Geçenlerde Fethullah Gülen'in en yakınlarından, Cemaat'in önemli ismi Hüseyin Gülerce ekrana çıkmış ve 'Biz siyasette yokuz, hani neredeyiz, belgesi nerede' diye konuÅŸuyordu. Erbil'de düzenlenen Kuzey Irak'ı tasarlama toplantısının, Abant Platformları'nın, Ergenekon operasyonlarının nedense hep Cemaat'le çatışan isimleri hedef alması yeterli belge deÄŸil demek ki.
Olsun, varsın...
Ama dün gazetelerde yer alan küçük bir haber Cemaat'in nasıl siyasetin tam içinde yer aldığının belgesi adeta...
Küçük bir haber olarak geçiÅŸtirilmiÅŸ, ama dünün en önemli geliÅŸmelerinden biriydi.
Milliyet 'Utah'lı hoca Polis Akademisi Başkanı' diye vermiş haberi; anlayana 'yorum' başlıkta gizli.
Zühtü Arslan, Polis Akademisi'nin ilk sivil rektörü olarak atandı. Kamuoyu, adını AKP'nin 'sivil anayasa' taslağından hatırlıyor.
Milliyet'in Utah vurgusu önemli. Utah, Gülen Cemaati'nin Amerika'da en iyi örgütlendiÄŸi eyaletlerin başında geliyor. Türkiye'den pek çok Cemaat ilintili polisin yolu da Utah'tan geçiyor.
Yakın zamanda Türkiye'ye döndürülen ve polis bünyesinde aktif görev verilmeyen Emrullah Uslu bunların en ünlüleri. Utah Üniversitesi'nde doktora yapıyordu. Emniyet kökenli isimlerin yazdığı sucveceza.com'un yazarlarından Fatih Balcı, Zaman gazetesinde yazan Åžaban KardaÅŸ da Utah Üniversitesi öÄŸrencilerinden.
Artık Cemaat'le bir bağı olmadığı söylenen ama eskinin sıkı Cemaat'çisi Hakan Yavuz da Utah Üniversitesi'nde öÄŸretim üyesi.
Cemaat ve Utah Üniversitesi iliÅŸkisini daha evvel ÅŸöyle özetlemiÅŸtim:
'Utah Üniversitesi, Cemaat'in etkin olduÄŸu yerlerden biri. Cemaat burada okumaları için öÄŸrencilerine burs saÄŸlıyor, onlarla beraber etkinlikler düzenliyor, paneller organize ediliyor. Cemaat'in Utah'ta organize ettiÄŸi panellerde konuÅŸan öÄŸrenciler sık sık Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni eleÅŸtiriyor, yabancılara karşı Türkiye'yi kötülüyor. Türkiye'nin demokratik olmadığını, inanç özgürlüÄŸü bulunmadığı vurgulanıyor. Bunun sorumlusunun da Türk Ordusu olduÄŸunun altı çiziliyor.'
Polis Akademisi'nin yeni rektörü Zühtü Arslan da ne tesadüf ki Utah'taki Atlas Ekonomik AraÅŸtırmalar Vakfı için çalışmalar yaptı. Arslan'ın 2004'te 'Dinlerarası İliÅŸkiler: Seküler ve Demokratik bir Sistemde Barış İçinde Birarada VaroluÅŸ Anlayışı' projesi Gülen Cemaati tarafından sahiplenildi, büyük ilgi gördü.
Arslan'ın makalelerinin Zaman gazetesinde yayımlandığını da ekleyelim.
Yine hatırlatmak gerekiyor ki Arslan'ın bir yazısından dolayı Genelkurmay BaÅŸkanı İlker BaÅŸbuÄŸ ÅŸikayetçi olmuÅŸ, TESEV için kaleme aldığı 'Türkiye'de güvenlik sektörü' makalesi yüzünden Arslan ve dört öÄŸretim üyesi hakkında soruÅŸturma açılmıştı.
Bakalım, Emniyet içindeki F-Tipi örgütlenme iddiaları Utah'lı hocanın yetiÅŸtireceÄŸi yeni polis-ÅŸakirtlerle nasıl bir hal alacak.
