Mizahta doÄŸru dürüst yapılırsa, elbette felsefe bulunur. Peki, felsefede mizah var mıdır? Ne anlamda mizah arıyoruz felsefede? Felsefecilerin başından geçen komik olayları mı kastediyoruz? Yoksa felsefenin kendisi 'gülünç' bir etkinlik midir? Batı felsefesinin baÅŸlarındaki büyük düÅŸünür Thales'e atfedilen bir olay vardır: Ünlü düÅŸünür, bir gece gökyüzündeki yıldızları seyrede seyrede yürürken önündeki çukuru görmez, çukura düÅŸer. Trakyalı olduÄŸu söylenen bir genç kız Thales'in bu durumuna kendini tutamaz, gülüverir. Filozof denen adam, gözünü gökyüzüne dikmiÅŸ, önündeki çukuru görmemiÅŸtir. Trakyalı kızın gözünde ne zavallı varlıktır Thales diye düÅŸünebilirsiniz. Oysa ÅŸöyle de görebiliriz olup biteni: Trakyalı kız her çukura düÅŸene gülmüyordu herhalde. Belki onlara acıyor, yardımlarına koÅŸuyordu. Peki neden gülmüÅŸ olabilir o halde, Thales'e? Saygısının beslediÄŸi ÅŸaÅŸkınlıktan! Böyle yüce bir filozof, yıldızların gizini bilmeye uÄŸraÅŸan, bilgili, bilge kiÅŸi nasıl olur da dünyadaki basit bir gerçeÄŸi, önündeki çukuru göremez? Yıldızları bilen nasıl olur da yürüdüÄŸü yolu bilemez? Gülünçlük buradan geliyor: Bir anlayıştan: Yıldızları, herkesin bilmediÄŸi bilgileri bilip de, herkesin bildiÄŸi bilgilere sahip olmamak tuhaf, tuhaf olduÄŸu ölçüde gülünç olmalı.
Felsefe soyut düÅŸüncelerle uÄŸraşır ama yaÅŸamın somut sorunlarına yanıt vermez. Felsefenin gülünçlüÄŸü yaÅŸanan sıradan, olaÄŸan yaÅŸama ters düÅŸmesinden ileri geliyor diye düÅŸünebiliriz, Thales örneÄŸinden yola çıkarak. Oysa, filozoflardan biridir, Thales. ÖrneÄŸin Bulutlar komedyasında Aristofanes, Sokrates'i komik durumlara sokarak dalga geçer onunla.
Yine Anadolu'da Roma döneminde yaÅŸamış Samsatlı Lucianus'un da felsefeye, filozoflara iliÅŸkin mizah gözlüÄŸünden eleÅŸtirileri vardır.
ÖrneÄŸini verdiÄŸim durumlar felsefeye 'dışarıdan' bakılarak, ondaki gülünç yanları bulma çabalarıdır. Oysa felsefe yaÅŸama ironiyle bakmaktan kaynaklanır, Sokrat gibi örneklerde. İroni, bir açıdan kara mizahtır. Mizah sıradan dünyaya sıradan bakıldığında ortaya çıkmaz. Mizah, olaÄŸana olaÄŸan dışı bakabilme gücünden gelir. Aklımızla yaptığımız mizah belli bir biçimde, olup biteni, gülünç bulacak bakış açısıyla gördüÄŸümüzde ortaya çıkar. Böyle bir açı bir zeka ile oluÅŸturulabilir.
Felsefe de olup bitene, alışılagelen kalıpların dışında, belli sorgulama tavrı ile yaklaşır. Felsefe olaÄŸana, olaÄŸan dışı bir açıyla bakar. Bu açıdan mizaha benzer. Mizah, kalıpları kıran, ezberimizi bozabilen özellikler taşır. Felsefe de kalıpları kırma, kalıpları sorgulama etkinliÄŸidir.Tıpkı kimi büyük sanatçılar ve bilim insanların da olduÄŸu gibi, kimi büyük filozofların da mizah duyguları vardır. Mizah duygusu, bilimde ve felsefede yaratıcılığın çekirdeÄŸini oluÅŸturabilir. Mizah duygusu, araÅŸtırdığımız konuları, alışılmamış açılardan görmeye katkıda bulunur. Zihnimizi, duygu dünyamızı geniÅŸ bir ufukla görmemize yardımcı olur. İnsan olarak zenginleÅŸtirebilir bizi, farklı açılarla bakmayı saÄŸladığı için, bizi katı görüÅŸlü bir insan olmaktan alıkoyar.
Mizah, sık söylendiÄŸi gibi, ciddi çok ciddi bir iÅŸtir. Sorumluluk ister. Mizahın bir ahlakı, bir edebi vardır. İnsanı, dünyadaki, giderek evrendeki yaÅŸamı güzelleÅŸtirmek içindir. İnsanları aÅŸağılamak, sahip oldukları deÄŸerleri küçümsemek, onlara hakaret etmek için deÄŸildir.
BaÅŸkalarına gülmeden önce kendine gülmeyi bilmeyenin mizahla ilgisi olamaz.