Artık sana 'zengin' denilecek kadar para kazanmışsan... Her yaz Türkbükü'ne gitmek zorunda kalacaksın. Teknelerin sintine boÅŸalttığı o sahilde pislik içinde yüzmezsen, servetini kaybedeceÄŸin korkusu, sen hissetmeden çoktan itinayla yerleÅŸtirilmiÅŸ olacak içine...
Yemek desen... Mönü sıkıntısı var... Fusion çıktığından beri hemen her restauranın mönüsü birbirinin aynı... Bonfilenin üzerine tüy diker gibi, ot dikme modası da çıktı... BaÅŸka sorunlar da var tabii... Memleket sathında tabak dizaynı yapılmaya baÅŸlandı ya, keçi boku formatında dizilmiÅŸ yemek tabağın tam ortasına yerleÅŸtirilip, etrafına muhakkak surette kuÅŸ pislemiÅŸ gibi bir sos serpiÅŸtiriliyor... Zenginsen; yiyeceksin... BaÅŸka ÅŸansın yok...
Ev desen... Parayı bulduktan sonra eski mahalledeki apartman dairesinde oturacak deÄŸilsin... Müstakil bir villaya taşınacaksın... Fakat teessüfle bildiririm ki, müstakil bir müstakil villa bulmak imkansıza yakın... Ya ikiz formda inÅŸa ediliyor ya da kıç kıça... Aynı villadan etrafında kopyalanmış 400 tane daha var...
Kadın desen...
'AÅŸağı Mahalle'den biri yakışık almaz... 'Yukarı Mahalle'deki kadınların ise hepsi estetik salgını yüzünden birbirinin klonu gibi... Aldatmaya kalksan bile, bir ÅŸey deÄŸiÅŸmeyecek... Aynı kadınla yatmak için yersiz strese gireceksin..
Dekorasyonu deÄŸiÅŸtirsen... Herkesle aynı anda aynı modayla deÄŸiÅŸtirdiÄŸin için bir ÅŸey fark etmeyecek... GeçmiÅŸini hatırlatan her ÅŸeyi imha ettiÄŸinden, zaten eÅŸyaya baÄŸlılık diye bir mefhumun da yok... Her sene gardırop deÄŸiÅŸtirilir gibi, o dekorasyon katidir, deÄŸiÅŸecek...
Ama... Her yeni zengin aynı anda deÄŸiÅŸtirdiÄŸi için, eve gri çimento zemin yapmakta bile bir fark yaratamayacaksın, çünkü bütün arkadaÅŸlarının evlerinin zemini aynı anda griye dönüÅŸüverecek...
DeÄŸiÅŸiklik olsun diye, bir arkadaşın evine gittiÄŸi zaman; kendinin, karının ve çocuÄŸunun birer kopyasını, evindeki dekorasyonun aynısını, ÅŸarabın yılına kadar tıpkısını içmek zorundasın...
Duvardaki tablonun ressamı bile aynı olacak!
'En iyi eğlence halk eğlencesidir, değişiklik olsun televizyon seyredeyim' desen, diziler birbirinin kopyası... Ve daha korkuncu, hepsi senin hayatını anlatıyor...
Üstelik, bu sıkıcı, bu kopya, bu tek tip ve neredeyse komünist hayatı yaÅŸamak için çok çalışmak, çok didinmek zorundasın...
Her gün mesainin birkaç saatini, karının evdeki yardımcılarından ÅŸikayetlerini dinlemeye, ÅŸoförsüz gezemez hale geldiÄŸin için muhtaç kaldığın adamın çocuklarının notlarının ayrıntılarını öÄŸrenmek gibi hayati bilgiler edinmeye de ayıracaksın...
Ve elbette nihayetinde... Bu parayı, aslında bu dandirik hayatı yaÅŸamak zorunda kalmamak için kazandığını idrak edebildiÄŸin zaman, bir ihtimal rahatlayacak; kurufasulyenin tadını çıkartabileceksin...
Tabii o zamana kadar sıkıntıdan, stresten, çalışmaktan ve sana fakirken öÄŸretilen zengin hayat biçimi karikatürüne yetiÅŸme endiÅŸesi yüzünden, erkenden ölmezsen...
Ölürsen...
'Çilem bitti de, kurtuldum,' diyemezsin.
Öteki tarafta, niçin karının ikinci kocası için bu kadar servet yaptığını sorgulayıp duracaksın...
Laf aramızda, benim yeni zengin kardeÅŸim, banka hesapların deÄŸiÅŸirken, kafanda 'fakirlik' döneminden kalan 'zengin' imajını da bir an önce deÄŸiÅŸtirmeye baÅŸlasan iyi edersin....
Sırf paran var diye 'ikoncan' beğenip, 'medyacan'a guru diye biat etmek zorunda mısın?
Çekilecek ÅŸey mi bu?