AKŞAM GAZETESİ | Aslı Aydıntaşbaş | 2009-07-26

kategori2

Kopmak

Ufak bir şatodayım. Evet yanlış okumadınız. Üç gündür Fransa'nın in cin top oynayan ücra bir köşesinde, minik ormanlar, huzur veren bayırlar, yumuşak tepeler arasında saklanmış  Chateau Les Charmettes'deyiz.
Bu yazıyı kaleme aldığım mekan, desenli duvar kağıtları, minik sandalyeler ve fırfırlı örtüleriyle, 19'uncu yüzyıl Fransız şaşaasını taşra konforuyla birleştiren sevimli bir oda.  Genelde 'minimalist' olmayan mekanlarda rahat etmem. Ama bu oda kocaman bir kurabiye. İçinde mutlu olmamak mümkün değil.

Bir an için, Fransız Devrimi öncesi, Sophia Coppola'nın son fiminden sonra artık tarihin haksız yargıladığına inandığım Marie Antoinette'le birlikte, kraliçenin yazlık evlerinden birinde bir hafta sonu av partisinde olduğumu hayal ediyorum. Kedersiz, neşeli ve her daim elin bir şampanya kadehiyle kahkahalar atarken. Bahçedeki çiçekler, lavanta kokuları, havuzun şırıltısı beynime mutluluk hormanları salgılıyor. Bütün gün buzlu limonata gibi içilen rose, ruhumu temizliyor.

İnanır mısınız, son 48 saatte, memleketimizin her köşesini kaplamış o korkunç beyaz plastik sandelyelerden tek bir tane bile görmedim! Estetik detoks. Ve tek bir siyasi polemik, ağız dalaşı, itiş kakışa tanık olmadım. Entellektüel arınma. Ne güzel her şeyden kopmak!
Ama bizi buralara getiren olay, Frasız aristokrasisinde 18'inci yüzyıl av partisi değil, sevgili dostlarım Lynsey Addario ve Paul de Bendern'in düğünü.

Hayır, kendileri Toulouse kont ve kontesi de değil. Yıllardır gece güzdüz demeden dişini tırnağına takarak bu meslekte isim yapmış, ardından bir gün İstanbul'da karşı karşıya geldiklerine 'pat' diye aşık olmuş iki gazeteci.
Lynsey, zamanının çoğunu Darfur, Afganistan, Pakistan gibi bölgelerde geçiren bir savaş fotoğrafçısı. New York Times ve National Geographic gibi yayınların inanılmaz fotoğraflçısı.. Kadın oluşunu bir dezavantaj olarak kabul etmediği için, gerektiğinde burkasını, poşusunu giyerek savaşın insan yüzünü, çarpıcı karelerini fotoğraf karelerine aktarıyor. (www.lynseyaddario.com). Bu yıl New York Times'a verilen Pulitzer'de Lynsey'nin rolü büyük.

Paul ise Reuters'ın Türkiye şefi, ancak bunun ötesinde, Türkiye'yi en iyi anlayan, siyasi denklemi tüm dengeleriyle kavrayan gazetecilerden. Bizim meslekte az görülen şövalye ruhuna ship. (Arkadan vurmayan ayakkabı modeli.) Paul'u Ankara yıllarımdan beri tanıyorum ve bir gün gelecek de başka yere tayini çıkacak diye ödüm kopuyor. Bu yalnız bir dost kaybetmek değil, dış dünyanın Türkiye'yi algılama kabiliyeti bir nebze daha azalması demek.

Zor yerlerde görev yapan insanlar, dostlukların gücüyle ayakta kalır. Buradaki diğer konuklar, 72 saat için deklanşörünü durduran, laptop'unu kapatan diğer savaş muhabirleri. Uçağa atlayıp Peşavar'dan, Kabul'dan Fransız taşrasına gelmişler. Tim Weiner, Sabrina Tavernise, Karl Vick, Dexter Filkins, Elizabeth Rubin, Ivan Watson, Tyler Hicks ve (nedense) Queensberry Markizi!
Düğünü duygusal yapan, bir ay önce Lynsey'nin Taliban taaruzunu görüntülemek için gittiği Pakistan'da geçirdiği korkunç trafik kazası. Yıllardır savaş bölgelerini kazasız belasız atlatan Lynsey, ağır yaralandı. Paul gidip nişanlısını İstanbul'a getirdi, kürek kemiğinin burada ameliyat edilmesini sağladı.
3 gündür güne interneti açıp Ergenekon, Dursun Çiçek, gerilim, buhran haberlerini okumadan, kuş sesleri arasında tebessümle uyanıyorum. Benim gibi bu düğüne gelen herkes, hayatları, sıkıntıları, işlerinden 'kopmuş' durumda. Lynsey ve Paul'ün mutluluğuna tanık olmaya, bir yaz gecesi fantezisi için buradayız.