AKŞAM | SIYASET | 25 TEMMUZ 2009, CUMARTESİ
Ayasofya Müzesi'nin kuzeydoÄŸu pandantifinde yaklaşık 160 yıldır üstü kapalı olarak korunan Bizans sanatının en önemli ve güzel örneklerinden serafim mozaiÄŸinin yüzü ortaya çıkarıldı.

İSTANBUL (A.A) - Günay, 9. yüzyılda yapıldığı düÅŸünülen ve çok iyi korunmuÅŸ olarak bulunan, Hristiyan inancında cennet kapısının bekçisi olarak da bilinen 6 kanatlı serafim mozaiÄŸinin yüzünün ortaya çıkartılmasına iliÅŸkin Ayasofya Müzesi'nde bir basın toplantısı düzenledi.
Yıllardan beri köÅŸeye sabitlenmiÅŸ gibi duran iskeleyi bu yıl yer deÄŸiÅŸtirerek kademe kademe Ayasofya içindeki bütün restorasyon çalışmasını tamamlamak üzere iÅŸe baÅŸladıklarını belirten Günay, bu çalışmalar çerçevesinde yeni ve önemli bir geliÅŸme ile karşılaÅŸtıklarını söyledi.
Yapının kuzeydoÄŸu bölümünde yapılan çalışmalar sırasında Ayasofya için ve Hristiyan teolojisi için çok önemli bir çalışmanın bütün gerçekliÄŸi ile ortaya çıktığını bildiren Günay, ''Serafim olarak tabir edilen Hristiyan teolojisinde bir anlamda cennetin bekçileri olarak bilinen en üst düzeyde melek tasvirlerinin çıplak gözle gördüÄŸümüz kanatlarının orta yerindeki yüzün üzerindeki maske kaldırıldı ve yüz tasviri ortaya çıkarıldı'' dedi.
Bunun yaklaşık 1000'li yıllarda bir deprem sonrası yenileme çalışmalarında yapıldığının düÅŸünüldüÄŸünü kaydeden Günay, ÅŸöyle konuÅŸtu:
''900-1300 yılları arasında hangi döneme ait olduÄŸu çalışmalardan sonra ortaya çıkacak. 4 tane daha var. Bunlardan iskelenin kaldırılmış olduÄŸu köÅŸede daha önce yüzü kapatılmış olan tasvirin yüzü açılmamış. Åžimdi belki tekrar dönüp onu açacağız. Kalem iÅŸi diÄŸer 2 figürün altında yine mozaiklerin çıkması ihtimali var. Bunlar en son 1800'lerin ortasında Mimar Fossati çalışırken bulunmuÅŸ ve o dönemde üzeri son defa olarak kapatılmış ve o tarihten bu yana bunu yeryüzünde gören kimse yok. Bugün ilk defa biz tanıklık edeceÄŸiz.''

OSMANLI DÖNEMİNDE TASVİRLERİN YÜZÜ AÇIKTI
Bu tasvirlerin İstanbul'un fethinden Ayasofya'nın cami olarak kullanıldığı 1700'lerin başına kadar yüzlerinin açık olarak bu mabette bulunduÄŸuna iliÅŸkin bilgiler olduÄŸunu hatırlatan Günay, ''Yani Fatih Sultan Mehmet Han'dan 3. Ahmet dönemine kadar bu tasvirlerin yüzlerini kapatmamışlar. Tasvirlerin yüzleri 1720'lerde 3. Ahmet döneminde yapılan bir çalışma sırasında muhtemelen koruma amaçlı, belki İslam inançlarına göre bir mabette insan yüzü benzeri tasvirler de bulunmayacağı için bir badanayla kapatılmış. Ama ondan önceki dönemde 1453-1720 arasındaki dönemde bunlar açık'' diye konuÅŸtu.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür BaÅŸkenti çerçevesinde bu çalışmaların tamamlanarak 2010 yılında dünyadan ve Türkiye'den gelenlerin görmesine olanak verileceÄŸini belirten Günay, buranın uygun koruma tedbirleriyle yine belirli dönemlerde görülmesini saÄŸlayacak bir düzeni saÄŸlayacaklarını dile getirdi.
