AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-07-24

kategori2

Vampir erotizmi

Batı kültüründe vampir hikayelerine özel bir ilgi, duyarlılık olduğu açıktır. Hikayenin kökeni Avrupa'dadır (Kont Dracula) belki ama vampirlere duyulan ilgiyi erotize ederek popüler kültür bilincine kazıyan Amerika olmuştur.
Ben vampir literatürünü ve popüler kültürde vampirin yerini incelemeye en son olarak New York'a gittiğimde başladım. İlgimi şehirdeki trendleri çok iyi veren alternatif haftalık bedava gazete Village Voice'ta gördüğüm şu ilan  tetikledi. İlanı aynen alıyorum:

'Gün ışığında çalışacak asistan aranıyor: Yerel vampir gündoğumundan batışına kadar kişisel işlerini yapacak ve koordine edecek bir asistan arıyor. Başvuracakların en az 18 yaşında olmaları gerekiyor. İşe alınanlar çok az ev işi yapacaklar, yemek pişirme ve gümüş takımları temiz tutmak gibi işler ondan talep edilmeyecek. Ücret karşılıklı görüşülerek belirlenecektir. Bu iş kendi hayatını kontrolü altına almış ve kendi zamanını en iyi ve faydalı şekilde kullanmak isteyenler için ideal bir iş imkanıdır. Başvuranlar ile tüm görüşmeler güneş battıktan sonra yapılacaktır. Daha fazla bilgi için ve yazılı başvurmak için www. truebloodassistant.com adresine girin.'
Yemin ediyorum hiçbir abartım yok. Aynen böyleydi ilan. Bir açıdan hayli esprili bir ilan tabii ki ama benim böyle bir şeye sadece gülüp geçmem mümkün değil.
Meseleyi daha geniş kültürel açıdan ele almaya karar verdim ve gördüm ki son yıllarda vampirler üzerine filmlerin, kitapların, televizyon dizilerinin sayısında büyük bir patlama var. Bu ilgi sadece Amerikan toplumuna özgü değil. Son zamanlarda  Avrupa ve Japonya'da da vampirlere ilgi çok büyümüş.

BİLİMSEL AÇIKLAMA
Kültür çalışmaları (Cultural studies) profesörleri, vampir takıntısının temelinde bizlerin gündelik yaşamlarımızda duyduğumuz kaygılar, korkularla yüzleşmek çabasının olduğunu söylüyor. Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra insanların kendi rutin hayatları içinde her an olağanüstü zararlara yol açabilecek tehditlerin var olduğuna inanmaya başladıkları tespit edilmiş. Ve vampir hikayelerine duyulan ilgi de bu bilinçaltındaki korkunun yüzeye çıkarılarak insanları rahatlatma mekanizmalarıymış.
Bunu reddetmiyorum. Hayli ilginç bir açıklama olduğunu bile söyleyebilirim ama gördüğüm büyük vampir ilgisi patlamasını açıklamaya yetecek bir açıklama gibi  gelmedi bu bana.

SINIFSAL AÇIKLAMA
Vampir ilgisini açıklayan sınıfsal bir analiz de var tabii ki. Bram Stoker'in Kont Dracula'sı bir aristokrattı. Bu yönüyle dönemin yükselen sınıfı burjuvazinin korktuğu ve nefret ettiği bir varlıktı. O hem tehlikeli hem de çekiciydi. Kendisine yeni bir stil oluşturmaya çalışan burjuvaları korkutuyordu. Ondan hem korkuyorlar hem de onu ilgiyle takip ediyorlardı. Orta sınıfların kendilerini burjuvaziyle özdeşleştirdiğini hatırlarsak vampirlere duyulan ilginin temelinde bu tür bir sınıfsal tavrın da önemli yer tuttuğuna inanıyorum. Ancak bu da son dönemdeki alaka patlamasını ancak bir noktaya kadar açıklayabiliyor.

