AKŞAM | CUMARTESI | 25 TEMMUZ 2009, CUMARTESİ
İsveç'te kurulup Avrupa Parlamentosu'nda kazandığı sandalye ile dünyanın dikkatini dijital paylaşım kültürüne çeken Korsan Parti Türkiye'ye geliyor. Bunun arkasındaki kiÅŸi Radikal Gazetesi teknoloji ve internet yazarı Serdar KuzuloÄŸlu...

Uzun yıllar medya sektöründe çalışıp son olarak Radikal Gazetesi'nin teknoloji ve internet içeriÄŸi Sanal Alem'i yöneten Serdar KuzuloÄŸlu, aynı zamanda sahibi olduÄŸu MYK Medya (myk-medya.com)'da 13 kiÅŸilik ekibiyle, dijital kültür adına Türkiye'de yapılmamış iÅŸlere imza atıyor. KuzuloÄŸlu'nun yeni bir dünya düzeni ortaya çıkıyor diye tanımladığı dijital kültüre son katkısı; İsveç'te kurulup Avrupa Parlamentosu'nda kazandığı sandalye ile dikkatleri üzerine çeken Korsan Parti'yi Türkiye'de organize etmek. 'CoÄŸrafyadan, siyasi görüÅŸlerden bağımsız; yeni bir kültür, insanlar arasında yeni bir kriter ve trendler yaratan yeni bir hayat kurgulanıyor. Yeni bir toplum doÄŸuyor ama bütün siyasi oluÅŸumlar eski düzen üzerine kurulu. SokaÄŸa çıkın bakın, gençlerin gündemi ile siyasi partilerin gündeminin hiçbir paralelliÄŸi var mı? Yok! Korsan Parti'nin seçimlere katılmak gibi bir derdi yok ama girse, hiç olmadık bir sonuçla da karşılaÅŸabilir' diyerek, özetliyor Korsan Parti'nin Türkiye'de yeni baÅŸlayan oluÅŸum sürecini. Serdar KuzuloÄŸlu, 'En kitlesel olayda bile bir avuç insan sokaÄŸa çıkıp tepkisini gösteremiyor ama internette daha kenetlenmiÅŸ, daha çabuk organize olan bir kitle var. Korsan Parti siyasete atılmak için deÄŸil var olan düzendeki kurumlara internet ile haşır neÅŸir ve sahipsiz bir kitlenin olduÄŸunu gösterecek bir bilinçlenme hareketi' diyor.
İNTERNET KORSAN YATAĞI DEĞİL
- Korsan Parti'nin manifestosu nedir?
Korsanlık, hakim düzenin yapıştırdığı bir etiket. Kimse çıkıp 'ben korsanım' demiyor, aksine 'sen korsansın' denilen bir kitle var! Kimse tarafından da kabullenilmeyen bir kavram. İnternet üzerinden korsan diye adlandırılan insanların yaptıklarına bakınca da; bundan 10 yıl önce birbirine sevdiÄŸi ÅŸarkılardan kaset dolduran insanların internetle birlikte bu çeperi büyütmesini görüyoruz. Sokaktan alınan korsan kitapla, internetten yüklenen arasındakinin hem oluÅŸumu hem de sonuçları açısından büyük farklar var.
- Ne tür farklardan bahsetmek mümkün?
Hakim düzenin hiç bahsetmediÄŸi, 10 sene önce var olmayan ama bugün devasa paralar kazandıran dijital gelir kaynakları var artık. İnternetin korsan yatağı olarak etiketlenmesinin ikiyüzlülük olduÄŸuna inanıyorum. Bu yapıyı oluÅŸturan kurumlar, artık farklı modeller kurgulamalı.
- Yapımcı ve meslek birlikleri sürekli ÅŸikayet ediyor, çözümün içinde bulunmaları gerekmiyor mu?
Evet, oysa dünyada çok az bulunan sözleÅŸmelerle ÅŸarkıcıları, grupları kendilerine baÄŸlıyorlar. Neredeyse ilk yaptığı iÅŸten para kazanabilen üretici yok. Burada büyük bir sömürü var; 'size yatırım yapıyor, bu kadar risk alıyoruz' diye de durumu mantıklı hale getiriyorlar. 10 sene önce müzik ÅŸirketleri dijital ortamdan 1 lira bile kazanamazken bugün gelirlerinin yarısını buradan kazanıyor. Yani sektör büyüyor; cep telefonundan indirilen, internetten yüklenen ÅŸarkılar... Sanatçının derdi en fazla sayıda insana ulaÅŸabilmektir ve bugün bunun yolu nedir; internet! Artık geleneksel anlamda deÄŸil alternatif olarak para kazanılacak bir yapı kurgulanmak zorunda.
- Örnek verir misiniz?
