Ona yıllardır kendisini bugüne hazırlamasını söyledim.
Ama o hiçbir ÅŸeyin deÄŸiÅŸmeyeceÄŸine kendisini inandırmıştı. Gereken hiçbir ÅŸeyi yapmadı.
Bizlere verilen unvanların kalıcı olmadığına nedense inanmak istemedi.
Kendi unvanını kendisi istediÄŸi kadar taşıyacağını düÅŸündü. Unvanını verirse sadece kendisi istediÄŸi takdirde ve kendi seçeceÄŸi insana devredecekti. Kendisini buna da inandırmıştı.
Ama o unvan kendisine verildiÄŸi gibi geri alınabilirdi. Aslında bunu kendisi de çok iyi biliyordu.
Kendisine itiraf etmedi bu basit gerçeÄŸi. Adım adım yaklaÅŸan acı gerçeÄŸi görmemeyi yeÄŸledi. Başını öteki tarafa çevirirse, hiçbir ÅŸey yokmuÅŸ gibi davranırsa tehlikenin geçeceÄŸini sandı.
Yıllar içinde haklı çıktığı dönemler de oldu. Tehlike kapının önüne geldi, o tehlike yokmuÅŸ gibi davrandı ve unvanını bir ÅŸekilde korudu.
Etrafındaki herkes, arkadaÅŸları, ailesi unvanı fazlasıyla uzun taşıdığını, artık bunu gönüllü olarak devretmesi gerektiÄŸini düÅŸünüyordu.
Onlara da kızdı... Hırslıydı ve kendisini genç ve saÄŸlıklı hissediyordu. O yüzden ne kadar uzun olmuÅŸ olursa olsun unvanı hala daha taşıyabileceÄŸini düÅŸünüyordu. Gerekirse onu bırakmamak için mücadele bile etmeye kararlıydı.
Ama hayat onun etrafındaki acımasız aÄŸlarını örüyordu. Unvanını elinden almak isteyenler de boÅŸ durmuyordu.
Onlara göre, verilen unvan veren tarafından geri alınabilirdi ve bu bir kuraldı.
Onu ne kadar sevseler, onunla ve unvanıyla uzunca süre yaÅŸamaya alışmış da olsalar gerekeni yapmaktan kaçınmazlardı. DeÄŸiÅŸim zamanı geldiÄŸinde deÄŸiÅŸim mutlaka olmalıydı. Hayatın kurallarına daha fazla direnmek imkansızdı. Dolayısıyla onu sevenler vicdanları rahat olmasa da kararlarını verip, ilan edeceklerdi.
O, yine hayat ve kendisinin içindeki yeri acımasızca akıp giderken ve deÄŸiÅŸim kendisi dışında olup biterken yine ortada hiçbir ÅŸey yokmuÅŸ gibi davrandı. Şık giyindi, hayat stilinden taviz vermedi. Açıkçası son ana kadar 'Cool' davrandı. Ne olduÄŸunu soran arkadaÅŸlarına 'Bir ÅŸey yok, merak etmeyin. Her ÅŸey kontrol altında' dedi ve onları da kendi hayal dünyasına inandırdı.
Bir tek karısı ondaki trajik deÄŸiÅŸimin farkındaydı. YaklaÅŸan kaçınılmaz karar gününü bir tek o yüreÄŸinde hissediyordu. O da kocasına acı gerçeÄŸi söyleyip üzmemek için kendisini tuttu ve konuÅŸmadı, desteÄŸini sürdürdü
***
Ama sonunda oldu iÅŸte.
Türkiye'nin en seksi insanlar listesi açıklandı ve ErtuÄŸrul Özkök o listeye 46'ncı sıradan hem de Ahmet Hakan'dan bile sonra girebildi.
Oysa ErtuÄŸrul Özkök, yıllar önce dünyanın en seksi erkekleri listesine 11'inci sıradan, Antonio Banderas'tan bile ön sırada girmiÅŸti.
Bunu hatırlamamanız mümkün deÄŸil. Çünkü o liste açıklandıktan sonra ben nerede ve hangi ortamda olursa olsun ErtuÄŸrul Özkök adını aÄŸzıma alsam veya adını yazsam hemen arkasında ÅŸu cümleyi eklemeye baÅŸladım: 'ErtuÄŸrul Özkök- ki kendisi dünyanın en seksi erkekler listesine Antonio Banderas'ın bile önünde 11'inci sıradan girmiÅŸ kiÅŸidir-.'
Bunu söylemeyi hiç ihmal etmedim ve bu hiç sektirmeden 2 yıl kadar filan sürdü.
Åžimdi ise ne yapacağımı ÅŸaşırmış durumdayım. Artık o, üstelik dünyadaki deÄŸil sadece Türkiye'deki seksi erkekler listesinde, Ahmet Hakan'dan bile sonra 46'ncı sırada. Yazarken bile iyi durmuyor bu. Ona oy verenlerin Hürriyet çalışanları olduÄŸunu düÅŸünürseniz olayın ne kadar muazzam dramatik boyutta olduÄŸu ortaya çıkıyor.
Neyse bu tür olaylardan bir ders çıkarmak da gerekiyor. ErtuÄŸrul Özkök dünyanın en seksi erkekleri listesine 11'inci sıradan Antonio Banderas'ın bile önünde girdiÄŸinde kendisini yarıştan çekseydi, unvanı korumak için bu kadar hırslı olmasaydı 46'ncı sıraya düÅŸene kadar unvanına sarılmasaydı, zirvedeyken bıraksaydı her ÅŸeyi, ÅŸimdi o zirve anıları ile rahatça yaşıyor olurdu.
Bunu yapmadı ve sonuçlarına da katlanacak ne yazık ki...
Walter Cronkite
Bu ismin Türkiye'de çok fazla bir anlam ifade etmediÄŸini biliyorum. Ama en azından gazetecilerin mutlaka bilmesi, hayatını okumuÅŸ olmaları gereken bir gazeteciydi o... Modern 'anchorman'in tanımını o yaptı. Amerika'nın en güvenilir gazetecisi oldu ve hayatının sonuna dek çalıştı. MüthiÅŸ baÅŸarılarla dolu bir hayattan sonra 92 yaşında hayata veda etti.
Ölümünden sonra yayılan ÅŸu espri bile onu tanıtmaya yetecektir sanıyorum. Birisi demiÅŸ ki; 'Ben Walter Cronkite'ın öldüÄŸü haberine, bu haberi ondan duymadığım takdirde katiyen inanmam'.
Dün onun hakkında gazetelerimizde kapsamlı ve uzun haberler görürüm diye ummuÅŸtum. Ama çoÄŸunluk bu konunun dışında kaldı.