BİSEKSÜEL VARLIKLAR
Açıkçası vampirler yıllar içinde (neredeyse 100 yıldır) adım adım erotize edildiler. Başlangıçta vampirler son derece erotik yaşamlara sahipti. Görünüşte son derece yakışıklı ama ruhen kötüydüler. Bu yüzden erotik rüyaları süsleyebiliyor, hem erkeklerin (homo-erotism) hem de kadınların kanını içip (hetero-erotism) biseksüel varlıklar olarak 'yaşıyorlardı'. Tüm vampir hikayelerinde, filmlerinde, dizilerinde bu biseksüel tema daima vardır.

VAMPİR LESTAT
 Türkiye'de de ilgiyle okunan Anne Rice'ın 'Vampir Lestat' romanları yukarıda vurguladığım tüm özellikleri içinde barındırır. Lestat bir aristokrattır, çok seksidir ve hem erkek hem de kadınların kanını içer. Anne Rice'ın vampir seksinde erotik hakimiyet ve acı vermek temaları da belirgindir. Yani aristokrat ve yakışıklı vampir Lestat kendisi için seçtiği kadınları hakimiyet altına alan bir erkektir. Cinsel arzuları manipüle edip kadınlar üzerinde hakimiyet kurar, kendisine bağlar ve kanlarını içerken yani seksüel açıdan yiyip, tüketip kendisi gibi yaparken onlarla ateşli bir şekilde sevişir.

KADINLAR BAYILIYOR
Tüm bu edebiyat türüne ve dizilere asıl ilginin ağırlıklı olarak kadınlardan gelmesi de üzerinde ayıca çalışılması gereken bir özelliktir. Bunun için ilk akla gelen basit açıklama; kadınların ateşli sevişen aristokrat görünümlü yakışıklı erkek tarafından kontrol ve hakimiyet altında altında tutulma arzusuna vampir roman ve filmlerinin yoğun karşılık verdiğidir.
Kadınlar bu satırları okuyunca hemen silahlarına sarılıp ateşe başlamasın. Yani cinsel ilişkide bir hakimiyet ve boyun eğme boyutu olduğunu ilk ortaya atan herhalde ben değilim. Ayrıca cinsel kontrol ve hakimiyet altında tutulma arzusu erkeklerde de var. Vampir Lestat'ın yazarı Anne Rice, Lestat'ın homoseksüel ve heteroseksüel ilişki çağrışımları yapan kadın ve erkekten kan içme ritüellerine sado-mazoşist seksüel boyutu da bilinçli olarak eklemiştir.  Anne Rice'ın ayrıca pornografik bile sayılabilecek düzeyde erotik olan direkt sado-mazoşist seksin işlendiği romanları da vardır.
Kızmış olabilecek kadınları rahatlatmak için şunu da söylemeliyim ki; o romanlarda  hakimiyet altında tutulan erkektir. Kadın her türlü maddi ve manevi acıyı kölesine verir.

BİR SENTEZ
Sonuçta vampir hikayeleri neredeyse bir asırdır Batı kültüründe ilgiyle takip ediliyor ama son zamanlarda sayıları artan vampir kitaplarıyla (Twilight dizileri), filmleriyle (Catherine Deneuve'yi 'The Hunger' filminde ve Tom Crusie'u da 'Vampir Lestat' rolünde hatırlayın) ve TV dizileriyle (Buffy the Vampire Slayer, True Blood gibi) belirginleşen yoğun ilginin gündelik rutin yaşamdan duyduğumuz tedirginliklerin bilinçüstüne çıkması ve erotik ilgiden kaynaklandığını söylemek mümkün.

'BAR' FIKRASI
'Adam bara girmiş ve...' diye başlayan belki de binlerce fıkra vardır. Son vampir modası yüzünden bir de bunlara 'Adam bara girmiş ve barmene 'Bir duble RH pozitif kan' demiş' fıkrası da eklendi. Bunu da bilin istedim...