AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-07-20

kategori2

Bir günah çıkarma yazısı

Politikacıları malzeme yapan programların bizdeki atası TRT'dir. Ancak, katı kurallar yüzünden 'Bürokrat Suratı'ndan öteye gidilemedi. Hala öyleler. Sonra Taki Doğan'lı yapımlar izledik. İyiydi. Yapımcının sağlık sorunu ve sahip değiştiren kanal yüzünden ara verildi. Son dönem bu tip programların en dişe dokunuru 'Kravatsız Siyaset'. Milletvekilleri tüm hünerlerini sergiliyor. Bağlama çalıp, türkü söyleyen var. Kebap yapıp, baklava hamuru açanları görüyoruz. Parlamento'nun kavgalı-muharebeli yapısından uzaklaşıyorlar. SkyTÜRK'e hava veren Deniz Güçer, haberciliğinin yanı sıra artık başarılı magazinci. Yerinde olsak, jeneriğe o müthiş 'Mikrofon çevirmeleri' monte ederiz. Kalem cambazlarına uygulamalı ders cinsinden.

NTV, 24'ten transfer ettiği 'Gülay Özdem'i haberlerde kullanmaya başladı. Bu kızcağız müzik alanındaki sunumunu yeni görevine adapte etti. Kusursuz ve diksiyonu güzel. Kimse kızmasın ama Banu Güven'in hatalarının onda birini yapmıyor.

TürkMax'te 'Her Şey Dahil'in tekrarını izlerken, atladığımız önemli konuyu hatırladık. Oktay Kaynarca'nın kendisini büyüten amcası Adil Kaynarca vefat etti. Tam otuz yıl önce bir büyüğümüz aracılığıyla tanıma fırsatı bulmuştuk. Hani bir laf vardır; 'Sözüne değer verilen biriydi'. Merhuma rahmet, Kaynarca Ailesi'ne-Gecikmeli de olsa-başsağlığı diliyoruz.

Show TV ve Lig TV'de görev yapan spiker Orhan Şengürbüz de Hakk'a yürüdü. Dün toprağa verilen arkadaşımızın mekanı cennet olsun.

Yaşar Usluer'in e-postasını özetleyip vermek istiyoruz. Pek çok konudaki teşhisleri doğru ve önemli:
.Sayın Ayeri, her zamanki dik duruşunuz, her konuda sağduyulu ve yürekli yazılarınızla sessiz çoğunluğun sesi olup, bizleri yalnız bırakmadığınız için sizi yürekten kutluyor, sağlıklı, uzun ömür diliyorum. Çölaşan'ın iktidar baskısıyla kovulup 'Sakıncalı gazeteci' sayıldığı, Sinan Aygün dahil, sesini çıkaranların 'Ergenekoncu' diye 'Silivri Cezaevi'ne tıkıldığı, noterin bile 'Malum Ergenekon' korkusuyla SHP'li bir il başkanının partisinden istifa dilekçesini onaylamadığı bir ortamda; siz hala doğruları yazabiliyorsanız, kutlamak yetmez, iki elinizden birden öpmek gerek.
.Hatırlayınız. 28 Şubat döneminde Rize, Kayseri, Konya belediye başkanları 'Fi tarihinde şunu demiş, atın içeri. Sincan Belediye Başkanı Kudüs Gecesi düzenlemiş, tıkın içeri. Tankları Sincan'da yürütüp balans ayarı yapın. Şu albay Fethullahçı'dır, şu yüzbaşı namaz kılıyormuş, irticacıdır ihraç edile. Kışlalardaki mescitler kapatıla, imam hatip liseleri -Yanında kurban edilen diğer meslek liseleri- istediği fakülteye giremez, derhal yasa çıkarıla' diye ferman yayınlamışlar; milletvekilleri ve bakanları hatta Başbakan'ı istifa ettirip, sonunda iktidarı değiştirmişlerdi. O zaman bunu asker yapıyordu. Şimdi sivil iktidar 'Ergenekoncu' diye kendilerine karşı olanı içeri atıyor. Bu da 28 Şubat'ın intikamı değil mi? Tabii her ikisinde de-Sizin deyiminizle-Okyanus Ötesi'nin desteğini unutmamak gerek.
.Belirttiğiniz gibi Sincan'ın adını aldığı Doğu Türkistan'ın Sincan'ında Çin mezalimini bile kınamayanlara ne demeli? Dr. Devlet Bahçeli hakkında söyledikleriniz çok doğru. Her defasında 'Ele verir talkını kendi yutar salkımı' sözünü hatırlatmaktan öteye gidemiyor. Türk Kurultayı'nı bile yapmaktan çekinen, bakanını (A. Haluk Çay) azleden Dr. Bahçeli'den, bir tel'in mitingi yapmasını beklemek fazla lüks olurdu.