılamaz.
Türkiye ve bölge politikalarında olduğu gibi Kuzey Irak'ta da dengeler ve denklemler her an değişiyor, değişecektir. Özellikle Amerikan işgalinden sonra çok farklı bir konuma gelen Iraklı Kürtler doğal olarak kendilerine göre farklı hesapları olacaktır. Örneğin bir zamanlar kendi peşmergelerini Türk subayların komutasına veren ve PKK'ya karşı savaşan Mesut Barzani bugün artık bağımsız bir Kürdistan'dan söz ediyor, zaman zaman Türkiye'ye kafa tutuyor. İki hafta önce Kürdistan Anayasası'nı onaylayan Irak Kürt Parlamentosu ise Kürdistan sınırlarını ''Erbil, Duhok, Süleymaniye, Kerkük, Musul'un 6 ilçesi ile 2 beldesi ve Diyale'nin 4 ilçesi'ni kapsayacak şekilde belirliyordu.
Uluslararası Kriz Grubu'nın son raporu belki de bu açıdan bakıldığında önem kazanıyor. Çünkü rapor söz konusu anayasanın onaylanmasından bir hafta sonra yayınlandı. Anlaşılan birileri '1925 yılında kaybedilen Musul' vilayetini tekrar Türkiye'nin gündemine taşımak istiyor. Yani yeni anayasaya göre Kürt kimlikli ve sınırları içinde yine Kürt şehri olan Kerkük'ü içeren bir Musul Vilayeti'nin Türkiye'ye bağlanması bölgesel dengeler açısından çok şey ifade edebilir. Çünkü böyle bir bağlanma toprak ve nüfus olarak daha büyük olan Kuzey Kürdistan (Türkiye bölümü) ile Güney Kürdistan coğrafi bir bütünlük sağlayacak ve böylece geleceğe dönük Kürt hesaplar daha da bir anlam kazanacaktır. Belki de Öcalan'ın 'Demokratik Konfederasyon' yolu açılmış olacak ve Suriye ile İran Kürdistanları da bu tartışmaların içine çekilmiş olacak.
İşin özü bu.
 YARIN: Raporda yeni bir şey yok.