AKŞAM GAZETESİ | Nihat Sırdar | 2009-07-20

kategori2

Katil ol, devlet seni korusun...

Bir tinerci SAT komandosu Yüzbaşı Zeki Şen'i, İstanbul'un göbeği Taksim'de kalbinden bıçaklayarak öldürdü...
3,5 yıl yattı...
Evet, yüce Türk adaleti bu kalite 3,5 yıl hapis cezası verdi.
Sonra elini kolunu sallaya sallaya çıkan bu katil, çıktığı gün bir başka genci gasp etti.
Hakim ne yaptı?
Serbest bıraktı...
Peki nasıl insanlar bu kadar kolay katil olabiliyor?
Hiç mi  yakalanırım, ceza alırım korkusu yok?
Bunun yanıtı geçen gün konuşan Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce'nin sözlerinde...
Nedir Adli Tıp?
Hani şu bayılarak izlediğimiz Amerikan dizilerinde acayip teknolojik yöntemler kullanılarak cinayetlerin aydınlatılması durumu var ya...
CSI hesabı...
İşte bizde o işlere Adli Tıp ve diğer güvenlik güçlerinin kriminal bölümleri bakıyor.
Hatta zaman zaman bu kuruluşlarla ilgili haberler çıkıyor gazetelerde, televizyonlarda.
'Şöyle teknoloji kullanıyoruz, böyle titiz davranıyoruz, kafatasından insan yüzünü yeniden yarattık' gibi böbürlenme cümleleri okuyoruz.
Aslında adaletin tecelli etmesi için hayati önemi olan bu kuruluşların başında gelen Adli Tıp'ın durumu yeni yeni ortaya çıkıyor.
Münevver Karabulut cinayeti sonrası yaşanan kepazelikleri hatırlıyorsunuzdur.
Buna en son eklenen rezillikse otopsi sırasında bir önceki otopsi yapılan cesetten, Münevver'in bedenine sperm bulaşmasının anlaşılması oldu.
AKŞAM'dan Levent Albayrak bulup bu bilgiyi çıkarmasa Adli Tıp'ın iç yüzünü öğrenemeyecektik.
Peki bu durum karşısında Adli Tıp Başkanı ne dedi?
Şehriban Oğhan kendisiyle konuşmuş ve bakın başkan ne demiş;
Bizim bulaşma dediğimiz bir olay. Sperm, Münevver Karabulut'un otopsisiyle aynı anda otopsisi yapılan ve trafik kazasında hayatını kaybeden yan masadaki cesetten bulaşmış. Diğer otopsiyi yapan hekimin Münevver'in otopsisiyle ilgilenen teknisyenden 'şunun bir tarafından tutsana' tarzı yardım istemesi nedeniyle.
Muhabbet böyle...
Şunun bir tarafından tutsana...
Adli Tıp'ta işler bu şekilde yürüyor yani...
Bu arada bu otopsiyi yapan ve 'Şunun ucundan tutsana' diyen görevli hizmetli...
Yani bildiğin hademe...
Adli Tıp'a hademe olarak girmiş, sonra çantadan yetişme denilerek (ki Adli Tıp'ta ismi buymuş bu yöntemin) otopsilere girmeye başlamış.
Yani sizim o televizyonda izlediğimiz teknolojik yöntemler, adalet için çok dikkatli ve hassas davranma falan hikaye.
Biz bu arada bekliyoruz ki Türk polisi Cem Garipoğlu'nu bulsun...
Ne dedi cinayetin işlendiği tarihte İstanbul'un Emniyet Müdürü olan ve aylarca katili bulamayan yeni Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah;
'Bu artık benim sorunum değil. Yeni emniyet müdürüne soracaksınız' demedi mi?
Dedi...
Adli Tıp'ta bunlar olurken, adalet sistemi aleni katilleri bile doğru düzgün cezalandıramazken, koskoca yeni vali böyle açıklamalar yaparken, tinerci devletten ve adaletten niye korksun?
Baksanıza herkes ondan yana...