'Herkes insandır. Gazeteci insanları sevmek zorunda. İnsanlığı seveceksin ki gazeteci olarak sorumluluÄŸunu yerine getirirken demokrasiye, evrensel çaÄŸdaÅŸ deÄŸerlere ve insan haklarına saygılı davranabileceksin. Kürt -Türk nüfus cüzdanında ne yazarsa yazsın bizim için her insan eÅŸittir. Nüfus cüzdanındaki din bölümünde de, cinsiyet bölümünde de ne yazarsa yazsın insan insandır ve herkesle eÅŸit haklara sahip olmak onun da hakkıdır. Avrupa BirliÄŸi'ne üye olmak yolunda olan bir ülkede bu basit gerçeÄŸin hala daha her yurttaÅŸ tarafından kavranmamış olması üzücüdür. Bizim sorumlu gazeteciler olarak görevimiz bu gerçeÄŸi her fırsatta haykırmak olmalıdır. Yeni Kürt açılımlarının tartışıldığı bu günlerde insanların eÅŸit oldukları, herkesin aynı haklara sahip oldukları tekrar hatırlanılmalıdır. Evet Türkiye'de bir terör sorunu vardır bu gerçeÄŸi görmek gerekir. Ancak toplumumuzun bu kanayan yarasını sadece top tüfek meselesi olarak görmek yapılabilecek en büyük yanlıştır. Terörün temelinde ekonomik ve sosyal eÅŸitsizlikler vardır. Ekonomik ve sosyal eÅŸitsizlikleri çözmek yolunda kararlı adımlar atarsanız terörü de kalıcı olarak çözebiliriniz. Kürtler ve Türkler arasında anlamlı bir diyalog ortamı yaratabilmeli ve yörenin ekonomik ve sosyal eÅŸitsizliklerinin üzerine, toplumsal uzlaÅŸma çerçevesinde yeni bir kararlılıkla acilen gidilmelidir. Bugün gündemimizde çözüm bekleyen en hayati meselemiz budur. Bu konuda AKP yetersiz de olsa bazı adımlar atmaya çalışıyor. Ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi de, ÅŸu aralar neden düzenlenmesine ihtiyaç olduÄŸu bir türlü anlaşılamayan cumhuriyet mitinglerine destek vermekle uÄŸraÅŸacağına bu Kürt açılımı meselesinde iktidar partisine yardımcı olsa ülke açısından çok daha hayırlı olacaktır.'
Durun, durun hemen panilemeyin: Bu elbette benim bugünkü yazım deÄŸil. Biliyorsunuz ben böyle bir ÅŸeyi utanırım yazı diye, fikir diye önünüze çıkarmaya. Tüm yazarlık yeteneÄŸimi bir kenara koyarak ve kendimi zorlayarak ve hatta arada yazdıklarımın kötülüÄŸü nedeniyle içimi de bulandıran bu yazı, herhangi bir baÅŸyazarın köÅŸesinde yer alabilecek düzeyde veya herhangi bir Milliyet yazarının köÅŸesinden alınabilecek düzeydeki bir yazıya benzemesi için özel bir gayret gösterilerek tarafımdan yazılmıştır.
İmza benim olmasaydı yazının bu giriÅŸ bölümü mutlaka bugün bir buçuk insan tarafından sunulan Yazı İşleri adlı medya programında günün önemli yorumu olarak alınıp okunurdu hatta üzerinde uzun yorumlar konuÅŸulur ve askere düÅŸmanlıklarını tekrar anlatmaları için ekran kirliliÄŸi olacağı bile göze alınarak Eser KarakaÅŸ ve Mehmet Altan yorumcu olarak ağırlanabilirlerdi.
Ciddi olmak ile steril olmayı sürekli birbirine karıştıran NTV kanalında bir buçuk insanlar da kanallarının genel steril ruh haline uymak için her gün fikir hayatımızı tekdüzeleÅŸtiriyorlar. Yukarıda verdiÄŸim türde aslında hiçbir ÅŸey söylemeyen, anlamı da olmayan, ortaokul eÄŸitimini tamamlamış, alfabeyi sökmüÅŸ her insanın kendisini biraz zorlasa kaleme alabileceÄŸi türdeki yazılara bayılıyorlar onlar.
Kendilerini tamamen teslim almış 'siyaseten doÄŸrucu' ruhlarına uyan her yazı, her fikir onlarda muazzam heyecan yaratabiliyor. Öylesine görüÅŸleri ciddi biçimde tartışabiliyorlar, liberal faÅŸist yol arkadaÅŸları grubundan ekranda ağırladıkları isimlerle sohbetler yapıyorlar.
