İnsanın aklını durma noktasına getiren siyaseten doÄŸruculuk, kanserli hücreye benziyor. BaÅŸka hücrelere de atlayıp onları da öldürebiliyor.
NTV'de siyaseten doÄŸrucu tavır, zirvesini günlük medya programları olan 'Yazı İşleri' adındaki ÅŸeyde yapıyor. O programı sunan bir buçuk insan sürekli olarak seçtikleri konular ve özel ilgi gösterdikleri yorumlar, ağırladıkları konukları ile Türk medyasındaki akıl tutulmasının en büyük suçlusu olarak ortaya çıkıyorlar.
O tavır o ruh hali yazıları iyi denilerek okunan yazarların da zaten pek parlak durumda olmayan beyinlerini tamamen durma noktasına getirdi.
Onlar her gün belki yeniden ekranda okunuruz diye bir gayret içinde, hep aynı türde boÅŸ yazıları yazıp duruyorlar.
Korkunç bir kısır döngü bu. Merak etmeyin yakında isimlendireceÄŸim aklı tutulmuÅŸ olan bu insanları. Bir liste tutuyorum ve liste her gün uzuyor. Bunu siyasi bir amaçla filan da yapmıyorum. Çünkü siyasi amacım yok benim. Onu büyük olduÄŸunu sanan yazarlara bıraktım çoktan. Sadece mesleÄŸime, yazı sanatına duyduÄŸum saygı nedeniyle yazıyorum bunları. Listeyi de bu nedenle açıklayacağım. Onlar da yazarsa, o tuhaf ÅŸeyler de yazıysa, peki ben niye uÄŸraşıp didiniyorum ki düÅŸüncesinden kaynaklanan bu durması gerekiyor diyerek yapılan bir mücadele benimki.
Kendim için kavga verirken belki de arada entelektüel kara deliÄŸine düÅŸmek üzere olan NTV'yi de hiçlikten kurtarırım diye de umuyorum. Ama bunun kolay olabileceÄŸi yolunda fazla bir umudum da yok. Çünkü siyaseten doÄŸrucu tavır yukarda edindiÄŸim gibi öylesine bir illettir ki insanı ve kurumları için için yer bitirir.
NTV'nin medya programı ve haber programları dışındaki programlarında da bu çürüme etkisinin yayılmaya baÅŸladığını görüyorum ne yazık ki... Kaybedecek vakit yok. Büyük çabalarla kurulan kanalı bu badireden kurtarmak gerekiyor. Bu nedenle genelde hafta içinde yazdığım türde bu yazıyı bir an önce çıksın diye bir cumartesi gününe almak zorunda kaldım.
ELEŞTİRMEN DEĞİL HALKLA İLİŞKİLERCİ
Geçenlerde NTV'nin Cannes Film Festivali'nden yaptığı bir programa denk geldim. Gördüm ki iyi yazıdan ve haberden anlamamamaları doÄŸal olan ama kültürel konularda biraz olsun olmalarının beklenebileceÄŸi bu insanlar o konuda da temkinli olmanın getirdiÄŸi entelektüel kabızlık içindeler.
Tek bir program izledim. Çünkü diÄŸerlerine yaptıklarını görmeye tahammül edemeyeceÄŸimi düÅŸündüm. 'Kültürel siyasi doÄŸruculuk'un dünya ölçeÄŸinde çok arasa zor bulacağı ideal bir konuÄŸu vardı programda; Atilla Dorsay.
Åžimdi bir parantez açayım. Bu isimle benim ta Hürriyet yıllarından gelen bir itiÅŸme tarihimiz vardır. O ve arkadaÅŸları bunu ÅŸahsi bir konu zannediyor ama deÄŸil. Atilla Dorsay çok efendi ve hoÅŸ sohbet bir insan olabilir ama eleÅŸtirmen deÄŸil. Film veya bir baÅŸka sanat dalında eleÅŸtirmenlik yapan bir insan kafayı, gözü yarmayı göze almalı. Gerekirse üzüntü de vermekten ürkmemeli. Zehir gibi dili olması ve aynı zehirlikte yazılar yazabilmesi gerekiyor. Bu eleÅŸtirmenliÄŸin olmazsa olmaz koÅŸuludur.
