AKŞAM GAZETESİ | Esin Gedik | 2009-07-26
Türkiye'de yaşayanlar olarak hangi Batı ülkesine gitsek maruz kaldığımız muameleden, Türkiye'nin tanınmamış olmasından dolayı rahatsız oluyoruz. Türkiye'de kadınların çarşaf giymek zorunda olduğu, ulaşımın develerle yapıldığı gibi tuhaf düşüncelerle de karşılaşmıyor değiliz. Ancak Türkiye'ye 15 bin kilometre uzaklıkta, Latin Amerika'nın en güzel ülkelerinden biri olan Şili'de durum öyle değil.
Güleryüzlü, yardımsever Şili halkı, her ne kadar çoğu İngilizce bilmiyorsa da Türklere karşı son derece ilgili. Bu ilgilerini de Atatürk'ün adını verdikleri bir kolej ve parkla yıllardır gösteriyorlar. Şili'nin başkenti Santiago'da Atatürk Koleji ve Atatürk Parkı bulunuyor. Zaten Şilili yöneticiler de Bakan Çağlayan'ın temasları sırasındaki konuşmaları Türkiye'yi yakından izlediklerini gösterdi.
Şili, gelecek yıl bağımsızlığının 200. yılını kutlayacak. İspanyol ve Portekizli sömürgecilere karşı Latin Amerika'da isyan ateşini yakan ve en uzun süre savaşan Şili halkının Atatürk'e karşı ilgisi nedensiz değil. Televizyonun, internetin olmadığı iletişim araçlarının çok sınırlı olduğu yıllarda yani 1920'lerde bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu destekleyen ve ilk tanıyan ülkelerden biri Şili. Özellikle Atatürk'ün laik devlet yaklaşımı Şilililerin büyük ilgisini çekmiş. İşte bu nedenle Türkiye de Latin Amerika ülkeleri arasında ilk büyükelçiliğini Şili'ye açmış.
Atatürk Parkı şehrin en güzel yerlerinden biri olan Apoquindo Caddesi üzerinde. Parkta bulunan Atatürk'e ait efiji, 29 Ekim 1973 tarihinde Cumhuriyetin 50. yıldönümünde yerleştirilmiş. Efijinin üzerinde ise İsmet İnönü'nün Atatürk'ü anlatan sözü İspanyolca olarak yazılı. Parktaki Atatürk köşesinin bakımını Türkiye'nin Santiago Büyükelçiliği yapıyor, temizlik ve güvenliği ise belediyeye ait.
Çağlayan, kulis yapacak
Ancak Atatürk Koleji için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Türkiye'nin her yıl sadece 6 bin dolar isim hakkı ödediği okul, şehrin kenar mahallelerinden birinde. Önemli olan okulun konumu değil ama okul oldukça kötü durumda. İşin ilginci Türkiye'nin okula hiçbir katkısının olmaması. Oldukça kısıtlı imkanlarla ve personelle çalışan Türkiye Büyükelçiliği'nin de yapabileceği pek fazla bir şey yok. Okulun öğretmeni Türkiye'yi ve kültürünü yakından tanıyor. Türkçe şarkılar, türküler hatta halk oyunlarını biliyor ve öğrencilerine anlatıyor. Atatürk ve Türkiye hakkında öğrencilerini bilgilendirmeye çalışıyor.
Okulu gezen ve oldukça etkilenen Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye'ye döner dönmez bu konuya eğileceğini defalarca söyledi. Dışişleri, Turizm ve Milli Eğitim bakanlarıyla görüşerek okul için neler yapılabileceğini araştıracak olan Çağlayan, 'Atatürk'ün adını taşıyan bir okul daha iyi durumda olmalı, her türlü desteği vermeliyiz. Gerekirse okulu yeniden yaparız' dedi.
Ancak heyette yer alan bazı işadamları her şeyi devletten beklememek gerektiğini düşünüyor. Şili ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'yla birlikte bu ülke ile olan ilişkilerin artacağını belirten işadamları 'Şili ile ticaret yapan işadamları bu işi üstlenmeli. Çok sayıda sivil toplum kuruluşu var, devlet bu okul konusundaki planlamayı üstlensin, işadamı örgütleri de bu işi üstlensin. Biz seve seve yaparız' önerisinde bulundu.
Görünen o ki, Bakan Çağlayan'ın Şili gezisinden en karlı çıkanlar arasında Atatürk Koleji öğrencileri de var. Kısa zamanda (tabii Çağlayan hükümeti ikna edebilirse) yeni bir okula ve okul gereçlerine kavuşacaklar. Hatta belki öğretmenleri ve bazı öğrencileri Türkiye'ye bile getirmek söz konusu olabilir.
Sonuçta, dünyanın farklı yerlerinde sadece cemaatlerin güdümünde değil, Türkiye'yi temsil eden başka okullarımız da olmalı.