Günay, ÅŸunları kaydetti:
''Heyecan verici bir çalışmaya tanıklık ettiÄŸimizi, bir tarihi gün yaÅŸadığımızı düÅŸünüyorum. Tarihe göre bu tasvirleri en son Sultan Abdülmecit Han görmüÅŸ ve ÅŸimdi biz görüyoruz. Bu önemli bir tanıklıktır. İstanbul 2010 çalışmaları çerçevesinde önemli bir bilgiyi ortaya çıkarmış ve dünyayla paylaÅŸmış oluyoruz.
Ayasofya'yı sadece bu melek tasvirleri ile deÄŸil, bütün öteki el iÅŸleri ve mozaik çalışmalarıyla bu yıl içinde bütünüyle sahiplenmeyi ve 2010'da Avrupa Kültür BaÅŸkenti İstanbul'a yakışır bir ÅŸekilde dünyaya tekrar bu önemli mabedin, müzenin farkında olduÄŸumuzu duyurmaya çalışacağız. Ülkemize, dünyamıza, insanlığa, kültüre uÄŸurlar, hayırlar getirmesini içtenlikle temenni ediyorum.''
MOZAİK KIRINTISI BİLE DÖKÜLMEMİŞ
Günay, daha sonra haber ajansları eÅŸliÄŸinde iskeledeki asansör sistemini kullanarak yüzü ortaya çıkan kanatlı figür serafimin bulunduÄŸu kuzeydoÄŸu pandantifinin üstüne çıktı.
Günay, yaklaşık 50 metre yükseklikteki figürü gördükten sonra basın mensuplarına duygularını anlatırken ''Gerçekten çok heyecan verici. En son 160 yıldan önce görülmüÅŸ, sonra üzeri kapatılmış, yaklaşık bin yıllara dayanan bir tasvir mozaik. Son derece ince bir üslup var teolojide çok önemli kutsal sayılan bir varlığa iliÅŸkin bir tasvir. Gerçekten heyecan verici. Özel bir heyecan yaşıyorum. Gerçekten hiçbir mozaik kırıntısı bile dökülmeden korunmuÅŸ bir tasvir'' dedi.
VASİLİUS'UN RÜYASINDA GÖRDÜÄžÜ 6 KANATLI MELEK
İstanbul Üniversitesi Bizans Sanatı Uzmanı Dr. Feridun ÖzgümüÅŸ de bulunan bu mozaiÄŸin çok ÅŸey deÄŸiÅŸtirebileceÄŸini belirterek, bir benzerinin Ayasofya'nın güneydoÄŸu pandantifinde de bulunduÄŸuna ve bu tasvirin de yüzünün olabileceÄŸine iÅŸaret etti.
İkisi uçmak için 6 kanatlı olarak tasvir edilen bu melek hakkında bilgi veren ÖzgümüÅŸ, 4. yüzyılda Hristiyan mitolojisinin kurucularından biri olan Vasillius'a rüyasında böyle göründüÄŸü için meleÄŸin 6 kanatlı olarak tasvir edildiÄŸini anlattı.
ÖzgümüÅŸ, ''Bir de bunun bir bakışı vardır. Kavgacı, atılgan yerinde duramayan bir melekmiÅŸ. Onu anlatmak için bu ÅŸekilde çatık kaÅŸlı olarak yapılmış'' diye konuÅŸtu.
Ayasofya'da daha birçok tasvirin kapalı olarak bulunduÄŸunu belirten ÖzgümüÅŸ, üst galerinde İsa'nın tahtının bekçileri olan birçok ''Kerubin'' tasvirleri olduÄŸunu belirtti.