Her gün bıktırıcı ÅŸekilde tekrarlanan ve artık Türk medyası açısından büyük tehlike oluÅŸturan bir cihat haline geldi bu. Vasat olanı normal, kaliteli, ciddi gibi göstermek amacı bunların. Bu deklare edilmemiÅŸ bir savaÅŸ. Åžu aralar kendileri açısından en önemli cepheleri bu medya programı. Tabii ki kanallarının yöneticilerinin ortak olduÄŸu internet sitesinde de bir baÅŸka cephe açılmış durumda. Farklı olmaya çaışanlara, yeni bir ÅŸey söylemeye uÄŸraÅŸanlara düÅŸmanlar bunlar. Dolayısıyla gerçekten yazar olan herkese de düÅŸmanlar. Çünkü yazar olmak her yazıda farklı olmaya çalışmak ve sadece insanı eÄŸlendirmek için de olsa deÄŸiÅŸik bir ÅŸeyler söylemeye çalışmakla mümkündür ancak.
Bu tür yazar olmaya çalışanlar medyanın liberal faÅŸistlerini korkutmaktadır. BaÅŸta bu bir buçuk insan olmak üzere bu siyaseten doÄŸrucu çetelerin medyadaki fikir düzeyini sürekli aÅŸağıya çekmek için açtıkları cihattaki pervasızlıkları aslında onların bu korkularının bir göstergesidir.
Ben bir ÅŸey fark ettim bunu da söyleyeyim size. Sürekli yeni fikirlerin peÅŸindeki, yazılarına farklı bir boyutu mutlaka katmak için sürekli çılgınlar gibi okuyan bir yazar olarak bu insanların yaptığı programı ne zaman seyretsem o gün içimde yazmak arzusunun tamamen silindiÄŸini gördüm. Öyle düzeysiz fikirleri sevebiliyorlar, öylesi heyecansızlar ki sizin ruhunuzu da boÅŸaltabiliyorlar. Biliyorum ÅŸimdi onların bu düÅŸük durumuna ÅŸahit olmak için seyretmeyeceÄŸiniz de varsa ben yazdım diye seyredeceksiniz bunları ama bir kez seyretmek yeter düzeysizliÄŸi ve vasatlaÅŸtırma operasyonunu görmeniz için. Çünkü bunu açıkça ve kendilerini pek beÄŸenerek yapıyorlar.
Merak ediyorsanız bir defa bakın ama kendinizi düzenli olarak düzeysizlik ve vasatın saldırılarına her gün muhatap etmeyin.
SONUNDA HASAN CEMAL DURDU
Vasatı her gün istikrarlı biçimde tutturmayı baÅŸaran yazarların gazetesi Milliyet'in ÅŸeyh-ül muharriri konumundaki Hasan Cemal dün yazısında 'Zaten yavaÅŸ yazarım ÅŸimdi daha da yavaÅŸladım' demiÅŸ. Bir insanın onun düzeyinden daha fazla yavaÅŸlaması mümkün olamadığına göre bu aslında Hasan Cemal'in sonunda tamamen durmuÅŸ olduÄŸu anlamına geliyor. Belki bundan sonra onu bir müzeye koyarlar ve yanına de inÅŸallah yakında yazmayı bırakma kararını açıklayacak olan Hasan Pulur'u da dikerler. Vasat Yazarlar Müzesi'ne bir de NTV'yi sponsor olarak alırlarsa bizler nasıl yazı yazılmayacağını hatırlamamızın gerektiÄŸi durumlarda o müzeyi ziyaret edip, onları biraz seyrederiz.
Eurovision'u aslında Amerika kazandı
Moskova'da düzenlenen anlamsız yarışın en anlamlı, en güzel yanı açılışta Cirque de Soleil'in yaptığı muhteÅŸem gösteriydi. Bu grubun gösterilerinin anlamı ayrıntıyla incelenip yazılmayı hak ediyor.
O muhteÅŸem açılış gösterisinden sonra baÅŸlayan yarışmada farklı ülkelerden gelen her gruba Amerikan kültürü ve ÅŸov anlayışı hakimdi. İngilizce söylemek genel tercih de olunca her ülkenin grubunun gösterisi birbirinin aynı gibi oldu ve hepsi de Amerikan televizyonunda herhangi bir gecede görülebilecek rutin ve kötü bir ÅŸova benzedi. Dünyadaki kültür hakimiyetini göstermesi açısından yarışın gerçek birincisi bence Amerika'ydı. Patricia Kaas herkese fark attı kültür emperyalizmine teslim olmayarak.