AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-07-24
Sağ olsunlar okuyucularım bana dünyayı anlatan ve öğretici birçok mesaj yollarlar. Bunlardan bir tanesi de geçenlerde geldi. Mesajda bir internet linki de vardı. Okuyucum linki tıklamayabileceğimi düşünerek içeriği yazarak da anlatmış, ilgimi çekeceğini biliyor, beni iyi okumuş anlaşılan. Nitekim çekti de seyrettim ve hayli duygulandım. Hayatımın kavgalarına bir anda noktalı virgül koydum ve biraz soluk aldım.
Bazen böylesine küçük soluklanmalar, duyguları rahat bırakmak, onları baskı altından kurtarmak ve salıp koymak insana yetebiliyor. Videoyu izledikten sonra ben kendimi yenilenmiş hissettim. Birkaç dakika olsa da Türkiye'den ve bitip tükenmeyen kavgalarından kopup gitmiştim. Var olduğunu bildiğim ama bir türlü kalıcı geçemediğim hayatın mutluluk veren tarafına girdim fakat az sürdü. Olsun, sadece bir noktalı virgülün izin verdiği süre kadar derin nefes aldım.
Lara Fabian, Je T'aime şarkısını söylemek için sahneye çıkıyor. Piyanist parçaya giriyor. Fabian şarkıya başlamak için hazırlanıyor.
Birden tüm salon, binlerce insan gayet düzgün bir şekilde şarkıya başlıyor ve söylüyorlar.
Piyanist bir anlık şaşkınlıktan sonra binlerce insana eşlik etmeye başlıyor. Lara Fabian dinleyici olmuştu, salondaki insanlar konser veriyordu.
Gülümsüyor kadın, gözleri parlıyor ve o da binlerce insanlık koroya katılmaya başlıyor. Ama sesi aşırı duygudan dolayı titriyor.
Ağlamamak için zor tutuyor kendisini ve hep birlikte bitiriyorlar şarkıyı.
Lara Fabian en sonunda daha fazla tutamıyor kendisini, şakır şakır ağlamaya başlıyor.
Eh siz de tabii birkaç damla döküyorsunuz onunla birlikte. Duygu dolu hayli yoğun anlardı.
İsteyen okuyucum şu linkten direkt olarak www.dailymotion.com/swf/xal'z
veya bu linkte bir sorun olduğunda Dailymotion.com sitesine girin ve arama bölümüne Lara Fabian yazın, bu anlattığım videoyu bulacaksınız.
Hep birlikte hayatımıza noktalı virgül koyalım. Kimbilir hayata bu şekilde tavır koyanların sayısı artarsa hep birlikte bir parantez bile açmayı başarırız. Türkiye'de hayatın Joie de Vivre'sine düşman olanlara karşı tavır koymak zorundayız.
BU BANA BAŞKA JE T'AİME'Yİ HATIRLATTI
Ben liseyi bitirmek üzereyken 'Je T'aime Mo Non Plus' adlı bir şarkı dünyayı kasıp kavuruyordu. Kendilerine sevgili bulmakta zorlanan gençlerin Alman porno videolarından sonra en çok sevdikleri ürün bu şarkının plağıydı. Bu şarkıya özetle 'porno filmin müzik biçimindeki şekliydi' diyebiliriz.
Sevişmede çıkarılan sesler ve yapılabilecek erotik konuşmalardan ibaretti şarkı ve Serge Gainsbourg kadına yapmakta olduklarını açıkça anlatıyordu. Şarkı kadının (Jane Birkin) orgazm olmasıyla bitiyordu. O dönemde birçok genci mutlu eden bir şarkıydı bu.
Benim bu şarkıyla bile ilgili travmatik bir hatıram var.
Düşünsenize; 18 yaşındaki kız evinin bahçesinde havuz başı partisi vermiş. Herkes mayolu. O güne kadar hiç yatmamışım ve aşırı cinsel arzu nedeniyle gözüm dönmüş durumda. Şarkıyı tek başıma dinlerken durup dururken bile orgazm olabiliyorum. Neyse o insafsız kız bu şarkıyı çalmaya başladı. Ben reddedileceğime emin olduğum için kızı dansa kaldırdım. O güne kadar hep reddedilmiştim. Bu sadece benim çirkin olmamdan kaynaklanan bir şey değildi. O yaşlarda kız ve oğlanlarda gelişme ritminin farklı olmasına da bağlıydı. Kızların o yaşlarda gözü kendilerinden büyük oğlanlarda oluyordu. Kendileri ile aynı yaşta olan oğlanları ise ölmeleri gereken rahatsız edici fareler olarak görüyorlardı. Bizim kendi yaşımızdan küçük kızlara ilgi göstermemiz ise ağır cezalık bir suçtu. Kendi yaşımızdan büyük kadınlar ise (Mrs. Robinson sendromu) bizim yaşımızdakilere ancak filmlerde ilgi gösteriyorlardı.
Neyse; kız kalktı o gece dansa. Düşünün, ikimiz de mayoluyuz ve slow dans yapıyoruz. Şarkıda kadın orgazm filan oluyor. Bir kez dans ettik ve ben yerime dönmek için belime bir havlu sarmak zorunda kaldım. Bir filminde ereksiyonu nedeniyle kazayla duvarları yıkan, camları kıran Steve Martin'e benzeyivermiştim. Kız o ilk danstan sonra diğer dans tekliflerimi reddetti ve bir daha benimle görüşmeyi tamamen kesti. Galiba tehlikeli bulmuştu beni. Oysa ben sadece bir kader mahkumuydum.
ŞARKININ TARİHİ
Serge Gainsbourg o şarkıyı orijinal olarak Brigitte Bardot ile birlikte söylemiş ancak Brigitte Bardot o dönemde evli olduğu için şarkının piyasaya verilmemesini rica etmiş. Brigitte Bardot'ya da utanmak hiç yakışmıyor. Hem sonra öyle bir kadınla evlenen bir adamın böyle şeylere karşı da duyarsız olması gerekiyor bana göre. Neyse bu itirazdan sonra Serge Gainsbourg kendisine eşlik etmesi için Jane Birkin'i bulmuş. Ondan sonrası ise tarih yazıldı zaten.