AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-07-26

kategori2

Ertuğrul Özkök'ün düşüşü

Ona yıllardır kendisini bugüne hazırlamasını söyledim.
Ama o hiçbir şeyin değişmeyeceğine kendisini inandırmıştı. Gereken hiçbir şeyi yapmadı.
Bizlere verilen unvanların kalıcı olmadığına nedense inanmak istemedi.
Kendi unvanını kendisi istediği kadar taşıyacağını düşündü. Unvanını verirse sadece kendisi istediği takdirde ve kendi seçeceği insana devredecekti. Kendisini buna da inandırmıştı.
Ama o unvan kendisine verildiği gibi geri alınabilirdi. Aslında bunu kendisi de çok iyi biliyordu.
Kendisine itiraf etmedi bu basit gerçeği. Adım adım yaklaşan acı gerçeği görmemeyi yeğledi. Başını öteki tarafa çevirirse, hiçbir şey yokmuş gibi davranırsa tehlikenin geçeceğini sandı.
Yıllar içinde haklı çıktığı dönemler de oldu. Tehlike kapının önüne geldi, o tehlike yokmuş gibi davrandı ve unvanını bir şekilde korudu.
Etrafındaki herkes, arkadaşları, ailesi unvanı fazlasıyla uzun taşıdığını, artık bunu gönüllü olarak devretmesi gerektiğini düşünüyordu.
Onlara da kızdı... Hırslıydı ve kendisini genç ve sağlıklı hissediyordu. O yüzden ne kadar uzun olmuş olursa olsun unvanı hala daha taşıyabileceğini düşünüyordu. Gerekirse onu bırakmamak için mücadele bile etmeye kararlıydı.
Ama hayat onun etrafındaki acımasız ağlarını örüyordu. Unvanını elinden almak isteyenler de boş durmuyordu.
Onlara göre, verilen unvan veren tarafından geri alınabilirdi ve bu bir kuraldı.
Onu ne kadar sevseler, onunla ve unvanıyla uzunca süre yaşamaya alışmış da olsalar gerekeni yapmaktan kaçınmazlardı. Değişim zamanı geldiğinde değişim mutlaka olmalıydı. Hayatın kurallarına daha fazla direnmek imkansızdı. Dolayısıyla onu sevenler vicdanları rahat olmasa da kararlarını verip, ilan edeceklerdi.
O, yine hayat ve kendisinin içindeki yeri acımasızca akıp giderken ve değişim kendisi dışında olup biterken yine ortada hiçbir şey yokmuş gibi davrandı. Şık giyindi, hayat stilinden taviz vermedi. Açıkçası son ana kadar 'Cool' davrandı. Ne olduğunu soran arkadaşlarına 'Bir şey yok, merak etmeyin. Her şey kontrol altında' dedi ve onları da kendi hayal dünyasına inandırdı.
Bir tek karısı ondaki trajik değişimin farkındaydı. Yaklaşan kaçınılmaz karar gününü  bir tek o yüreğinde hissediyordu. O da kocasına acı gerçeği söyleyip üzmemek için kendisini tuttu ve konuşmadı, desteğini sürdürdü

***
Ama sonunda oldu işte.
Türkiye'nin en seksi insanlar listesi açıklandı ve Ertuğrul Özkök o listeye 46'ncı sıradan hem de Ahmet Hakan'dan bile sonra girebildi.
Oysa Ertuğrul Özkök, yıllar önce dünyanın en seksi erkekleri listesine 11'inci sıradan, Antonio Banderas'tan bile ön sırada girmişti.
Bunu hatırlamamanız mümkün değil. Çünkü o liste açıklandıktan sonra ben nerede ve hangi ortamda olursa olsun Ertuğrul Özkök adını ağzıma alsam veya adını yazsam hemen arkasında şu cümleyi eklemeye başladım: 'Ertuğrul Özkök- ki kendisi dünyanın en seksi erkekler listesine Antonio Banderas'ın bile önünde 11'inci sıradan girmiş kişidir-.'
Bunu söylemeyi hiç ihmal etmedim ve bu hiç sektirmeden 2 yıl kadar filan sürdü.
Şimdi ise ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Artık o, üstelik dünyadaki değil sadece Türkiye'deki seksi erkekler listesinde, Ahmet Hakan'dan bile sonra 46'ncı sırada. Yazarken bile iyi durmuyor bu. Ona oy verenlerin Hürriyet çalışanları olduğunu düşünürseniz olayın ne kadar muazzam dramatik boyutta olduğu ortaya çıkıyor.
Neyse bu tür olaylardan bir ders çıkarmak da gerekiyor. Ertuğrul Özkök dünyanın en seksi erkekleri listesine 11'inci sıradan Antonio Banderas'ın bile önünde girdiğinde kendisini yarıştan çekseydi, unvanı korumak için bu kadar hırslı olmasaydı 46'ncı sıraya düşene kadar unvanına sarılmasaydı, zirvedeyken bıraksaydı her şeyi, şimdi o zirve anıları ile rahatça yaşıyor olurdu.
Bunu yapmadı ve sonuçlarına da katlanacak ne yazık ki...

Walter Cronkite
Bu ismin Türkiye'de çok fazla bir anlam ifade etmediğini biliyorum. Ama en azından gazetecilerin mutlaka bilmesi, hayatını okumuş olmaları gereken bir gazeteciydi o... Modern 'anchorman'in tanımını o yaptı. Amerika'nın en güvenilir gazetecisi oldu ve hayatının sonuna dek çalıştı. Müthiş başarılarla dolu bir hayattan sonra 92 yaşında hayata veda etti.
Ölümünden sonra yayılan şu espri bile onu tanıtmaya yetecektir sanıyorum. Birisi demiş ki; 'Ben Walter Cronkite'ın öldüğü haberine, bu haberi ondan duymadığım takdirde katiyen inanmam'.
Dün onun hakkında gazetelerimizde kapsamlı ve uzun haberler görürüm diye ummuştum. Ama çoğunluk bu konunun dışında kaldı.