Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Fehmi'den size yar olmaz

DoÄŸan Grubu'nun bazı elemanları yanlış bir okuma yapıyorlar. Fehmi Koru'nun patronları Aydın DoÄŸan'la temasını haddinden fazla abartıp, yanlış yorumluyorlar. Bu yanlış yorumlar, onları çeÅŸitli pozisyon alma çabalarına sürüklüyor. Adeta kendi geleceklerini hazırlamak için Koru'ya yandaÅŸ bir çizgi tutturmaya çalışıyorlar.
Oysa dışarıdan bile görülebilecek çok basit bir tavrı var Aydın DoÄŸan'ın: Bütün İslamcı basın onu düÅŸmanlaÅŸtırmaya, ötekileÅŸtirmeye çalışıyor, hakkında türlü komplo teorileri üretiyor, o da bu çabalara karşı 'ÅŸeffaflık' politikası uygulamak istiyor.
Mesela Rodos'ta DoÄŸan Grubu üst düzeyinin bir tür 'Illuminati' toplantısı yapıp örgüt kararları aldığına dair bir ÅŸehir efsanesi atıyor Fehmi Koru. Onu Rodos'a davet ediyor, gösteriyor ki bu basit bir bayram gezisi.
Bir tür PR çalışması da denebilir; medyanın en büyük patronu kendini tanıtmak istiyor belli ki. Bu da anlaşılabilir bir durum.
Çok az mesafeyle bunu görmek mümkün, peki DoÄŸan Grubu içindeki kimi isimler bunu neden görmüyor? Ayrıntıya hakim deÄŸiller de ondan. Bilmiyorlar, tek açıklaması bu. Ne dengeleri, ne onun giriÅŸimini.
Hadi yerini korumak isteyen birkaç hevesli olsa anlarım, ama dün CNN Türk'te AyÅŸenur Arslan'ı izleyince gözlerime inanamadım.
Sol gelenekten gelen, yıllarca haber merkezi yönetmiÅŸ, duayen olarak anılan bir gazeteci almış karşısına kolonya kokulu Fehmi Koru'yu ağırlıyor. Ağırlamak sert bir ifade olabilir, ama dünkü programı izah edecek baÅŸka bir kelime yok.
Sadece kolonya kokulu Fehmi Koru'nun hoÅŸuna gidecek sorular, gevrek gevrek gülmesine fırsat tanıyacak bir ortam yaratılmış... 'İki imzayla yazmak zor mu' ya da 'Yeni hükümeti nasıl buldunuz' gibi sade suya tirit sorular.
ÅžaÅŸkınlığım DoÄŸan Grubu'yla ilgili düÅŸüncelerini DoÄŸan Grubu'nun haber kanalında aktardığı anda daha da arttı... Yine aynı terane, yine Aydın DoÄŸan'la yönetim kadrosunun uyuÅŸmadığına dair ayağı yere basmayan teorisi. Bu sefer de CNN Türk'ten yine 'Beni alın' mesajı.
Bu durumun şık olmaması bir yana, bende ekran yüzlerinin gazeteciliÄŸiyle ilgili derin kuÅŸkular oluÅŸmasına neden oldu.
Herkesten beklerdim de, böyle bir aklamayı AyÅŸenur Arslan'dan beklemezdim. Ki kendisi medya programı yapıyor, medyaya eleÅŸtirel yaklaÅŸmak için yola çıktı, yılllarca medya eleÅŸtirileri yazdı ve gazeteleri satır satır okur...
Peki neden sormaz, neden sıkıştırmaz Fehmi'yi? Bir korku, bir çekinme mi var?
Neden sormaz Fehmi Koru'ya kaçak yalısını? Anıtlar Kurulu'nda bu yalıyla ilgili soruÅŸturma açılıp açılmadığını? Neden eski Beykoz Belediye BaÅŸkanı'nın köÅŸede övülmesi sorgulanmıyor; bu yıkama-yaÄŸlama çalışmasının yalıyla ilgili olup olmadığı?
Balçiçek Pamir bile bunların bir kısmını sormuÅŸken AyÅŸenur Arslan'ın ürkek tavrı bende bir hayal kırıklığı yarattı.
Yüzlerce gazeteciyi yetiÅŸtirdi Arslan, yoksa haber merkezleri böyle ürkek, soru soramayanlar tarafından dolduruldu, yıllarca bu ÅŸekilde haber mi yapıldı? Bu gibi sorular beni kaygılandırdı.
Üstelik bu örnekte korkulası bir durum da yok ortada. Ona raÄŸmen bu çekingenliÄŸi anlamlandırmakta zorlanıyorum...
Bir mesele daha var...
Ekran yüzlerinin artık Türkiye'deki deÄŸiÅŸimleri iyi izlemesi gerekiyor, fakat maalesef -artık kameranın büyüsünden midir nedir- müthiÅŸ bir geriye sayım göze çarpıyor. Kendilerini hiç geliÅŸtirmedikleri gibi gazetecilikleri de ekranda kaldıkça geriliyor.
Türk televizyonlarında birtakım konuÅŸan kafaların derin düÅŸüncelerini anlattığı dönem geride kaldı. İzleyicinin ahkama, içi boÅŸ konuÅŸmalara karnı tok. Bu formül tutmuyor. Ya gazetecilik yapılacak, ya da ahkamcılar teker teker dökülecek.
Seçim sonrası izlenme oranları da bunu göstermedi mi: BoÅŸ laf edenler, aynı ÅŸeyleri tekrar edenler izlenmedi. Haber kazandı...
Medyayı inceleyen programlardan da habercilik yapmasını beklemek izleyici olarak hakkımız değil mi?

