Åžalom gazetesinden bir yazı yazmam için aradılar. Ben de yazdım. Åžimdi yazdırmış oldukları için piÅŸmandırlar sanıyorum.
Nezaket olsun diye 'Yazı tam yaz eğlencelik olmuş' dediler ama bu yazı nedeniyle okuyucu da kaybedeceklerine eminler.
Ben de onlara 'Katiyen kaybetmezsiniz' diyemedim. Açıkça söyleyeyim ne olacağını da pek bilmiyorum.... Nerede yazarsam yazayım, okuyucuya ne tür travma yaÅŸatırım bu hiç umurumda olmadı. Sadece tek bir yazıyla köylü sınıfının tümünün gazeteyi bırakmasını saÄŸlayabilmiÅŸ bir insan olarak, bu baÅŸarımın hiçbir yazar tarafından tekrarlanamadığını da biliyorum. Yazarlık kariyerimde bir zirveydi o bence.
O sınıftan zaten hoÅŸlanmam, böylece benim açımdan sorun temizlenmiÅŸti. Stalin görseydi benimle övünürdü mutlaka. Köylü soykırımının yazı halindeki biçimine benziyordu o yazı.
Ben pek nadiren dışarıda içmeye çıkarım ama o yazımın yayınlandığı gün, gelen tepkileri kutlamak için bir istisna yaptım.
Normal, makul düzeyde içmiÅŸtim. Galiba bir ÅŸiÅŸe filan Jameson içtim. Efendi efendi barda oturuyorum. Yanıma bir kadın oturdu, hani hayatın tüm olumsuzluklarından kendisini sorumlu tutan, durmadan üzülecek bir ÅŸeyler arayan ve de bulan insanlar vardır ya onlardan birisiydi kadın. Foklara ve yunus balıklarına üzülenler bunlar arasından çıkıyor. Vücudu güzel olan bir kadın böyle ÅŸeylere neden takar ki acaba? Bunu anlamam mümkün deÄŸil. Bu tür konularda üzülmeyi çirkin ve ter kokan kadınlara bırakmak gerekiyor bence.
Ben ise o sırada sadece barda ikinci bir ÅŸiÅŸe Jameson bulunmamasına üzülüyordum. Fokları ise 'Acaba bunun sushisi olur muydu?' diye düÅŸünüyordum sadece. BaÅŸka hiçbir ÅŸey umurumda deÄŸildi.
Kadın bana global ısınmadan bahsetmeye baÅŸladı, inanabiliyor musunuz?.. Kutuplar eriyormuÅŸ, açlık olacakmış falan filan. Bu konuya ben de üzülmeye baÅŸlasam ne olacaktı ki? Hem buzlar eriyince serinlik olup ısınma da azalmaz mı, bu sorun kafama takılmıştı.
Sonra da ÅŸu an dünyada günde sadece 2 dolara yaÅŸamak zorunda olan insanlar olduÄŸunu anlatmaya baÅŸladı. Kutupların erimesiyle bunun ne alakası olabileceÄŸini çıkaramadım. Çünkü 2 dolara yaÅŸayan insanlar galiba Afrika'daydı. BildiÄŸim kadarıyla Afrika hep sıcaktı. Zaten bu yeni bir ÅŸey deÄŸil.
Ben Afrika denilince hep Rana'yı hatırlarım. Bir keresinde o alışveriÅŸ yüzünden Masai Mara kabilesine savaÅŸ açmıştı. Kenya'nın derinliklerinde bunun ne anlama gelebileceÄŸinin umarım farkındasınızdır... Ama kabile Rana'dan ürktü, saldırmadılar...
Barmeni çağırdım ve 'Jameson yoksa bana ne vereceksin?' diye sordum. O ana kadar içtiÄŸim Jameson viskisinin maliyeti Afrika kıtasının toplam gayrisafi milli hasılasına eÅŸitti sanıyorum. Kadın o parayla kaç aç insanın hayatının kurtulabileceÄŸini hesaplamaya baÅŸladı. Öne eÄŸildiÄŸinden göÄŸüs dekoltesi iyice ortaya çıkmıştı. Ben de açların varlığına ÅŸükür ettim.
Barmen 'Tek bir ÅŸiÅŸesi var ama ben size Absent ikram edebilirim' dedi.
Absent'i düÅŸündüm. Bu içkiyle ilgili kötü bir hatıram var mıydı diye...
Tabii ki vardı. Bir defasında eteÄŸi beline kadar kısa olan bir kadın yüzünden yarım ÅŸiÅŸe Absent'i rekor sayılabilecek sürede içmiÅŸtim. Bu rekoru eskiden kırmış olan birisi varsa o ÅŸimdi fazla Absent içmekten çoktan ölmüÅŸ olacağından ben o an rakipsizdim.
