AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-07-24

kategori2

Hangi 'Cemaat' ne 'diyalog'u?

Dün Serdar Turgut, benim kendisinden pek de beklemeyeceğim türden bir iyimserliğe kapılmış. 'Cemaat'le TSK diyaloğa girmeli' diyor yazısında ve Türkiye'deki gerginliğin bu sayede azalacağına inandığını belirtiyor.
İtirazlarım var.
1Şeffaflık bakımından 'fark var': Hepimiz Türk Silahlı Kuvvetleri'nin görev komuta yapısını, komutanlarını, ileriki dönemde göreve gelecek isimleri, bu kurumun gündemini, dinamiklerini, düşünce sistematiğini ve gücünün boyutlarını biliyoruz. Genelkurmay'ın arşivleri de, kapıları da bilgilendirilmek isteyene açık. Oysa Cemaat denen bir 'heyula' var karşımızda. Çok büyük de olabilir çok küçük de. Tıpkı Zaman gazetesi gibi: Tirajı 700 bin gözüküyor ama bayi satışı 25 bin...
Bildiğimiz bir Fethullah Gülen var, ikinci adam kim, sağlığı epey bozulmuş Gülen'in başına bir şey gelirse hareketi kim devralacak, taban nerelere kadar uzanıyor, örgütlenme biçimleri nedir; bu konularda hiçbir resmi açıklama yok. Bilgi sahibi olmak isteyen 'yabancı'ya kapılar sonuna kadar kapalı.
Sadece belli tahminlerimiz var: Evet, gönüllüleri var, paraları var ama bunun sınırları konusunda hiçbir net bilgi yok elimizde. Gizlemekten de hoşlanıyorlar.
Milliyet Yayın Yönetmeni Sedat Ergin'in şu satırları açıklayıcı değil mi: 'Hiç şüphe yok ki, karşımızda bir organizasyon var. Organizasyonun kimlerden oluştuğu, kaç kişi oldukları konusunda bir bilgimiz yok. Ama üç aşağı beş yukarı bir tahmin yürütebiliyoruz.'
2Özgür iradeden nasıl söz edilebilir: Serdar Turgut yazısında Cemaat'i 'İnsanların özgür iradeleri ile güvenip katıldıkları ve ilişkilerini benimsedikleri, içinde huzur bulduklarını söyledikleri' bir yer olarak tanımlıyor. Maalesef Cemaat'in insanların gündelik hayat zorluklarından kaçıp sığındıkları, rahatlayıp şarkılar söyledikleri bir Osmanlı dergahına pek benzemediği ortada. Bugün Cemaat artık genel kabul gören bir kanıya göre daha çok bir şebeke, 'network', organizasyon gibi çalışıyor. Cemaat'in kendisine destek çekme yönteminin nasıl olduğunu, kimlerin nasıl kandırılarak aralarına katıldığını uzun uzadıya anlatmaya gerek var mı? Ayşe Arman'ın yaptığı ve çok tartışılan 'Kocam Fethullahçı oldu' diyen kadınla yaptığı söyleşi en basit örneklerden biridir. Burada bir özgür iradeyle katılım söz konusu değildir.
3Cemaat neden okul yapıyor: Bu okullarda neden İngilizce öğretiliyor? Türk misyonerliğinin sadece bir 'maske', gerçekten dikkatimizi dağıtacak bir 'red herring' olduğu ortada değil mi? Türkçe bu okullarda 'seçmeli ders.' Gülen okullarının neden Rusya'dan kovulduğu, bu ülkede neden tutunamadığı da bu İngilizce eğitimde saklı değil mi? Gelin şimdi bunu Cemaat'e yakın köşe yazarı Mehmet Altan'ın 'AKP'yi aşan bir irade Ergenekon'un peşinde. Burası NATO ülkesi, burada ABD'nin istemediği hiçbir darbe olmaz' cümlesiyle birleştirelim.
4Üniversitelerde örgütlenme: ODTÜ, Boğaziçi gibi okullara yerleştirilen şakirtler... Hatta ve hatta Harvard'da bile 'hizmet'in öğrencileri... Birkaç sene önce Bilkent Üniversitesi'ne de talip olmuştu Cemaat... Ve Cemaat'in eğitim planına karşı kurulan, laik-Atatürkçü eğitim veren İSTEK Vakfı Liseleri'yle Yeditepe Üniversitesi'nin sahibi Bedrettin Dalan'la Başkent Üniversitesi'nin kurucusu Mehmet Haberal'ın Ergenekon kapsamına alınmaları tesadüf mü?
