Sezen Aksu'yla ilgili farklı farklı konularda birçok yazı yazdım. Bugün yazacaklarımı ise geçen hafta okuduğum bir haber tetikledi. Habere göre Sezen Aksu 56'ncı yaş gününü İzmir Mordoğan'daki yeni evinde kutlamış. Bu kutlamaya az sayıda ve sadece 'özel dostları' davet edilmiş.
Bu 'özel dostlar' şu isimlerden oluşuyor: Sanatçı kontenjanından Demet Akalın, Serdar Ortaç ve Petek Dinçöz. Gazeteci kontenjanından ise Can Tanrıyar.
Haberi 3 kere okudum. Acaba başka bir ünlünün doğum günü partisinin haberini mi okuyorum diye kendimden şüphe ettim!
Haber tüm gazetelerde aynı listeyle verilmişti. Zaten uzaktan çekilmiş fotoğraflarda da bu isimler gayet net görünüyordu. İster istemez Aksu'nun eski dost profili geçti gözümün önünden. Sanat camiasının entelektüel arkadaşlıklarıyla bilinen kişisi değil miydi kendisi?
Ulaşılması güç, entelektüel seviyesi yüksek dostlarını sık sık evinde ağırlardı. Bizler de bu ilişkiler ağını merakla izlerdik. Ülkenin snob entelektüelleriyle bu kadar grift ilişkiler kurabilen yegane popüler kültür ikonu Sezen Aksu'ydu şüphesiz. Entelektüel dostluklarından beslenirdi. Sabahlara kadar süren sohbetlerden yeni şarkı sözleri çıktığı bile bilinir. O geçmiş listede kimler yoktu ki... Enis Batur, Ömer Madra, Murat Belge, Sevin Okyay, Pakize Barışta, Deniz Türkali, Hıncal Uluç, Ertuğrul Özkök, sadece birkaçı...
İlerleyen yıllarda bu dostluklar kayboldu, etkisini kaybetti veya ciddi dargınlıklar yaşandı.
Aksu artık genç ve gelecek vaat eden ama mutlaka belli bir kalitesi olan sanatçılarla görüşüyordu. Sertab Erener, Aşkın Nur Yengi, Levent Yüksel gibi kendi yarattığı starları geçersek, Kenan Doğulu, Cem Yılmaz, Okan Bayülgen, Beyazıt Öztürk de sık sık bir araya geldiği isimlerdi. Fatih Terim ve Demet Akbağ son dönem yakın arkadaşlarındandı. Mustafa-Gül Oğuz ile uzun süre dargın kalmış olmalarına rağmen barışmış ve kaldıkları yerden devam etmişlerdi. Meral Okay da as isimlerdendi.
Şimdi 56'ncı yaş gününe geri dönelim. Yeni liste; Can Tanrıyar-Petek Dinçöz, Serdar Ortaç ve Demet Akalın'dan oluşuyor. O gece konuşulan konuları tahmin etmeye çalışıyorum, aklıma bir ana başlık bile gelmiyor doğrusu. Üzerimde daha büyük bir hayal kırıklığı nasıl yaratılabilirdi bilemiyorum.
Oray Eğin dün bir yazı yazmış. 'Sezen Aksu'ya mecburen bir uyarı' başlığındaki yazıda 'Sezen Aksu'yu etrafında topladığı alkışçı güruhuyla gerçeklikle tüm bağını koparmış birine benzetiyorum. Sadece kendisini öven insanlarla hayatını geçirdiği ve hiçbir eleştiriye aldırış etmediği için tökezlemeye fazlasıyla müsait' demiş.
Eskiden de sadece 'aslansın-kaplansın' diyen dostları vardı Oray, ama listeler arası farka bakarsan şimdi durumun çok daha vahim olduğunu göreceksin. Hatırlarsın mutlaka, Sezen Aksu'yla son röportajı yapan kişi Ahmet Tulgar'dı. Şu anki konjonktüre bakarsak kavuğu Tulgar'dan bir tek Kelebek'in arka sayfa yazarı devralabilir.
Eski başbakanların çocukları eğlence sektöründe
Bir süre önce eski başbakanlardan Tansu Çiller'in oğulları Beyoğlu'nda otel açmıştı. Eski başbakan çocuğu olmanın yanı sıra Türkiye'de anne soyadını almış nadir isimlerden Mert ile Berk Çiller'in oteli gayet iyi iş yapıyor. Odakule'deki Tulip Pera isimli otel özellikle yabancı turistlerin tercihi.
Mesut Yılmaz'ın oğlu Yavuz Yılmaz ise Nişantaşı'nda bir Thai restoranı açmaya hazırlanıyor. Atiye Sokak'taki eski Taps'in yerine açılacak restoranın son dekorasyon eksikleri gideriliyor. Çok kısa bir süre içinde hizmete girecek.
Bir döneme damgasını vurmuş, tartışılmaları bitmemiş bu iki eski başbakanın çocuklarının aynı sektöre girmeleri fazlaca manidar. İnsan ister istemez, ebeveynlerin büyük hızla düşen kariyerlerinin evlatlarda korku yarattığını ve o yüzden eğlence sektörünün tercih edildiğini düşünüyor.