BARDA HAKA DANSI
Absent içince ÅŸöyle ÅŸeyler oluyor... İnsan bir süre hiçbir ÅŸey hissetmiyor. Tüm organlarınızdaki -buna beyniniz de dahil -bütün sinirler ölüyor. Sonra aniden beyniniz kafatasınızın dışına çıkıp tekrar yerine oturuyor ve bir süreliÄŸine hayata dönüyorsunuz. Sonra da hayata döndüÄŸünüze piÅŸman olmaya baÅŸlıyorsunuz çünkü acı baÅŸlıyor.
O gün barda durup dururken, bana hiçbir talep gelmediÄŸi halde birden kısa etekli kadının önünde 'Haka' dansını yapmaya baÅŸlamıştım. Dansın sonuna doÄŸru da barın üstüne kustum. Bu da kadınla yatma ihtimalimi tamamen ortadan kaldırmıştı galiba... Nedense bazı kadınlar çok duygusal olabiliyor, ne yapacaksınız...
Kustuktan sonra küçük tuvaletimi de hemen oraya yapmaya karar vermiÅŸtim ki beni bardan zorla çıkardılar. Ben de sokaÄŸa yaptım.
Bunu hatırlayınca barmene 'Çabuk çıkar ÅŸiÅŸeyi ortaya' dedim. Çünkü global ısınmadan ÅŸikayet etmekte olan kadının vızıldamalarına, göÄŸüslerine raÄŸmen daha fazla tahammül edemeyecektim.
İlk iki bardağı devirdikten sonra ona 'Biliyor musun; ben de aslında günde 2 dolarla yaşıyorum. Paranın geri kalan 99 bin 998 dolarını Rana harcıyor' dedim. Bunun olaÄŸanüstü bir espri olduÄŸunu düÅŸündüÄŸü ve güldüÄŸü için göÄŸüsleri titremeye baÅŸladı. Üçüncü kadehi de diktim kafama ve göÄŸüslerinin titremesini, gerekirse kaba güç kullanarak durdurmaya karar verdim... Ellerimle kavramaya çalıştım onları. Ama omuzlarını tutmuÅŸtum. Zaten ÅŸaşıyım, bir de Absent içince 180 derece açıda bulunan nesneleri 45 derecede, 45 derecede olanları da 180 dercede görüyordum...
KADINA KIRBAÇ SORDUM
GördüÄŸüm her ÅŸey bir gerçeküstü resim gibiydi. Barmene de o durumda dördüncü bardağı onun bana içirmek zorunda kalacağını söyledim. Çünkü kadının omuzlarını ebediyen bırakmama kararı almıştım.
ÅžiÅŸeyi bitirdikten sonra ona evlenme teklif etmeyi düÅŸünüyordum. Her türlü utanma, çekinme duygum o an tamamen ölmüÅŸ durumda olduÄŸundan bu manevramın önünde Rana'yı bir engel olarak görmüyordum.
Nedense kadın o durumdan hiç hoÅŸlanmadı... Barmen ellerim serbest olmadığından dördüncü bardağı içirdi bana ve o anda yine beynim kafatasımdan çıkıp geri geldi.
Absent insanın eroini aort damarına direkt kamyonla dökmesinin yol açabileceÄŸi türde travmalar yaratıyordu beyinde... Bu sefer kusmamam gerektiÄŸini çünkü kusarsam direkt kadının üstüne kusacağımı ve bunun da pek hoÅŸ bir ÅŸey olmayacağını düÅŸündüm. Anlaşılan bir ÅŸiÅŸe Jameson'dan sonra Absent içmek beni duyarlı, romantik, duygusal filan yapıyordu. Eskiden bu tür detayları hiç kafama takmazdım.
Konuyu deÄŸiÅŸtirmek ve midemden baÅŸka yerlere konsantre olabilmek için kadına evinde kelepçe, kırbaç, maske gibi ÅŸeylerin olup olmadığını sordum. ÅžiÅŸeye uzandım, kadın kurtuldu elimden ve kaçtı. Ben de kusmak için tuvalete gittim. Halbuki bana acı vermesini isteyecektim. Galiba beni yanlış anladı.
Åžalom gazetesine yazdığım yazı bu yazı kadar iÄŸrenç bir ÅŸey deÄŸildi.
Onlara ilk defa yazmış olduÄŸum için duyarlı davrandım, kendimi tuttum.
Siz AKÅžAM okurları çok ÅŸanslısınız. Burada 'SERDAR Unplugged' ÅŸeklinde yazıyorum.
Åžalom'da da kendimi ancak bir yere kadar tutabildim tabii ki. Hatta kendimi hiç tutmasaydım daha iyi olacağını da düÅŸünmeye baÅŸladım. Çünkü onların okuyucularının bana zaten alışık olduklarını tahmin ediyorum.