ÖrneÄŸin albümler bedava olacak ama para konserlerden kazanılacak ya da kiÅŸiye özel hizmetler ücretler olacak. İnternetten indirdiÄŸim müziklere, filmlere bakıyorum. Yüzde 90'ı önceden izlediÄŸim, dinlediÄŸim ÅŸeyler. Kültüre para harcıyorum; kitap, müzik albümleri alıyorum, abonelik sistemlerini kullanıyorum ama bir yandan ücretsiz olarak da birçok ÅŸeyi çekiyorum. Bu beni hırsız mı yapıyor!
- Nasıl bir çözüm yolu öneriyorsunuz?
Åžöyle bir model; bize yıllık 20 dolar ver, sitemizdeki 5 milyon ÅŸarkımızı al, istediÄŸin kadar dinle. Sokakta tezgah açıp korsan CD satan adam, o iÅŸten geçimini saÄŸlamak için kimi zaman mafyatik organizasyonların da içinde olduÄŸu bir zincirin parçası ve ticaret yapıyor, üzerine para kazanıyor. Ama ben Michael Jackson'ın bir ÅŸarkısını dinlemek için bir yere ismini yazıyorum, dinliyorum, geçip gidiyor! Kimseden para almıyorum. Bize korsan olarak gösterilen kitle bu kadar homojen ve karanlık bir kitle deÄŸil. Korsan Parti de, deÄŸiÅŸen dünyanın otoritelerine bunu belirtmek için kurulmuÅŸ yasal bir organizasyon.
TÜRKİYE'NİN DERDİ SANSÜR!
- Korsan Parti İsveç'te kuruldu, iÅŸ onu Türkiye'ye adapte etmeye gelince nasıl yürüyecek?
İnternet kitlesi Türkiye'de sahipsiz. İsveç'te durum müzik endüstrisine baÅŸkaldırmak olabilir ama Türkiye'nin derdi sansür. Dünyanın en popüler internet hizmetlerine ulaÅŸamıyoruz. Kafaları topraÄŸa gömmek bu. Korsan Parti'nin Türkiye'de gündeme getirmesi gereken konu bu. 25 milyondan fazla internet kullanıcısı yani maÄŸdur var. Türkiye'de bundan daha büyük bir kitle yok; ama hiçbir partinin onlarla ilgili anlamlı bir politikası da yok. Korsan Parti iktidar olmak, hatta seçimlere girmek zorunda deÄŸil. Ama birilerinin, böyle bir kitle olduÄŸunu ve bu kitlenin de böyle dertleri olduÄŸunu bilmesi lazım.
- İlk icraatınız ne olacak?
Partinin telif hakları üzerine kurulu bir manifestosu var. İlk demecimiz; sansüre karşı çıkıp dünyada olduÄŸu gibi denetimin bireylere verilmesi olacaktır. En büyük endiÅŸem bu oluÅŸumu entelektüel bir alt gruba hapsedip marjinalleÅŸtirmek. Bugün YouTube'a girip 'engelli olduÄŸuna dair' yazıyı gören herkes; interneti kullanan; patentler yüzünden maÄŸdur olan; teknolojinin nimetlerinden faydalanamayan herkes Korsan Parti'nin hedef kitlesidir.
Haber her yerden akıyor
- Geleneksel medyanın durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnsanlar medyaya haber kaynağı olarak bakıyorsa; basılı medyanın cidden fazla ömrü kalmadı. Haber her yerden akıyor artık. Yazılı medya periyodundan, haberi an be an takip etmekteki teknoloji imkansızlıkları sebebiyle eskisi gibi olmasının imkanı yok. Medyanın ana aritmetiÄŸi en fazla haberi, en hızlı ÅŸekilde, en fazla kiÅŸiye ulaÅŸtırmaktır. İnternet bunun en ekonomik yolu. Dünyanın hiçbir yerinde yeni okuyucu kitlesi yaratılamıyor. Gazete artık bir önceki kuÅŸağın alışkanlığı. Gazetelerin iki belkemiÄŸi var biri sayıları çok az olan özel haberler ve diÄŸeri de köÅŸe yazarları.
- Geleneksel medyanın hayali olan 'ErtuÄŸrul Özkök' olmak, sosyal medyanın kendi yöneticilik sisteminden dolayı hayal yani?
Blog'lardaki renklilik, haber akıcılığı ve çeÅŸitliliÄŸin yarısını gazetelerde görmüyorum. Geleneksel medyanın farkında bile olmadığı; isimsiz, cisimsiz internet yıldızları var. Dolayısıyla artık daha az sayıda insanın okuduÄŸu bir mecranın en başındaki insan olmak, herhalde bir önceki kuÅŸağın hayalidir diye düÅŸünüyorum. Bir gazetenin yerine bir web sitesinin yönetmeni olmanın daha tercih edilebilir bir ÅŸey olduÄŸunu düÅŸünüyorum çünkü daha umut vaat eden bir alan.
SELİN ÖZAVCI-selin.ozavci@aksam.com.tr