Taraf'çıların ne istediÄŸini bir anlayabilsek...
Bu adamların kafası mı karışık, yoksa bu tutarsız davranışlarının patolojik bir açıklaması mı var, ya da karşılarındakini aptal yerine mi koyuyorlar? Gerçekten anlamakta zorlanıyorum.
Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, Genelkurmay BaÅŸkanı'na ağır ithamlarda bulunuyorlar. Sorular soruyorlar, yanıt bekliyorlar.
Sonra Genelkurmay BaÅŸkanı çıkıp 150 dakika boyunca teker teker bu iddiaları yanıtlıyor, sorulara cevap veriyor, basın toplantısı düzenliyor.
Bu sefer de kalkıp 'Neden konuÅŸuyor, neden basın toplantısı düzenliyor' diye çıkışıyorlar.
Davetli gazetecilere çıkışıyorlar, 'Neden gidiyorsun?' diye...
Hem soru soruyorlar hem de yanıt verdiÄŸi için adama kızıyorlar. Normal bir yaklaşım mı bu?
'Asker konuÅŸur mu' diyenlere
Pazartesİ günkü Cumhuriyet'in yorum sayfasında, Alev CoÅŸkun'un İlker BaÅŸbuÄŸ'un Harp Akademileri'ndeki konuÅŸmasını analiz eden bir yazısı vardı. BaÅŸbuÄŸ'un basın toplantısına da denk gelen bu yazıda CoÅŸkun 'Evet keÅŸke askerler hiç konuÅŸmasa' diyor, ama bu eleÅŸtirilere karşı da ÅŸu soruları gündeme getiriyordu. Dikkatinize sunarım:
1. Hangi demokratik ülkenin ordusu 1984 yılından bu yana terörle uÄŸraşıyor.
2. Hangi demokratik ülkede o ülkenin kuruluÅŸ felsefesi tartışmaya açık hale getirilmiÅŸtir.
3. Hangi demokratik ülkede demokrasinin temeli olan laiklik ilkesi bu derece tartışmaya açılmıştır ve hangi demokratik ülkede iktidarda olan bir partinin, Anayasa Mahkemesi tarafından 'laiklik ilkesine karşıtlığın odağı haline geldiÄŸi' tescil edilmiÅŸtir.
Yazgülü Yazıyor
BaÅŸlıktaki slogan basın tarihine giren bir köÅŸenin adıdır aslında. Kadınların medyada o kadar da görünmediÄŸi yıllarda Günaydın gazetesinde parlayan efsane bir köÅŸesinin... Yazgülü AldoÄŸan'dır o köÅŸenin yazarı. Yazarın kendi adı bile efsane olması için yeterli deÄŸi mi?
Kadınların magazin, kıyafet, makyaj, dedikodu yazmaya zorlandığını bir geleneÄŸi yıkmış, çok etkili bir siyasi yazar olmuÅŸtur. Medyadaki kadınların bir tür Rosa Parks'ıdır, 'Kadınlar dünyanın zencisidir' sözünü reddetmiÅŸtir...
Yazgülü, ÅŸimdi bir tabuyu daha yıkıyor...
'Kiralık Adam' diye bir roman yazdı; içinde erotik unsurlar da barındıran bir aÅŸk hikayesi anlatıyor. En çok oÄŸlu Deniz'den çekinmiÅŸ, hatta izin almış böyle bir ÅŸey yazabilmek için.
Önceki akÅŸam, Deniz de annesinin mutluluÄŸunu paylaşıyordu Yazgülü AldoÄŸan'ın dostlarıyla beraber... Hepimiz 'Kiralık Adam'ı kutlamak için toplanmıştık.
Bunun neden bir tabu kırıcılık olduğuna gelince...
Yazgülü AldoÄŸan ÅŸimdi de ÅŸöhretini siyaset, güncel olaylar üzerine yaptığı yorumlarla kazanmış bir gazetecinin de içindeki romancıya engel olamayacağını gösteriyor...
Geçen gece yaptığım bir espriyi burada da tekrarlamak isterim:
'Ahmet Altan kenara çekil! Ulusalcılar da aÅŸk romanı yazıyor!'