5 Devletin kilit kurumlarına yerleşiyorlar: Cemaat bu kadar iyi üniversitede, iyi eğitim gören öğrenciyi ne yapıyor, neden bunları destekliyor, gerçekten düşündük mü? Bu çocuklar sosyal bilimler okuyorlar, Siyasal'dan, Hukuk Fakültesi'nden mezun oluyorlar ve siyasetin göbeğine yerleşiyorlar. Emniyet'teki F-Tipi örgütlenmeler, valilikte, eğitim alanında, hatta yargıda güçlü bir teşkilatlanma olduğu ortada. Bu çocukların eğitilmesi, eğitimlerine katkıda bulunmasının salt 'yardım' amaçlı olmadığı ortada.
6Tehlikenin farkında mısınız? Hal böyleyken Serdar Turgut'un 'Türkiye laik sistemi cemaatleri yok etme gücü olarak algılamayı bırakırsa, her insan dünya görüşü ne olursa olsun, hangi hayat tarzını seçerse seçsin, birbirine fazla karışmadan huzurlu bir şekilde bir arada yaşamk fırsatını ele geçirecektir' cümlesini aşırı dozda iyimserlik olarak yorumlamaktan başka ne denir? Ortada elbette bir tehlike söz konusu, sadece bu tehlikenin boyutunu bilmiyoruz. TSK, bir kurum olarak bunu tespit etmiş ve haklı bir şekilde dillendirmiştir.
7TSK vizyon sahibi bir kurumdur: İlker Başbuğ'un konuşmasıyla ilgili yapılan 'liberal faşist' yorumlarda bitmeyen klişeyle 'Asker neden konuştu ki' deniyor. Oysa TSK, Türkiye'nin en öngörülü kurumlarından biri olduğunu geçmiş yıllarda da gösterdi. Rusya'yı, Çin'i ilk dillendiren paşaların bugün adları Ergenekon'la anılıyor. Aslında TSK bir süredir entelektüel faaliyetlere ağırlık veriyor ve bir 'think tank' gibi çalışıyor.
8TSK'nın Rusya açılımı kimin işine gelmiyor? 'Rusya da var, Çin de var' diyen Paşaların bugün Ergenekon kapsamında gözaltına alınmalarıyla Avrasyacılar'ın tasfiye edilmesi operasyonunu birleştirdiğimiz iki çevrenin de söylediklerinden rahatsızlık duyabilecek tek bir merkez ortaya çıkıyor: Bu sözler Amerika'nın çıkarlarına aykırı... Fethullah Gülen'in yaşadığı Amerika... Fethullah Gülen'i 'yedek güç' olarak tutan Amerika... Fethullah Gülen'in okullarının eğitim dili İngilizce konuşan Amerika...
9Beyaz Türkler'le TSK'nın kaygıları ilk kez ortak: Bu ülkenin düşünen, aydınlık, vicdanı temiz, fikri hür insanları, Beyaz Türkler'i, kararını vermiştir ve F-Tipi örgütlenmeye karşı seslerini yükseltmeye başlamıştır. Bu yüzden de Cemaat'in hedefidir. Profesörler, sivil toplum kuruluşları, medya dönüştürülmek isteniyor. Beyaz Türkler apaçık bir 'F-Tipi kuşatma' altındadır. İlker Başbuğ'un 'liberal' konuşması bir anlamda Beyaz Türkler'in yıllardır savundukları fikirlerin bir özeti, ama daha da önemlisi bir 'düşünce ortaklığı' olmuştur. Serdar Turgut, Türkiye'deki Beyaz Türkler'in yıllardır sözcüsü, kanaat önderidir.
10Cemaat'in orduya yönelik niyeti ortada: Bu Cemaat'in Türk Ordusu'nu yıpratmak istediği ortadadır, son seçim sonuçlarına kadar da Cemaat kendi çıkarlarının önünde bir tek ordunun olduğunu zannediyordu. Tıpkı Amerika gibi. Ancak şimdi Beyaz Türkler'in de sesi çıkıyor, son beş yılda hoyratça azınlıklaştırılmış bu insanlar seslerini çıkarttılar ve ilk isyanı sandıkta gösterdiler. Hemen ardından Ilımlı İslam çöktü. Ilımlı İslam, Amerika'nın Cemaat'le beraber ortak planıydı ve önünde de Türk Ordusu vardı. Cemaat'in TSK'yı yıpratma planı da geri tepti, ama başından beri niyetleri bu kadar açıktı. İlker Başbuğ da konuşmasının ilk cümlelerinde bunu dillendirmiştir zaten. TSK, kendisini yok etmek isteyen bir Cemaat'i 'diyalog' için muhatap alamaz, almamalı.