AKŞAM GAZETESİ | Ali Ulusoy | 2009-07-26
ÖSYM'ce hazırlanan ve YÖK tarafından kabul edilen yeni üniversiteye giriş sistemi tartışılıyor. Eleştiriler daha çok bu yeni sistemle güdülen temel amacın meslek liselerine 'katsayı' sınırlamasını kaldırarak, imam hatip okullarının önünü açmak olduğu yönünde.
Yeni düzenlemede temel niyet ne?
İki olasılık akla geliyor:
Ya hedeflenen samimi olarak yeni bir sistem değişikliği yapmak idi ve 'katsayı' sorunu bu 'reformun' bir 'yan etkisi' olarak bu arada çözümleniverdi.
Ya da temel hedef 'katsayı' işini halletmekti. Sistem değişikliği bunu perdelemek için ön plana çıkarılmış bir taktikti.
Bunlardan hangisinin doğru olduğunu bilmiyorum. Paranoyak şekilde niyet okuyuculuğu yapmak istemem.
Ama gerçek şu ki, sonuçta bu 'katsayı' sorununu halletmek gerekli idi. 28 Şubat sürecinin ülkedeki laik düzeni korumak adına empoze ettiği en somut önlemlerden olan 'imam hatiplerin önünü katsayı barajı ile kesmek' formülü zaten adil de değildi rasyonel de.
İmam hatiplerin eğitim sistemi açısından bir 'garabet' oluşturduğu doğru. Eğer bunlar 'meslek lisesi' ise, imam ve hatip ihtiyacına cevap verecek kadar bir kontenjanları olması yeterli. Yüz binlerce öğrenciyi okutmaları anlamsız. Eğer 'genel liselere alternatif' ise, bu da Milli Eğitim Temel Kanunu'nun eğitim bütünlüğü mantığına aykırı.
Çocuklarını imam hatiplere gönderen insanların %90'ı imam olsunlar amacı değil, çocuklarına temel dinsel bilgiler de verilsin amacı taşıyor. Çünkü genel lise eğitiminde bu konuda bir 'boşluk' var. Genel liselerde isteğe bağlı da olsa, ailelerin çocuklarına temel dinsel bilgileri aldırma olanağı bulunmuyor. Liselerdeki zorunlu 'din kültürü' dersleri bu kapsamda değil.
Ülkede çoğunluğu oluşturan muhafazakar düşünce yapısındaki insanlar, çocuklarına en geç lise çağlarında İslam'ın temel bilgilerini, namaz kılmayı hatta biraz da olsa Kur'an'ı okumayı öğretme yükümlülükleri olduğuna; bunu yapmazlarsa dinsel yönden kendilerinin sorumlu olacaklarına inanıyor. Aslında öncelikli tercihleri de bunun devletçe verilmesi.
O halde bu çerçevedeki temel dinsel bilgiler-tabii ki zorunlu değil isteğe bağlı olarak- genel liselerde verilebilse, imam hatiplere ilişkin sorun kendiliğinden çözülecek. Bunlar gerçek misyonları olan, imam yetiştiren meslek liselerine dönüşecek.
Anayasa'nın 'din eğitiminin devletin gözetim ve denetimi altında verileceğini' söylemesi, hukuksal açıdan, yukarıda belirttiğimiz anlamda bir 'temel dinsel bilginin' devlet okullarında verilemeyeceği anlamına gelmez. Bu hükmün anlamı, isteğe bağlı olmak kaydıyla, din eğitimini devlet de verse, özel kişiler de verse, devletin yakın gözetimi ve denetiminin zorunlu olması.
Genel liseler için yukarıda önerdiğim şekilde 'isteğe bağlı temel din bilgisi' dersleri konulmazsa, korkarım 'katsayı' sınırlamasının kalkması pratikte imam hatipleri genel liselere tam bir alternatif yapacak. Bu da milli eğitimdeki bütünlüğü bozacak ve modern eğitim mantığıyla çelişecek.
Danıştay zaten çok büyük olasılıkla, bu kaygılarla YÖK'ün katsayı sınırlamasını da kaldıran bu yeni sistemini iptal edecek. Bu öne- rim bu konudaki olası bir Danıştay iptalini ve önümüzdeki yıl üniversiteye girişte 'kaos' yaşanmasını önleyebilecek en 'realist' çözüm.