Neden kolonya kokulu?
Bazı iÅŸadamları merak ediyormuÅŸ, kimi okurlardan da geliyor, neden Fehmi Koru'dan bahsederken 'kolonya kokulu' dediÄŸime dair. Hatta kimileri daha da ileriye giderek İslamcı Koru'nun içinde alkol olduÄŸu için asla kolonya kullanmayacağını, bu tabiri 'gülsuyu kokulu Fehmi'ye dönüÅŸtürmemi bile öneriyor.
İşin aslı Fehmi Koru'nun ailesinde gizli.
Koru'nun babası İzmir'de kolonya iÅŸi yapardı... Küçük Fehmi'nin de çocukluÄŸu hep kolonya kokuları içinde geçmiÅŸti.

105 bin TL imaja yetmiyor
AyÅŸenur Arslan'la Fehmi Koru, Yeni Åžafak binasında konuÅŸuyorlar. Fehmi Koru'nun üzerinde zevksiz bir takım elbise var. Birinin ona siyah dışında takım giymemesi gerektiÄŸini öÄŸretmesi gerek; hatta bir imaj danışmanı tutsun, parası var ne de olsa... O vücut yapısında insan açık renk takımı taşıyamaz. (Melis Alphan bu konuyu Milliyet'te irdeler herhalde.)
Ama para olsa da, takımlar alınsa da, kültür beraberinde gelmiyor iÅŸte.
Koru oturduÄŸunda pantolonu yukarı kaymış, çorabıyla paçası arasından bacağının bir bölümü görünüyordu. İnsan çorabına, pantolon paçasının boyuna dikkat etmez mi? Televizyon aynı zamanda bir estetik merkezidir, böylesi taÅŸra estetiÄŸini ekran kaldırmaz.
İyi ki bugüne kadar Koru'yu ekranda hep masanın arkasından görmüÅŸüz.

House Cafe'lere yazık oluyor
Geçenlerde bir akÅŸam, sinema öncesi TeÅŸvikiye'deki ilk House Cafe'ye gittik. Bir zamanlar her günümüz orada geçerdi, küçük bir apartman dairesinden bozma, bizbize olunabilecek bir ortamdı. Orada buluÅŸulur, orada konuÅŸulurdu.
Sonra zincirleÅŸti House Cafe, büyüdüler, baÅŸka ÅŸubeler açıldı, dışarıdan ortak alındı, sahipleri çok para kazandı. DoÄŸal olarak da bir soÄŸuma oluÅŸtu. Adını McHouse olarak deÄŸiÅŸtirseler yeridir.
Bu süreç House Cafe'lere gidiÅŸlerimizi de azalttı doÄŸal olarak.
Epey bir zaman sonra yeniden gittik. En iyi mutfağın TeÅŸvikiye ÅŸubesinde olduÄŸunu düÅŸünerek.
YemeÄŸimiz geldi. İkimizinki de yenecek gibi deÄŸildi. Yarım bıraktık. Hem müdüre hem de patrona ÅŸikayetlerimizi ilettik. SaÄŸolsun deÄŸiÅŸtirmeyi önerdiler, her ÅŸekilde yardımcı olmaya çalıştılar. Hesap da almadılar.
Ben yine de masaya hesap kadar bahÅŸiÅŸ bıraktım. Bıraktım ki yazabileyim. Çünkü ancak yazarsam onlara dostluk yapmış olurum.
House Cafe'ler iyi yolda ilerlemiyor. Birkaç sene içinde de patlayacak ellerinde, görecekler. Asmalımescit'te her akÅŸam her yer tıklım tıklım, House Cafe'de ise yer bulunuyor. Bu bile bir gösterge deÄŸil mi?
Hızlı büyüme bu markaya iyi gelmedi. Eski müdavimler dağıldı. Çünkü ruh gitti. DuyduÄŸum ÅŸikayetler çoÄŸalıyor. Üstelik her ÅŸubede bizimle olduÄŸu gibi patron-müdür de ilgilenmiyor; şımarık kızlar müÅŸterilere kötü davranıyor, bir şımarıklık, kendini beÄŸenmiÅŸ göze çarpıyor. Pek çok tanıdığım mutfaktan da ÅŸikayetçi. Çok ÅŸey duyuyorum, ÅŸehirde çok konuÅŸuluyor. Fısıltı gazetesini tekzip etmek mümkün deÄŸildir.
Oysa sahipleri bu konularda çok titizdir... Neden böyle oldu, nasıl bu hale geldiler, bunu düÅŸünmeleri gerekiyor.
1 Mayıs'ta TeÅŸvikiye'deki House Cafe'lerden ikincisinin tabelasındaki 'The' düÅŸmüÅŸ gösteriler yüzünden. O gün bugündür 'the'sız.
Maalesef zaman içinde House Cafe'ler başında 'the'dan daha fazlasını kaybetti.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3