BeÅŸir Atalay kendini aÅŸtı! İçiÅŸleri Bakanı'nın Kürt açılımını kamuoyuna duyurduÄŸu basın toplantısı öncesinde içimde bir endiÅŸe vardı: 'Eyvah; Atalay ÅŸimdi her zamanki ketum üslubuyla on dakika konuÅŸup hiçbir ÅŸey söylemeyecek, soruları geçiÅŸtirecek ve kamuoyundaki beklenti hayal kırıklığına dönüÅŸecek.'
İçiÅŸleri bakanlarının genelde aÄŸzı sıkı olur ancak Atalay gelmiÅŸ geçmiÅŸ en ketum, en az risk alan bakanlardan. Bırakın kameraları, kapalı toplantılarda bile az konuÅŸuyor, çok dinliyor, lafını uzun uzadıya tartarak ediyor.
Dünkü açıklama ise, Kürt inisiyatifine iliÅŸkin somut detayları içermese de, iyi bir baÅŸlangıçtı. 'İyi' diyorum çünkü Atalay, o bariton sesi ve heyecansız cümlelerine raÄŸmen önemli bir ÅŸey baÅŸardı. Umut ve iyimserlik aşıladı. Kapsamlı ve kararlı bir çalışmanın iÅŸaretlerini verdi. Medya ve GüneydoÄŸu'daki mevcut olumlu atmosferin devamına imkan verecek cesaretlendirici bir üslup kullandı.
İşte akılda kalanlar:
1- Daha fazlası can saÄŸlığı: Atalay'ın açıklamasını 'somut öneri yok' diye eleÅŸtirenler var. Evet, İçiÅŸleri Bakanı asıl yapılacakları söylemedi, PKK'- nın da ister istemez dahil olacağı süreci 'demokratikleÅŸme' gibi yumuÅŸak bir baÅŸlıkla gizlemeye devam etti. Ama bu bir baÅŸlangıç. Bu aÅŸamada 'Onlar silahları bırakırsa biz de af çıkarırız' gibisinden bir formül yapmak ters teperdi. Gazete ve yorumcuların heyecanına raÄŸmen kamuoyu henüz PKK'yı konuÅŸmaya hazır deÄŸil. Sanırım hükümet daha geniÅŸ bir destek koalisyonu oluÅŸturduktan ve birkaç demokratik adım (Kürtçe köy isimlerinin geri verilmesi; Kürdoloji ensititüleri) attıktan sonra olayın PKK boyutunda daha somut adım atabilir.
2- Medyayı haÅŸlamadı: Sonunda AKP'den biri medyaya teÅŸekkür etti! Gerçekten de merkez medya, son aylarda 'tarihi fırsat'a 'tarihi' sayılabilecek bir destek veriyor; bunu okurlar istiyor diye deÄŸil, tam tersine 'okura raÄŸmen' yapıyor. Bakanın medyaya teÅŸekkür etmesi; son dönemde alışık olduÄŸumuz medyayı aÅŸağılama ve azarlama üslubu yerine yazılanları takip ettiÄŸini, yapılan katkıya deÄŸer verdiÄŸini söylemesi sevindirici.
3. CHP ve DTP'ye el uzattı: Atalay soruları cevaplarken baÅŸta anamuhalefet partisi olmak üzere siyasi partilerin bu sürece katkısını talep etti, Deniz Baykal'ın son açıklamalarını övdü, hem Baykal hem de DTP ile görüÅŸeceÄŸini ima etti. Ben CHP'siz Kürt açılımının saÄŸlıksız olacağı görüÅŸündeyim. Haliyle Atalay'ın CHP'ye uzattığı bu elin havada kalmaması, partilerüstü bir mutabakat atmosferi yakalanması artık mümkün.
4. Devlet politikası: Devleti ve mekanizmalarını tanımayanlar (özellikle de komplocular, ultraliberaller ve Kürt kamuoyu) devletin hep 'irrasyonelde' ısrarcı olacağını, reformun ancak 'devlete raÄŸmen' yapılabileceÄŸini düÅŸünüyor. Oysa Kürt meselesinde bir süredir bazı kurumlarda yaratıcı ve rasyonel çözümler üretiliyor. Buna Genelkurmay ve MİT dahil. Haliyle Kürt açılımı AKP'nin kendi kendine düÅŸündüÄŸü radikal bir adım deÄŸil, özünde devlet birimlerinin 'aklı selim'i devreye sokmasıdır. Bu yüzden Atalay'ın Kürt açılımını 'Devlet politikası olarak yürütme çabası içindeyiz' sözü, kimsede hayal kırıklığı yaratmasın. Böylesi daha saÄŸlam!
DÜZELTME: 9 Temmuz tarihli yazımda Fethullah Gülen Hareketi'nin Washington ayağından söz ederken, bizzat cemaat adına hareket eden kuruluÅŸların yanında, cemaatin Brookings ve Middle East Institute (MEI) gibi prestijli think tank'lerle organik bağı olduÄŸunu söylemiÅŸtim. MEI Türkiye Çalışmaları Direktörü Gönül Tol, kurumun cemaatle ortak proje ya da 'organik bir bağı' olmadığını, MEI uzmanlarının cemaatin platformlarında yer almış olmasının kurumsal bir iliÅŸkiye iÅŸaret etmediÄŸini hatırlattı.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.