AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-07-26

kategori2

Demokrasinin teminatı ama köpeğine bakamıyor

Haberi okuyunca içim sızladı: Ankara Gölbaşı'ndaki Köpek Eğitim Merkezi'nde 5 bomba uzmanı köpek, kilitlendikleri aracın içinde unutulunca sıcak ve havasızlıktan telef olmuş... Ölen köpeklerden birinin Ankara'da 500 kiloluk patlayıcıyı bulan kahraman Alman kurdu Maske olduğu bilgisi yalanlansa da, biz nereden bilelim ölen Maske mi, değil mi?
Böyle bir rezalet, herhalde basit bir unutkanlıkla açıklanıp geçiştirilemez! Söz konusu köpekler, özel olarak yetiştiriliyor; insan evladının ruhu duymadan önünden geçip gittiği bombaların yerini tespit edebilecek yeteneğe ve eğitime sahipler. Değeri 30 bin dolar olmasın, isterse sokak iti olsun, sen hangi mantıkla beşini- ya da altısını- bir yere tıkarsın? Bu nasıl bir 'eğitim'dir?  

Birincisi, polislerin yemeğe gittikleri, döndüklerinde hayvanları ölü buldukları söyleniyor... Bu inandırıcı değil çünkü yemek molası dediğin en fazla 1 saat sürer. Ya polisler öğlen yemeğini akşama bağladılar, en az 4-5 saat ortadan yok oldular... Ya da başka bir bit yeniği var...
İkincisi, köpeklerin bakımından sorumlu olan memurların, köpeklere dair en ufak bir bilgisi olmadığı anlaşılıyor. Bu sıcakta, altı tane hayvanı bir aracın içine 'eğitim için' kilitleyip, pencereyi aralamayı akıl etmemek, başka nasıl açıklanabilir ki?

Eğitimleriyle, akademik başarılarıyla son zamanlarda göklere çıkarılan genç Türk polisi, iş 'hayvan bakımında temel bilgiler'e gelince nedense müthiş bir umursamazlığa kapılabiliyor.

Bilerek mi öldürüldüler?
Üçüncü  iddia, hayvanların bilerek öldürüldüğü... Hatta CHP'li Sevigen, olay günü köpeklerin operasyona gideceği ve bunun engellendiğini iddia etti. Buna göre polisin içinde, polisi sabote etmek için hayvan katledecek kadar gözü dönmüş memurlar var!
Hangisi daha vahim, inanın bilemiyorum. Emniyet Genel Müdürlüğü, ihmalle ilgili 2 başmüfettişi görevlendirmiş, pek güzel... Umarız sağlıklı bir araştırma yapılır, olayın üzeri örtülmez ve bu köpeklerin ölümünden sorumlu kişiler hak ettikleri cezayı alır. Çünkü yapılan düşüncesizlik olarak geçiştirilemez... İngiltere'de de arabada bırakılan 2 polis köpeği telef oldu, memurların 6 ay hapis artı para cezası alması söz konusu. 
Hem köpeğine bakamayan polis, nasıl halkına sahip çıkar, nasıl demokrasinin teminatı olur diye sormazlar mı insana?

FG ile büyüyen kuşağın yazarı!
Nüfusunun yüzde 40'ı 24 yaşın altında olan Türkiye'de, 90 kuşağını temsil eden yazar yok gibi bir şey... Türk basını için genç yazar demek, erkekler için ortalama 50, kadınlar içinse 35 yaşa tekabül ediyor zaten! (Arada neden 20 yıl var, bunu da bu pazar düşünüverin canım!)
 İşte bu yüzden 22 yaşındaki Gülüm Dağlı'nın aksam.com.tr'de hafta sonları yazması çok önemli. Elbette sadece gençliği nedeniyle değil, yazısındaki akıcılık, mizah duygusu, bilgisi ve farkındalığı ile gerçek bir gazeteci kumaşına sahip. Emeğinin karşılığını verebilsem, röportaja koşturmak istiyorum kendisini. Uzun zamandır tadı tuzu kalmayan ve giderek e-maile bağlanan söyleşi standardını yukarıya çekeceğinden o kadar eminim.  
Bu hafta Gülüm 'Fethullah Gülen ölürse...' başlığıyla yazdı. 'Jackson ölünce çocukluğum öldü' diyenlerden hareketle bu yazıyı kaleme alan Gülüm, 90'larda yetişen her Türk çocuğuna 'Fethullahçılığın korkulacak bir oyun' olduğunun işlendiğini ve cemaat bağlantılı bir dershaneye girdikten sonra yaşadıklarını öyle yalın ve esprili bir dille anlatmış ki... Mutlaka okuyun! (http://www.aksam.com.tr/2009/07/04/
haber/yasam/1510/fethullah_gulen_olurse....html)