Bilgisayar oyunlarına alışık, hiperaktif kuÅŸaklar için üretilmiÅŸ gibi gözüken filmlerde son derece hızlı bir tempo oluyor. 10 saniyede bir filan mutlaka sahne deÄŸiÅŸmesi gerekiyor. Artık Bergman, Hitchok gibi ustaların sabit kamerayla çektikleri duraÄŸan sahnelerden oluÅŸan filmler hiç raÄŸbette deÄŸil. Filmlerin yüksek sesli müzik ve hızlı tempolu olması yeni moda. Bu her zaman iyi sonuç vermeyebiliyor. Bazı yönetmenler bu modaya bilinçli isyan da gösterebiliyor
MİNİMALİST COOL
ÖrneÄŸin; ünlü yönetmen Jim Jarmusch özellikle yavaÅŸ tempoda çektiÄŸi bir filmi, bu hızlı tempo modasına isyanını göstermek için piyasaya sürdü.
'The Limits of Control' (Kontrollerin Sınırı) adlı film, içinde aksiyon olmayan bir aksiyon ve içinde suç bulunmayan bir suç filmi olarak nitelendiriliyordu eleÅŸtirmenler tarafından. Ben de böyle zor bir iÅŸi Jarmusch'un nasıl baÅŸarabildiÄŸini merak ettiÄŸimden gördüm filmi.
Anlaması hayli zor olan ve bazen insanı bıktırabilecek derecede yavaÅŸ tempoya sahip bir film bu. Yönetmen o kadar sakin bir tempoyla anlatmış ki hikayesini, bu tarza 'Minimalist Cool' diyebiliriz.
Eskiden Lee Marvin'in oynadığı 'Point Blank' adlı filmin yeni yorumu bu film aslında. Sürekli olarak o eski filme göndermeler yapıyor. Senaryonun dayandığı kitabın yazarı da William Borroughs. Filmde 'tüm gerçekliÄŸin sübjektif ve gerçeÄŸin tesadüfilere dayandığı' gibi zor yorumlara çok elveriÅŸli olan bir felsefe yer alıyor.
Ama film tüm zorluÄŸuna tüm yavaÅŸlığına, seyircinin sabrını zorlayıcı yapısına raÄŸmen çok da baÅŸarılı. Kendinizi kaptırdığınızda büyülenmiÅŸ bir ÅŸekilde seyrediyorsunuz.
TAKING OF PELHAM 1-2-3
Tatile çıkmadan önce son yazdığım yazılardan bir tanesinde 1970'li yılların New York'unda geçen ve yine o yıllarda gösterime girmiÅŸ olan 'The Taking Of Pelham 1-2-3' adlı filmin yeni versiyonunun yönetmen Tony Scott tarafından çekildiÄŸini, bunu da göreceÄŸimi ama sonuçtan çok memnun kalacağımı da zannetmediÄŸimi söylemiÅŸtim. Yeni film çok daha tempolu çok daha hızlı, takip sahneleri filan var ve müzik de yüksek ve ritimli. Üstelik John Travolta ve Denzel Washington gibi iki dev isim var baÅŸrollerde.
Ama bana göre eski film düÅŸük temposuna raÄŸmen çok daha baÅŸarılıydı. Nedenini anlatınca umarım siz de hızlı temponun her zaman baÅŸarı ve ilerleme anlamına gelmediÄŸi yorumuma katılacaksınız.
FİLMİN KONUSU
Pelham 1-2-3, New York Metrosu'nda yeraltı seferi yapan bir trene verilen kod adı. Bu tren silahlı kiÅŸilerce kaçırılıyor ve para ödenmediÄŸi takdirde tutsakların öldürüleceÄŸini söylüyorlar. Filmin büyük bölümü treni devralan çetenin başı ile trenleri koordineden sorumlu görevli arasındaki görüÅŸmelere dayanıyor. Eski filmde de yeni filmde de treni kaçıranlar, kaçmayı yeraltından baÅŸarıyorlar.
Yeni filmde Waldorf Astoria Oteli'nin altında bulunan ve eski BaÅŸkan Roosvelt'in Washington'dan kimseye görünmeden ÅŸehre gelip direkt otel odasına çıkabilmesi için gizlice inÅŸa edilmiÅŸ Roosvelt istasyonunu kullanarak, eski filmde ise caddelere yeraltından çıkış deliklerini kullarak kaçıyorlar.
Açıkça söylemek gerekirse yeni filmde kaçış yolu çok daha parlak düÅŸünülmüÅŸtü. Çete, Roosvelt öldüÄŸünden bu yana kullanılmadan boÅŸ duran istasyondan direkt olarak Waldorf Astoria Oteli'nin içine çıkıp kalabalığa karışıyordu.
AMA SONLARI FARKLI
Eski filmde treni kaçıran kiÅŸi (Martin Balsam) trenleri koordine eden kiÅŸiyle (Walter Mathau) ile telsizle konuÅŸurken sürekli hapşırıyordu ve Mathau da ona her defasında 'Gesundheit' (çok yaÅŸa) diyordu.
Yeni filmde John Travolta'nın nezlesi filan yok. Denzel Washington onu sıkı bir takip sonucunda köprünün üstünde sıkıştırıp, öldürüyor. Dramatik takipler ve dramatik bir son. Bunu kabul ediyorum
Ama eski filmde olanları da bir okuyun da sonra karar verin isterseniz
SON GESUNDHEIT
Eski filmde Martin Balsam yakalanmaz, evine varır ve paraları güzelce saklar. Görevli Walter Mathau kendisine verilen ÅŸüpheliler dosyalarından takip ederek eve gelir. Tüm evi arar ve hiçbir ÅŸey bulamaz. Artık sonunda gitmeye karar verir. Martin Balsam onu kapıya kadar uÄŸurlar ve kapıyı arkasından kapar. Tam o anda hapşırır ve Mathau gün boyunca telsizde dediÄŸi gibi 'Gesundheit' der. Filmin son sahnesinde Walter Mathau'nun kapıyı açıp içeriye gülümseyerek bakan suratı perdede donmuÅŸtur ve final müziÄŸi çalmaktadır.
Bence rutin bir takip sahnesinden çok daha yaratıcı ve güzel bir sondu eski filmdeki.
Özet olarak; hızlı tempo her zaman ilerleme ve baÅŸarı anlamına gelmiyor.