Geçen hafta Silivri Cezaevi'nden bir mektup aldım. El yazısıyla yazılmış ve iki sayfadan oluÅŸan mektubun üzerinde 'Silivri 4 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kur. Müd. Mektup Okuma Komisyonu GÖRÜLMÜÅžTÜR' damgası var.
Sizinle de paylaÅŸmak isterim:
'Sayın Oray Eğin,
'Bunları Kimse Yazamadı' kitabınızı biraz önce bitirdim. Gazete yazılarınızı da uzun süredir takip eden bir kiÅŸi olarak, bir kısmını tekrar hatırlayarak ve karışık duygular ile okudum.
Silivri'de yaÅŸam ile penceremiz televizyon, gazeteler ve kitaplar, tabii bir de tadını yeniden bu vesile ile keÅŸfettiÄŸim mektuplar... Kitabınız özellikle bilgi kirliliÄŸi ve karanlık propagandanın zirve yaptığı bugünlerde üzüntü, öfke ve acıma ile izlediÄŸimiz bazı isimler ile ilgili içimi biraz olsun ferahlatan bir rehber gibiydi. AÄŸzınıza, kaleminize saÄŸlık, saÄŸolun.
Devletin güvenlik güçlerinin gözetiminde sekiz yıl rektörlük yaptım. 2004 yılında tekrar devlet denetiminden geçerek ikinci dönem rektörlüÄŸe atandım. Belki hatırlayacaksınız, Van Üniversitesi sonrasında TBMM AraÅŸtırma Komisyonu ile aylarca denetlendim. Dava baÅŸladığından sonra defalarca yurtdışına gittim ve geldim. Terörist olarak, tutulanarak ağırlaÅŸtırılmış bir müebbet ile yargılanıyorum! (İyi ki idam kalkmış.)
Neyse, gelinen bu noktada artık zaten yargılanmak istiyorum, onurumuzu korumak arzusundayım, itirazım özgürlüÄŸümüzün elimden alınmasına, niyet tutuklu!
Bütün bu duygular içinde en azından yargısız infaz yapanlar ile ilgili biraz rahatlattınız. KoÄŸuÅŸ arkadaşım Mustafa Balbay'ın da selamları var, kutluyor.
Saygılarımla,
Ferit Bernay
19 Mayıs Üniversitesi eski
Rektörü
Silivri 4. Kapalı Cezaevi
KoÄŸuÅŸ B7
Silivri-İstanbul'
Bu nasıl bir kahramanlık?
Denİz Seki Türkiye'nin kokain kullandığı için kahramanlaÅŸtırılan ilk ünlüsü oldu. Burası çok ilginç bir ülke; Deniz Seki'nin haksız yere cezaevinde tutulması onun kokain kullandığı ve bunun bir suç olduÄŸu gerçeÄŸini örtecek kadar maÄŸduriyet zırhı geçiriyor üzerine.
Bu maÄŸduriyet de Deniz Seki'yi kahraman kılıyor; eminim bir gün dışarı çıktığında efsane gibi karşılanacak. Deniz Seki'nin bu kahramanlığı hak edip etmediÄŸi noktasında deÄŸilim ben, onu tartışamam.
Ama medyanın bu olayı iÅŸleyiÅŸinde suç olduÄŸunu bildiÄŸimiz kokain kullanımının ve temininin hiçbir ÅŸekilde gündeme gelmemesi çok tuhaf bir durum.
Kim bilir, belki 'iki yüzlü' bile denebilir.
Oysa mesela Christoph Daum'un kokain kullanması çok daha uzun süre tartışılmıştı ve burada saflar daha keskindi. Daum'u baÄŸrına basanların sayısı çok az olduÄŸu gibi, hocanın tekrar Türkiye'de görev yapmasını destekleyenlerse adeta kokain kullanımını teÅŸvik eder bir pozisyona sokulmaya çalışılmıştı.
Daum'un genç insanların yer aldığı bir takımı çalıştırması da 'Gençlere örnek olma' konusunda epey soru iÅŸaretleri oluÅŸturmuÅŸtu kafalarda.
Oysa Deniz Seki de ÅŸarkıları, klipleriyle kitlelere seslenen bir insan olarak bu örneklik konusunda hiç fena sayılmaz.
Daum'a karşı en azından yüksek itirazlar yükseliyordu, ÅŸimdi Deniz Seki'ye destek konusunda herkes ortak karar almış gibi.
Daum'dan esirgenen hoÅŸgörünün Deniz Seki'ye gösterilmesi 'bizden-öteki' ayrımı yüzünden mi diye düÅŸünmeden edemiyorum. Deniz Seki, Türkiye'de ÅŸarkı söyleyen bir Alman olsa bu kadar sahiplenilir miydi?
Deniz Seki'nin sırrı ne olabilir? Mesela bir baÅŸka sanatçı alınsaydı içeriye, yankısı böyle olur muydu?
Yoksa gerçekten 'maÄŸdurun dili'nin etkisi mi kafalarımızı bulandırdı?
Hem hukukun maÄŸdur ettiÄŸi, hem sevdiÄŸi erkeÄŸin yüz üstü bırakıldığı biri Seki. Bu 'hikayenin' de alıcısı var.
Ancak böyle giderse kısa süre içinde Deniz Seki'nin neden içeri girdiÄŸi tamamen unutulacak ve onunla ilgili hatırladığımız sadece bu maÄŸduriyeti olacak.
Oysa zamanında esrar içtiÄŸi için tutuklanan Yıldız Tilbe'den bu destek esirgenmiÅŸti. Uzun süre dışlanmış, sonradan da hiçbir zaman 'kulübe' sokulmamıştı.
Deniz Seki öyle mi ama... Ajda'dan Gülben'ine, 'kulübün' ünlüleri kucaklarını açmışlar ona...
Ayrıcalığı ne, sırrı ne bu kahramanlık pozisyonunun?
Bu dondurma konuÅŸulur
AsmalImescİt, adeta Bodrum Barlar Sokağı gibi tıkış tıkış, insanların birbirini iterek, masaların üzerinden zıplayarak geçtiÄŸiniz bir yere dönüÅŸtü son zamanlarda. Hele hele hafta sonları adım atmak mümkün deÄŸil. Her 'gentrification' projesinde olduÄŸu gibi Asmalımescit'in de eski sahipleri durumdan ÅŸikayetçi...
Bu durumdan nasibini almayan ve 'popüler' olmak için uÄŸraÅŸmayan bir cafe var: Åžimdi. Üç-dört yıldır uÄŸramıyordum; fazla 'entel' ve 'snob' gelmeye baÅŸlamıştı bana...
Geçenlerde bir arkadaşımın orada olduÄŸunu duyunca yıllar sonra adım attım. O soÄŸuk havası gitmiÅŸ, çok rahat, kimsenin kimseye karışmadığı bir yere dönüÅŸmüÅŸ. Åžimdi yine Asmalımescit civarlarındaki favori duraklarımdan biri...
Åžimdi de beni bekleyen sürprizlerden biri 'ev yapımı' dondurmaydı. Arnavutköy'de yeni açılan dondurmacıdan geliyormuÅŸ, olaÄŸanüstü. Tarçınlı elmalısı, sakızlısı, çileklisi derken kendimizi alamadık ve bütün çeÅŸitleri denedik.
Duyurulur, çok baÅŸarılı.