Ben çocuklara her türlü hayat dersinin net bir ÅŸekilde verilmesinden yanayım. Hayal kırıklığı hayatta bol bulunduÄŸundan, hatta tüm hayatın bir dizi zincirleme hayal kırıklığından ibaret olduÄŸu bile söylenebileceÄŸine göre bu kavrama öncelik verilmesi gerekiyor.
Hayal kırıklığı duygusuna alışmaları için bunu çocuklara öÄŸretmek gerekiyor.
ÖrneÄŸin çocuÄŸunuza hafta sonu lunaparka gideceÄŸiz diyebilirsiniz. Yola çıkmadan büyük bir enkazın durmakta olduÄŸu, önceden yıkılmış bir binanın bulunduÄŸu bir alan tespit edin. Lunaparka gitmek günü geldiÄŸinde çocuÄŸunuza güzel kıyafetler giydirin sanki bayrammış gibi, yolda lunaparkta nasıl eÄŸleneceÄŸini orada göreceÄŸi türlü güzel oyunları filan anlatın, kendinizi tutmadan istediÄŸiniz kadar abartın, çocuÄŸun beklenti çıtasını durmadan yükseltin. Arabanızı doÄŸruca daha önceden yerini tespit etmiÅŸ olduÄŸunuz enkazın bulunduÄŸu yere sürün.
Enkaza varınca da 'ayyyy inanamıyorum!' diye bağırın, çocuk ne oldu diyen gözlerle size bakmaya baÅŸlayacaktır. 'Bir felaket olmuÅŸ lunapark yıkılmış, eve dönmek zorundayız' deyin ve arabayı eve geri sürün.
İleride katil olabilir
EÄŸer bu deneyim bile çocuÄŸa hayal kırıklığının ne demek olduÄŸunu anlatamıyorsa bu travmaya raÄŸmen bunu hala daha anlamıyorsa o çocuÄŸun ileride gayet soÄŸukkanlı bir katil olacağını söylemek fazla abartılı olmaz ama eÄŸer çocuk hayal kırıklığına uÄŸradıysa güya yıkılmış lunaparkı görünce aÄŸlamaya filan baÅŸlarsa bilin ki ondan sonra hayatta bir daha hayal kırıklığına uÄŸraması pek mümkün olmayacaktır. ÖrneÄŸin büyüdükten sonra ilk aÅŸkına karşılık alamadığında tam üzülecekken 'Bu da bir ÅŸey mi buna da üzülünür mü, ben lunapark enkazının önünde ayakta saÄŸlam durabilmiÅŸ bir insanım böyle aÅŸk gibi, duyarsız kadın gibi küçük ve rutin ÅŸeyler bana dokunmaz' diyecek ve sıradaki kadına aşık olmaya baÅŸlayacaktır.
Bütün bu yazı durup dururken nereden çıktı diye soruyorsanız, buna verilecek iki cevabım var;
1- Ben durup dururken gündemin tamamen dışında garip konularda yazı yazmak adetimle meÅŸhurumdur.
2- Bunun yanında geçtiÄŸimiz cuma günü lunapark dersine benzer bir süreci ailece istemeden Rana sayesinde yaÅŸadık. O gün Rana kendini aÅŸtı, bir klasiÄŸe imza attı. Olay ÅŸöyle geliÅŸti; yaz tatilinde olmasına raÄŸmen yaz dönemi çalışmalarına baÅŸlamış olan oÄŸluma cuma gününe yaklaşırken o gece arkadaşının sünnet töreninde arkadaÅŸlarıyla çok eÄŸleneceÄŸini anlattık. Böyle bir konuda hiç konuÅŸmak istemememe raÄŸmen Rana 'Sen de bu konuda oÄŸlana konuÅŸ' dedi. Ben de yazar olduÄŸum için, iyi abartma kabiliyetim bulunduÄŸundan yaklaÅŸan geceyi oÄŸlana hayli abartarak anlatmaya baÅŸladım. Duyan da sanki dünyanın en neÅŸeli, en güzel partisine gideceÄŸimizi sanırdı. Halbuki aslında bu hayattaki tüm sünnet düÄŸünleri birbirine benzer. Babalar gururludur, anneler ise duyarlı. Tüm babalar ve anneler birbirine benzediÄŸinden aynı konuları konuÅŸtuklarından etrafta bağırarak oynayan, havuza düÅŸen, kendisini yaralayan, arkadaşının kafasını filan yaran çocukların arasında aileler birbirine çocuklarının ne kadar mükemmel olduÄŸunu anlatırlar. Bir de tabii ki gecenin anlam ve önemi sünnet olduÄŸundan veliler arasında benim bulunduÄŸum bir ortamda konunun penislere gelmesi riski de vardır (malum penis yazarıyım ya). Sünnetin erkek olmaya zerre kadar katkısının olmadığı halde gecede ayrıca sünnet olan çocuÄŸun erkekliÄŸe adım attığı da sıkça söylenir. Bence insanlar erkekliÄŸe sünnet olunca deÄŸil, Cialis veya Viagra alınca adım atarlar. Ben bir sünnet düÄŸününde bunu söyledim diye topluluk tarafından aforoz edildim, kendimi Hindistan'daki dokunulmayanlar sınıfından bir insan gibi hissetmeye baÅŸladım. Hatta o gece eve dönünce Rana beni hayli azarladı. Güya artık hangi ortamda ne konuÅŸacağımı hiç bilmiyormuÅŸum, güya bir odada yalnız başıma oturup gün boyu çalışmaktan delirmiÅŸim falan filan gibi ÅŸeyler söyledi. O susunca ben viski içtim ve ikinci bardağın sonunda erkekliÄŸe geçiÅŸ konusunda kendimin haklı olduÄŸuna karar verdim.
