Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Michael Jackson benim elime doÄŸmuÅŸ gibiydi

Kendinizden küçük olan bir insanın ölüm haberi geldiÄŸinde siz az-orta piÅŸmiÅŸ bir biftek eÅŸliÄŸinde güzel bir Cabernet Sauvignon düÅŸünmek yerine durup dururken ölümü düÅŸünmek zorunda kalabiliyorsunuz. Bu had safhada tatsız olan geliÅŸme ölen kiÅŸinin çocukluÄŸunu bildiÄŸinizde daha da vahimleÅŸebiliyor. Bir dizi varoluÅŸsal bunalımlar filan geçirebiliyorsunuz.
Michael Jackson'ın ölüm haberi geldiÄŸinde ben böyle ÅŸeyler yaÅŸadım iÅŸte. Çünkü doÄŸduÄŸu anda poposuna ilk tokatı atan ben olmasam da Michael'ın çocukluÄŸunu bilirim.

Okumak için seçtiÄŸim üniversitenin kampusunda geziniyordum. Henüz daha etrafta hippiler vardı. Amerika'nın Vietnam'dan çekilmesi için gösteriler yapılıyordu. O okulu bilimsel düzeyi nedeniyle deÄŸil, o dönemde tüm Batı aleminde kız öÄŸrencilerinin en hızlı ve en rahat seviÅŸmeye ikna edildiÄŸi okul olması nedeniyle seçmiÅŸtim.
Bir de okulun kampusu içinde bar vardı. Bar, gençlik ve kızlarının bir kafa iÅŸaretiyle bile seviÅŸmeye baÅŸlayabilmeleri gibi muhteÅŸem özellikler nedeniyle (bu olaÄŸanüstü bir karışım) oradan bir ÅŸekilde mezun oldum. Okulu bitirdiÄŸimde ekonomi bilim dalı hakkında hiçbir ÅŸey bilmiyordum ama çeÅŸitli millet ve etnik gruptan kızla iliÅŸkide bulunmuÅŸ, kendime adeta seksi ve kolay yatan kadınlar birleÅŸmiÅŸ milletleri kurmuÅŸ gibiydim. Kendimi de bu birleÅŸmiÅŸ milletlerin genel sekreteri olarak hissediyordum.
Mezun olduÄŸum halde ekonomi öÄŸrenemediÄŸim yıllar sonra üniversitede ders verirken ortaya çıktı. Ekonomi fakültelerinin ilk yılında baÅŸlangıç dersi olarak anlatılan mikro-ekonomi dersini verecektim. Anfiye girdim, kürsüye çıktım ve aniden konuÅŸmam gereken konu hakkında tek bir ÅŸey bile bilmediÄŸimin farkına vardım.
DüÅŸünsenize; yüzlerce meraklı genç size bakıyor, siz de onlara konuÅŸmadan bakıyorsunuz. Büyük bir sessiz kısır döngü içine düÅŸmüÅŸ durumdasınız. Neden sustuÄŸumu ve geçmiÅŸ hayatımı anlatsam bu sefer de ahlaksızlıktan tutuklanacaktım. (Aslında açıkça söylemek gerekirse kız öÄŸrenciler arasında hayli hoÅŸ olanlar da vardı ya; neyse kapatalım bu konuyu).
Sonunda en iyi yaptığımı yaptım, iÅŸi ÅŸakaya vurdum ve zil çalana kadar sınıf hayli eÄŸlendi. Aslında stand-up komedyeni olmam gerektiÄŸi fikri o gün kafama yerleÅŸmiÅŸti.
Dedim ya; okulu tanımak için o gün kampusta dolaşıyordum. Okulu tanımaya barından baÅŸladım. Barda, aÄŸzını açtığı zaman ereksiyon indiren düzeyde aptal olan ama vücudu nedeniyle konuÅŸarak baÅŸladığı indirme fonksiyonunu katiyen sonuna kadar götüremeyen bir kızla konuÅŸuyordum.
Kız durup dururken 'Hafta sonu okulda konser var, birlikte gidelim mi?' diye sordu. (Ben içimden 'Ne yani yattıktan sonra da görüÅŸmeyi sürdürecek miyiz?' diye düÅŸündüm ve tekrar vücuduna bir göz atıp 'Olur, gidelim' dedim).
Bu arada orasının ne tür bir üniversite olduÄŸunu pek anlamamaya baÅŸlamıştım. Barı var, kızlar var, konserler filan var, benim için ideal bir fakülteydi bu.
'Kimin konseri?' diye sordum. 'Jackson Five adlı bir grup' dedi.
Anladığım kadarıyla Temptations gibi bir gruptu bunlar. Aralarında büyük benzerlikler vardı. İkisi de zenci grubuydu mesela.
Neyse; o konuya hiç girmeyeceÄŸim ÅŸimdi.
Konser gecesi düÅŸünebiliyor musunuz konseri kızla el ele tutuÅŸarak filan seyrettim. İzin versem başıma romantizm belasını da açacaktı. Galiba kız baÅŸka organlarını tutmaya baÅŸlamayayım diye elimi sıkıca tutmuÅŸ, bırakmıyordu. Ben yine de arada bir elimi kurtarıp bir elden çok daha tahrik edici olabilen organlara da dokundum. (Pardon pardon ellere de haksızlık yapmış olmayayım. Onlar da doÄŸru zamanda doÄŸru tempoda tahrik edici hatta olaÄŸanüstü tahrik edici olabilirler. Bilmem anlatabiliyor muyum...)
Grubun içinde küçük bir çocuk vardı kadife sesliydi, (Oh my God! Sezen Cumhur Önal sendromu da baÅŸladı bende galiba) çok iyi de dans ediyordu. 'Kim bu çocuk?' diye sordum kıza. Onun adı 'Michael' dedi. Daha sonra olacakları bilseydim kızla uÄŸraÅŸmayı bırakıp daha dikkatli seyrederdim çocuÄŸu.
Önceki gün onun cenazesini seyrederken çocuÄŸun o gece söylemiÅŸ olduÄŸu ABC adlı ÅŸarkının sözleri geldi aklıma.
'A B C it is as easy as
1 2 3 as simple as
Do re mi, A B C, 1 2 3
Baby you and me girl'
Bunu hatırlayınca da
hüzünlendim.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3