AKŞAM | CUMARTESI | 25 TEMMUZ 2009, CUMARTESİ
Türkiye'nin en büyük pırlantalı mücevher üreticisi Jasabi, bu durumu tüketiciye fiyat avantajı olarak yansıtmak için Kuyumcukent'teki showroom'unun kapılarını herkese açtı. Jasabi'nin atölyesine önce biz girdik ve pırlantanın hikayesini adım, adım izledik.

Hangi kadın sevmez pırlantayı? Son yıllarda özellikle dizi aralarında o kadar çok pırlanta reklamı izlettirdiler ki, pırlanta istemeyen kadın kalmadı. Üzerine ÅŸarkı bile yazılan tektaÅŸ pırlantalar, sunulan 12 taksit imkanıyla hemen her kadına ulaÅŸtırılmaya çalışılıyor.
Kadınlar bu kadar pırlanta düÅŸkünü olunca, bu pırlanta hangi aÅŸamalardan geçerek nasıl üretiliyor merakıyla fotoÄŸrafçı arkadaşım Mustafa Seven'le birlikte tuttuk Kuyumcukent'in yolunu. Adresimiz, Türkiye'nin en büyük toptan pırlanta alıcısı olan ve ÅŸimdilerde bu avantajını tüketiciye yansıtmak isteyen Jasabi. Atatürk Havaalanı'na giderken yolun sağında bulanan kocaman bir tesis olan Kuyumcukent, herkesin dikkatini çekmiÅŸtir. GiriÅŸ kapısını bulmakta biraz zorlansak da güvenlik önlemleri hayli sıkı tutulan tesise girmeyi baÅŸarıyoruz. Atölyeler Bölümü 3. Kat, 5. Sokak derken sonunda bu devasa tesiste Jasabi'yi buluyoruz.
Ana kapıdan ÅŸifreyle içeri giriyoruz. Sadece birkaç kiÅŸinin ÅŸifresi var. Atölyede çalışanlar öyle elini kolunu sallaya sallaya sabahları giremiyorlar atölyeye. Herkes aynı saatte ve beraberce girebiliyormuÅŸ. Tabii çıkış da aynı ÅŸekilde.
Sadece pırlantalı mücevher üreten Jasabi, pırlanta sektörünün ilk halkası. Yani toptancıların toptancısı. Toptancılar Jasabi'den alıyor, kuyumcular da toptancılardan. Jasabi Genel Koordinatörü Lale Tüzün, bir taraftan kendileri hakkında bilgi verirken diÄŸer taraftan da atölyeyi geziyoruz.
KARA KALEMLE BAÅžLIYOR
Pırlantanın hikayesi, hayal edilen objenin karakalem çizimle kağıda dökülüp görselliÄŸe kavuÅŸmasıyla baÅŸlıyor. Önce gümüÅŸten bir provası yapılıyor. 3 boyuta dönüÅŸtürülmüÅŸ bu tasarım, ön sunumda üzerinde görüÅŸler ve yorumlar yapıldıktan sonra kalıp haline getiriliyor, ki bu o kadar da kolay bir aÅŸama deÄŸil. Dökümhaneye gönderilen bu kalıbın özel kauçuklara modeli çıkarılıyor. Bu kauçukların içine eritilmiÅŸ özel karışımlı mumların, püskürtme tekniÄŸi ile doldurulmasıyla kalıp mum haline dönüÅŸmüÅŸ oluyor. Ardından kalıp, aÄŸaç diye tabir edilen bir sisteme diziliyor ve fanus içinde sır alçıyla doldurulup donması saÄŸlanıyor. Kuruyan alçı yüksek ısılı bir fırına veriliyor ve içindeki mumların erimesiyle kalan boÅŸluklar döküm makinelerinde eritilen altınla dolduruluyor. Altın da donduktan sonra kalıp aÄŸacından kesilen altın objeler, tesviyeye gidiyor. Åžunu söylemeliyim ki alçıdan çıkan ham haldeki altın, hiç altına benzemiyor, mat bir ÅŸey çıkıyor karşınıza. Yolda görseniz altın deyip yüzüne bakmazsınız.
Ancak o mat görünen kolyeler, yüzükler tesviyede öyle parlıyor ki gözlerime inanamıyorum. Tesviye aÅŸaması bildiÄŸimiz tırnak törpüsüne benzer bir törpüyle yapılıyor; fazlalıklar alınıyor ve parlatılıyor. Altını törpüleyen ustaların dizlerinin üstünde deriden önlükler var ki altın tozları dağılmasın. Yere düÅŸen tozların ayaklara yapışıp dışarı çıkmaması için de atölyenin zemini plastik ızgaralarla döÅŸenmiÅŸ. Yerdeki altın tozları, hafta da bir kez görevli kiÅŸiler tarafından süpürülüp toplanıp geri dönüÅŸtürülüyormuÅŸ. DönüÅŸtürülen tozlar bununla da sınırlı deÄŸil, çalışanların giydiÄŸi önlükler de yine görevliler tarafından yıkanıyormuÅŸ. Ve havaya karışan tozlar. Evet, onlar da filtrelerden toplanıp tekrar altın haline getiriliyor. Eee, materyal çok deÄŸerli olunca tozunun tozu bile deÄŸerlendiriliyor.