Neyse yolda da oÄŸlana gecenin nasıl da güzel geçeceÄŸini anlata anlata gittik sünnetin yapılacağı yere.
Ben bir gariplik olduÄŸunu daha bahçenin dış kapısında hissettim.
Evlilİi hakkındaki düÅŸüncelerim
Rana'ya 'EÄŸer yeni evlenmiÅŸ bir damat ve gelin imzalarını atar atmaz koÅŸup seviÅŸmeye baÅŸlayacak yerde direkt olarak bir sünnet düÄŸününe geliyorlarsa bu gecede bir gariplik var' dedim. 'Nereden anladın' diye sordu. Ben kapıdan içeriye girmekte olan gelin ve damadı gösterdim ve evlilik kurumu aleyhine olaÄŸan söylenmelerime baÅŸladım, o ikisine acıdığımı damadın suratında aptalca bir mutluluk gülümsemesi bulunmasının absürd olduÄŸunu bu mutluluk gülümsemesinin onun için bir son olduÄŸunu çünkü yarın sabah uyanır uyanmaz gülümseyecek bir nedeninin artık kalmadığını fark edeceÄŸini filan anlattım.
Daha önce bu görüÅŸlerimi belki de binlerce defa dinlemiÅŸ olan Rana bir diyaloÄŸa girmedi. Vardık yemeÄŸin yenmekte olduÄŸu alana ama bir gariplik vardı.
Ortada haykırışlar, aÄŸlama sesleri, ağır yaralanan çocukların çıkardığı sesler ve koro halinde 'gel', 'yapma' diye bağıran insanlar yerine oturmuÅŸ düzenli ve sakin ÅŸekilde yemek yemekte olan insanlar vardı. Ölüm sessizliÄŸinin nedeni ise sonra ortaya çıktı çünkü orada sünnet yerine bir düÄŸün yapılıyormuÅŸ, davetliler ise evliliÄŸin ruhu ve anlamına uygun davranmak için matem tutuyorlardı herhalde.
DoÄŸru yere mi geldik diye sorduk. Evet doÄŸruymuÅŸ ama sünnet bir gece önceymiÅŸ. Bunu duyunca Rana davetiyeye baktı ve sadece 'Hay Allah gerçekten dünmüÅŸ sünnnet' dedi. İsterseniz beni ihtiyar ve pimpirikli diye damgalayın ama ben insanların kendilerine gönderilen davetiyelerdeki gün bölümüne o gün gelmeden önce bakmaları taraftarıyım. Bu modernizm öncesi bir tavır olabilir ama ne yapayım ben Rana kadar post-modern olmayı baÅŸaramıyorum. İyi bir koca deÄŸilim ben, Rana'ya tam uyum saÄŸlayamıyorum. Aramızda uyumsuzluk konusunda bir scherzo var.
Ha bu arada oÄŸlum sessizce aÄŸlıyordu. Ona mı üzülürsün, yoksa kendine mi, yoksa Rana'yı mı öldürmeye çalışırsın buna karar veremedim. OÄŸlum sessizce aÄŸlayarak elimden tuttu ve arabamıza yürüdük. Ben artık onun hayal kırıklığının ne olduÄŸunu iyice anladığını, ona lunapark kürünü uygulamama gerek kalmadığını düÅŸündüm ve birden kendimi çok mutlu hissettim. Arabada oÄŸlumun aÄŸlaması kesilince birden 'Anne-baba sizi çok seviyorum' dedi. Hayatımın bir Türk filmine benzemeye baÅŸladığını hissettim. 'Beni acaba neden seviyor ki' diye düÅŸünürken oÄŸlumun ileride mutlaka bir gazeteci ya da yazar olacağını panikleyerek fark ettim. Galiba korktuÄŸum ÅŸey başıma gelecekti çünkü oÄŸlum yeri geldiÄŸinde çok güzel abartılı palavra sıkabiliyordu.