Münevver Karabulut'un avukatının insanın tüylerini gerçekten ürperten, 'genç kızın kafası henüz canlıyken kesilip vücuttan ayrıldı' iddiasını AyÅŸe Arman'ın yazısında okuduÄŸumdan bu yana beynimden atamıyorum.
Bu tür olaylar ile ilgili ek bilgim nedeniyle içimde duyduÄŸum dehÅŸet artarak sürüyor.
Kafaların kesilip vücuttan ayrıldıktan sonra BİR BUÇUK DAKİKA boyunca düÅŸünmeyi sürdürdüÄŸü belirtiliyor.
Heyecanlı ve telaÅŸlı bir beynin bu müddete 240 KELİME sığdırabileceÄŸi hesaplanmış.
DüÅŸünsenize; dehÅŸet veren bir vahÅŸet yaÅŸamışsınız ve hayata veda etmeden önce 240 kelimelik bir ÅŸeyler düÅŸünme vaktiniz hala daha var.
Bundan haberdar olan bir insan, o genç kızın son bir buçuk dakikasında neler düÅŸünmüÅŸ olabileceÄŸini merak ediyor elinde olmadan... Acaba katiline mi lanet okumuÅŸtur, onu sevdiÄŸini sandığı için kendisine mi kızmıştır, artık yaÅŸayamayacağını bildiÄŸi hayatı ne kadar özleyeceÄŸini mi düÅŸünmüÅŸtür, yoksa dehÅŸetten, panikten düÅŸünmesi imkansız mı hale gelmiÅŸtir?..
Roman veya hikaye yazmak kabiliyetim olsaydı o son 240 kelimeden bir sanat ÅŸaheseri rahatlıkla çıkarılırdı diye düÅŸündüm.
Böylesine bir deneme örneÄŸi de var
zaten.
'Tabloid Dreams' adlı, sadece adının çekiciliÄŸine kapılarak almış olduÄŸum kitabında bana büyük sürpriz yapmış olan Robert Olen Butler, kesilip vücuttan atılan kafalarla ilgili yukarıda verdiÄŸim bilgilerden yola çıkarak Severance (Kesip ayırma) adını verdiÄŸi bir hikaye kitabı yayınlamış.
DüÅŸünce dahiyane. Adam çok da iyi yazıyor. Böylece bir dehÅŸet olayından edebi tadı olan hikayeler çıkarmış ortaya.
Kitaptaki hikayelerin hepsi sadece 240 kelimeden oluÅŸuyor ve hepsi de biraz önce kesilip vücutlarından ayrılan kafaların son bir buçuk dakikalarındaki düÅŸüncelerden ibaret. Yazarın hayal dünyasına aldığı kesik kafalar arasında sanatçı Jayne Mansfield, romancı Yukio MiShima, Hitler'i öfkelendirdiÄŸi için kafası kesilen bir Alman baronesi ve Charles H.Stuart da var.
O sonuncu da kim derseniz; Charles H. Stuart, kafası gerçekten genç kızları tarafından kesilerek öldürülen Teksaslı çiftçiydi.
Bunların hepsi de çok ilginçti ama ben kitaptaki Saddam Hüseyin'in emriyle kafası kesilen bir din adamının son bir buçuk dakikasında Allah'ı nasıl düÅŸündüÄŸünün anlatıldığı bölümü yazarın ustalığının bir güzel örneÄŸi olarak buldum.
İnanç meselesi hakkında düÅŸünmeye çalışanlara tavsiye ederim bu hikayeyi.
Bu yazar, Münevver Karabulut'un yaÅŸadığı vahÅŸeti bir duysaydı, bu korkunç cinayeti takip etseydi, bunun hakkında da bir edebi metin ortaya çıkarırdı herhalde.
Robert Olen Butler gerçekten orijinal fikirler üretebilen bir yazar.
Tabloid kelimesi okuyunca ilgimi çeken kitabı 'Tabloid Dreams' adlı kitabında bana büyük keyif ve edebi lezzet veren bir hikayesi vardı.
Karısının kendisini aldattığını çok iyi bilen kıskanç bir koca ölüyor.
Hayata bir papaÄŸan olarak geri dö-
nüyor.
Ve karısı eski kocasının ruhunu taşıyan bu papaÄŸanı tesadüfen bulup kendi evine bir kafes içinde koyuyor.
Nasıl müthiÅŸ bir fikir deÄŸil mi?
Ölmeden önce karısını çok kıskanmakta olan koca, ÅŸimdi yeni hayatında bir papaÄŸan olarak karısının evinde, onun yeni sevgilileriyle seviÅŸmelerini izlemek ve de seviÅŸirken ve sonrasındaki konuÅŸmaları dinlemek zorunda.
Sadece dinlemek deÄŸil, papaÄŸan olduÄŸu için bunları tekrar da etmek zorunda. DuyduÄŸu sözleri tekrar ettiÄŸinde karısı papaÄŸanı sevecek, 'aferin' filan diyecek düÅŸünebiliyor musunuz?
Ne diyeyim; sıradan bir yazarı bir dahiden ayıran böylesine orijinal fikirler olmalı...