TAÅžLAR MIHLANIYOR
Pırlantanın yolculuÄŸuna dönersek... Evet, törpülenen altın, taÅŸları takılmak yani onların diliyle mıhlanmak üzere maharetli ustaların ellerine teslim ediliyor. Bazı takılar, öyle minik minik taÅŸlarla süsleniyor ki büyük bir özveri ve sabır istiyor. Mıhlama ustalarının küçücük bir kolye ucuyla bile ne kadar uÄŸraÅŸtıklarını görünce, 'iÅŸçilik için alınan paraya artık çok demeyeceÄŸim' diyorum kendi kendime. Kuyum sektöründe her ne kadar eskiye göre makineler kullanılsa da üretimin her aÅŸamasında hala el emeÄŸi, göz nuru var.
TaÅŸları takılan mücevherler, son rötuÅŸları yapılmak üzere cila tezgahına gönderiliyor. Burada sürekli dönen ucunda küçük kıllar olan bir fırça ile altın parlatılıyor. Ve yıkama aÅŸamasından sonra da mücevherler müÅŸterilerin beÄŸenisine hazır hale geliyor.
Kalıpların bulunduÄŸu odaya da giriyoruz. Pırlantayla aklınıza gelecek her ÅŸeyi yapmışlar, bebek emziÄŸinden gözlük sapına kadar arÅŸivlerinde 136 bin kalıp olduÄŸunu söylüyor koordinatör Lale Tüzün. '0,20'den 8 karat'a kadar her ÅŸeyi yapıyoruz' diyor. 22 ayar altın ve sentetik taÅŸlar dışında pırlanta, zümrüt, yakut, safir, elmas gibi deÄŸerli; mavi topaz ve amatis gibi yarı deÄŸerli taÅŸlarla birbirinden güzel mücevherler üretiyorlar.
YARI FİYATINA SATILIYOR
Atölyesin kapılarını çekim için bize açan Jasabi'nin kapıları artık herkese açık. Zira toptancıların toptancısı olmalarının avantajlarını sadece kendi eÅŸleri dostları deÄŸil tüm nihai tüketicinin yaÅŸamasını istiyorlar. 'MaÄŸazalar açıp, maliyetleri yükseltmek yerine, pırlatalı mücevheri aracı olmadan tüketiciye ulaÅŸtırmak istiyoruz' diyen Tüzün, çok ciddi fiyat avantajı saÄŸladıklarını açıklıyor: '0,50 karatlık tek taÅŸ bizde 3 bin lirayken bu dışarıda 5.600-6.500 lira arasında deÄŸiÅŸiyor.' Dışarıda fantezi ürün diye tabir edilen pırlantalı tasarımların kar marjının çok daha yüksek olduÄŸunu da belirtmeden geçemiyor Tüzün. KiÅŸiye özel stil danışmanlığı hizmeti de sunan Jasabi'de, istediÄŸiniz model çizilerek, hemen üretime geçirilebiliyor. İnternetten de satış yapan Jasabi pırlantaları, uluslararası akreditasyona sahip International Diamond Laboratories (IDL) tarafından sertifikalandırılıyor.
BüyüklüÄŸü deÄŸil, berraklığı ve temizliÄŸi önemli
Jasabi'nin Genel Müdürü ve 15 yaşından beri pırlanta ustası olan Varujan KeÅŸikcioÄŸlu'nun pırlanta konusunda ilk dikkat çektiÄŸi nokta pırlantanın büyüklüÄŸündün ziyade berraklığının ve temizliÄŸinin önemli olduÄŸu. İlerde deÄŸiÅŸtirilmek istendiÄŸinde para kaybetmemek açısından uluslararası bir sertifikaya sahip olmasının çok önemli olduÄŸunu vurgulayan KeÅŸikçioÄŸlu, son dönemde yarı deÄŸerli taÅŸlarla birlikte kombinlenen pırlantalı tasarımların kadınlar tarafından çok ilgi gördüÄŸünü anlatıyor. Tek renk olarak tanıdığımız pırlantanın siyahtan maviye her rengi varmış ancak lazerle renklendirilmiÅŸlerin deÄŸil de doÄŸal renge sahip olanların çok pahalı olduÄŸunu söylüyor Varujan usta.
AYSUN ÖZ KAŞİ