AKŞAM GAZETESİ | İ.Hüseyin Yıldız | 2009-07-26
TÜİK tarafından yayınlanan verilere göre; ekonomik daralmada bir yavaşlama, tüketici güveninde ise bir artış var. Ancak aynı veriler işsizliğin artmaya devam ettiğini de gösteriyor. Peki işsizlik artmaya devam ederken, ekonominin geneline yönelik bir iyileşmeden söz edilebilir mi? Yapılan zamlara ve vergi artışlarına bakılırsa, hükümet krizden çıkmaya başladığımızı düşünüyor.
Önce ekonomideki iyileşme işaretleri neymiş onlara bakalım:
Geçen hafta haziran ayı Tüketici Güven Endeksi ve mayıs ayı sanayi ciro ve sipariş endeksleri yayınlandı. 2009 yılı mayıs ayında 83,28 olan Tüketici Güven Endeksi, 2009 yılının haziran ayında mayıs ayına göre yüzde 2,39 oranında artarak 85,27 değerine yükselmiş. Aylık Sanayi Ciro Endeksi ise 2009 yılı mayıs ayında, 2008 yılı mayıs ayına göre yüzde 16,0 azalış gösterse de, bir önceki aya göre yüzde 3,7 artış gösteriyor. 2009 yılı haziran ayında; 2008'in aynı ayına göre kurulan şirket ve kooperatif sayısında yüzde 2; kurulan ticaret unvanlı işyeri sayısında ise yüzde 10,2 oranında bir azalma var. Bu haber de iyi bence, çünkü bu azalma oranı geçtiğimiz aylarda yüzde 15'lerde dolaşıyordu. Ayrıca Aylık İmalat Sanayi Eğilim Anketi'nin analiz sonuçlarına göre, 2008 yılı haziran ayında 82,3 olan üretim değeri ağırlıklı kapasite kullanım oranı, 2009 yılı haziran ayında 72,7 seviyesine yükselmiş bulunuyor.
Ancak bütün bu verilere bakarak; ekonomideki daralmanın durduğunu söylemek, çok arzuladığım bir şey olsa da, şimdilik yanıltıcı olabilir. Öncelikle bu iyileşme emareleri henüz istikrar kazanabilmiş değil. Neden böyle düşündüğümü bir örnekle açıklamaya çalışayım.
Bir cismi derin bir kuyuya attığınızda dibe çarptıktan sonra hafifçe yükselir, şiddetli çarpmanın etkisiyle... Fizikte buna cismin momenti denir. Kütlesi ve hızı olan her cismin bir momenti vardır. Ekonomide de benzeri bir olay var ve buna 'baz' etkisi diyoruz. Yani dibi bulduktan sonra ya da bir ara durakta, birazcık dahi kıpırdanma olursa, bu iyileşme gibi görünür. Fakat bu hafif toparlanma kesinlikle krizin geçtiği anlamında yorumlanmamalıdır. Özellikle işsizlik artmaya devam ediyorken...
Genel işsizlik oranı yüzde 14,9; tarım dışı işsizlik oranı yüzde 18,2; genç nüfustaki işsizlik oranı yüzde 26,5 ve kentlerdeki genç işsizlik oranı yüzde 29,4. Resmi olmayan işsizlik oranlarını da varın siz düşünün. İşsizlik artışı, ara duraksız hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz cumartesi günü gazetemizin verdiği diplomalı işsizler haberini okumuşsunuzdur. Temizlik işçisi olmak için başvuran 50 bin adaydan 14 bini üniversite mezunu imiş. Bunların arasında çift diplomalı olanlar dahi var. Alacakları maaş ise 700-800 TL. Salt bu haber dahi krizin tüm derinliğiyle devam ettiğini göstermiyor mu?
Bir düşünün genç işsizlik oranı yüzde otuza varmış, diplomalı gençler temizlik işçisi olmak için kuyrukta bekliyor. Yine de YÖK üniversitelerin kontenjanlarını yüzde 15 artırdı bu yıl. Kuyruktaki ağabeyleri iş bulana kadar, bunlar da mezun olup işsizler kervana katılmayacaklar mı? Her işte bir hesapsızlık ya da popülizm kokuyor...
Öyle görünüyor ki gelen ufak çaplı iyileşme haberleri hükümete mesnetsiz bir iyimserlik aşıladı, zamlar ve vergi hasılatını arttırmak için iyi bir zamanlama yapılıyormuş gibi sıkı maliye politikasına geçiş adımları atılmaya başladı. Akaryakıta ve tütün mamullerine yapılan zamlar, muhtelif vergi artışlarıyla birlikte devam edeceğe benziyor. Oysa daha başında, hükümet 2009 yılına girerken gerçekçi olmadığı gün gibi ortada olan bir bütçe yaptı. Yılın daha ilk aylarında o bütçede belirtilen hedeflerin tutmayacağı ortaya çıktı. Şimdi de, yılın geri kalanında 'kaz'ı yolabildiğimiz kadar yolup teraziyi denkleriz hesabı yapılıyor galiba. Gelin görün ki bizim kaz ürktü bir kere. Hatta daha fazla yolunursa telef de olabilir.