AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-07-20
Ankara'da dün atılan Nabucco imzaları, bir yanıyla Türkiye'yi 'gerçek bir enerji koridoru' yapabilecek tarihi adımın teminatı oldu. Nabucco projesi gerçekleşirse ve 'boru hattının taşıyacağı gaz bulunabilirse' ülkemiz Batı açısından 'stratejik önemini' iyice pekiştirmiş olacak.
Avrupa Birliği ve ABD'nin Rusya'ya karşı 'enerji satrancındaki bu yeni hamlesi' Ortadoğu ve Kafkaslar açısından 'siyaseten' de çok önemli gelişmeleri beraberinde getirecektir.
AB'den Barroso'nun Ankara'ya imza törenine gelmesi ve ABD'lilerin katılımı Batı'nın ilgisinin bir başka kanıtı.
Proje, taşıdığı potansiyel göz önüne alınınca ve siyasal açıdan değerlendirilince gerçekten etkileyici.
Olayın ekonomik boyutu ise belirsizliklerle dolu.
Elde edilen başarıyı, uzun zamandır kovalanan bir büyük hedefteki gelinen safhayı küçümsemek doğru değil. Kuşkusuz çok kritik bir eşik dönüldü.
Bununla birlikte hala ciddi soru işaretleri ve aşılması gereken güçlükler var.
Peşinden koştuğumuz ideallerin yanında, çözümlemek zorunda olduğumuz ekonomik güçlükler de yanı başımızda.
Şimdi yapılması gereken, Nabucco'ya ekonomik fizibilite kazandırmak.
Rusya doğalgazı ve petrolü, diplomatik bir araç ve hatta zaman zaman bir silah olarak kullanıyor.
Avrupa, tıpkı Türkiye gibi her geçen gün doğalgaza daha bağımlı bir hale geliyor.
Rusya, oynak zemindeki coğrafya olan Kafkaslar'da elindeki petrol ve doğalgaz kartlarını sık sık 'gizli şantaj aracına' dönüştürüyor.
Ukrayna'nın gazını kesiveren Rusya, Gürcistan krizinde yine aynı silahı çekmekten vazgeçmedi.
Bu, uluslararası arenada kabul edilebilir bir durum olamaz.
AB ve ABD çare arıyordu, Rusya'yı pas geçerek Türkmenistan, Azerbaycan ve Irak gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasının yollarına bakıldı. Nabucco böyle bir çabanın ürünü. Hatta Katar ve Mısır'dan bile doğalgaz taşınabilmesi söz konusu.
Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarının pekişmesi için bu proje yeni bir fırsat sunuyor.
Bütün belirsizliklere ve türlü engellere rağmen dün o imzaların atılmasını önemseyelim. Bunu yaparken diğer gerçekleri de görmekten vazgeçmeyelim.
O boruların içine yeterli miktarda gaz doldurmak gerekiyor. Bu kadar yüksek maliyetli bir projenin finansman sorunu da çözüm bekliyor.
Bakü-Ceyhan'daki gibi bir formüle ihtiyaç var. Yani, güçlü siyasal iradenin yanında BP gibi uluslararası petrol oyununun güçlü aktörlerini sahneye çıkarmak gerekiyor.
Rus gazının pahalı olması da ayrı bir konu. Nabucco sonrası Rusya'ya göre doğalgazı daha rasyonel fiyatlarla satan ülkelerin devreye girmesi piyasaları da rahatlatacaktır. Bir yanıyla 'enerji güvenliği', diğer yanıyla 'enerji ekonomisi' Nabucco'nun gerçekleşmesi durumunda dengeye kavuşacaktır.
Türkiye, son on yılda ilmek gibi dokuduğu çok çeşitli enerji projeleriyle kendisini bu anlamda bir üs haline getirmeye çalışıyor. Dün, bunun yeni bir aşamasını daha başarıyla geçmiş durumdayız. Irak gazının dahil olması bölgesel istikrar ve ilişkiler bakımından da katkı sağlayacaktır. Şu andaki konjonktür uygun görünmese de 'havuç-sopa siyaseti' iyi uygulanırsa 2014'e kadar İran da bu projenin içinde yer alabilecek hale gelir. Buna uygun bir dönüşüm yaşayabilir. Nabucco aslında 'Ortadoğu'da yeni bir demokratikleşme hamlesinin' vesilesi haline gelebilir.