Dorsay ise bir film eleÅŸtirmeni deÄŸil ama sinema dünyasının bir halkla iliÅŸkilercisi olarak çalışıyor. SevmediÄŸi film neredeyse hiç yok. Deneysel olan ve risk alan hatta rahatsız edici olabilen filmler onu ilgilendirmiyor. O gün konuÅŸmasında kendisini heyecanlandıran festival filminin, geçmiÅŸte en meÅŸhur filmi 1959 yılındaki 'Hiroshima Mon Amour' olan Alain Resnais'in yeni filmi olduÄŸunu söyledi. Bunda her ÅŸeyin eskiliÄŸi ve ihtiyarlığı dışında kendi başına pek kızılacak yanı yok ama insaf yahu; aynı festivalde Quentin Tarantino'nun yeni filmi de var. İnsan biraz da bundan heyecanlanır deÄŸil mi? İçinde bir ÅŸeyler hissetmiyorsan heyecanlanmış gibi yap hiç olmazsa.
BENİM GİBİ HERGELELER
Yok ama hayır onlar illa da düzgün olacaklar, sabah medya programında okunmak için seçilen yazılar gibi ciddi ve ağırbaÅŸlı olan filmlerle özel olarak ilgilenecekler. Hasan Cemal'in filmdeki muadili Alain Resnais olabilir. Tarantino ise benim gibi hergelelerin muadilidir olsa olsa... Belki de 'İnglorious Basterds' ÅŸeklinde müthiÅŸ bir ada sahip olan filmin adı NTV gibi edepli, düzgün, aile deÄŸerlerine saygılı bir kanalda söylenemeyecek kadar edepsiz sayılmış da olabilir. Onlar düzgün ya terbiyesiz laf söylerlerse ağızlarına biber vurulur ya; hiç söylemezler daha iyi.
YAZI İŞLERİ PROGRAMI YASAKLANSIN
NTV bir an önce risk almaya baÅŸlasa iyi olur. Amerika'daki kardeÅŸ kanalları her geçen gün risk almayı bilen ve siyaseten doÄŸruculuÄŸu entelektüel düÅŸman olarak gören FOX kanalı karşısında eriyip gidiyorlar.
NTV ilk önce sabah medya programına bir an önce çeki düzen versin. Hala ayakta olmalarının sadece bir tek nedeni var, aynı saatte karşılarına CNNTURK tarafından çıkarılan medya programı, onların yazı iÅŸlerinden çok daha kötü. AyÅŸegül Arslan Hanım evdeki iÅŸlerini yarıda bırakıp aceleyle stüdyoya uÄŸrayıp zoraki program yapıyormuÅŸ gibi duruyor.
VerdiÄŸi zarar da sadece kendisine deÄŸil rakip kanaldaki bir buçuk insanın sanki iyilermiÅŸ gibi, iyi gibi algılanmalarına neden oluyor.
O nedenle AyÅŸegül Arslan'ın da suçu büyük. Medyadaki kalitesizliÄŸe, seviyesizliÄŸe katkıda bulunuyor.
O 'Yazı İşleri' programının içeriÄŸini hemen tamamen deÄŸiÅŸtirin ya da yayından kaldırın. Yayından kalkarsa belki yeteneksizlerin yazıları artık her gün ekranlardan okunmayacak olabilir ama kısa süre içinde genel seviyenin yükselmeye baÅŸladığını göreceÄŸiz.
Artık medyada ideolojiler çatışmıyor. Sadece yeteneksizler ile yetenekliler arasında mücadele var. Büyük bir savaÅŸ aslında bu. Yeteneksizlerin büyük çevreleri, baÄŸlantıları var. İnsanın küçük parmağıyla yazabileceÄŸi türde yazıları gönderiyorlar gazetelerine. Kimsenin 'Bu ne hal, utanmıyor musun? Al ÅŸunu da yeniden yaz' dediÄŸi de yok. Gelen geçeni basıyorlar. Ertesi gün birbuçuk insan bunlar, hemen ekranda okuyor onları, yazanları ağırlıyor. Bu yetmezse internet sitelerindeki baÄŸlantılar devreye sokuluyor.
Böylece aslında hepimizi bitirip tüketen, seviyemizi aÅŸağıya çeken bir iÄŸrenç kısırdöngü kurulmuÅŸ durumda.
Bunu kırmak için mücadele de iyi yazarların onur savaşıdır.