AKŞAM | CUMARTESI | 25 TEMMUZ 2009, CUMARTESİ
'Ah Kalbim'isimli dizisinde Emre Kınay ile birlikte rol alan Almıla Uluer, bir yandan da önümüzdeki sezon baÅŸlayacak 'İsmene'adlı tiyatro eserine hazırlanıyor. Almıla Uluer, 'dünyanın sonu'nu anlatan oyunda ilk kez sahnede yalnız olacak.

Ortaokul ve lise yıllarında Yelken Milli Takımı'nda yarışan sonra da oyuncu olmaya karar veren Almıla Uluer, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Ana Sanat Dalı'ndan mezun. 2001'de 'Marlene Dietrich' isimli oyun ile sahneye adımını atan ve İstanbul Devlet Tiyatroları'nda 'Kır' isimli oyun ile 5 sezon izleyici karşısına çıkan oyuncu, çeÅŸitli televizyon dizilerinde, sinema filmlerinde ve reklamlarda oynadı. Yeni eÄŸitim dönemiyle birlikte Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nde sahne ve diksiyon hocası olarak görev alacak olan Uluer, yüksek lisans eÄŸitimine de baÅŸlayacak. Prof. Zeliha Berksoy'un yönettiÄŸi 'İsmene' adlı oyuna hazırlanan ve hali hazırda 'Ah Kalbim' dizisinde oynayan Uluer'le konuÅŸtuk.
- Oyunculuk nasıl girdi hayatınıza?
5 sene Yelken Milli Takımı'nda yarıştım. Antrenörüm babamdı. Marmaris'te yaşıyorduk. Tiyatro toplulukları gelmiÅŸti. İzlediÄŸim oyunda baÅŸka bir dünya yaratmak fikri ilgimi çekti. Hukuk bölümüne girecekken bir ay kala fikir deÄŸiÅŸtirip konservatuara girdim. Olumsuzluklarına ve zaman zaman deÄŸersizliklerine raÄŸmen mesleÄŸimi seviyorum.
YARATICILIK TİYATRODA
- Canlandırdığınız rollerde kendinizden de bir şeyler bulduğunuz projeler oldu mu?
'Mühürlü Güller'dizisinde aykırı, veteriner bir kızı canlandırdım. Benim bir karakter yaratmam gerekti. Zevkle oynadığım rollerden biriydi. Dizilerde çok fazla gündelik karakterleri oynuyoruz. Yaratıcılığa gerek kalmıyor. Yaratıcılık tiyatro sahnesinde var.
- Sizce eksik olan ne var dizi sektöründe?
Biraz daha sürprizli senaryolar, hikayeler ve oyunculuklarda da ÅŸaşırtıcı, ezber bozan iÅŸler olsa daha iyi olur. Sonuçta televizyon, bir reklam panosudur. Reklamcılar reklam verir ve siz araya diziler yaparsınız o reklamlar izlensin diye! Buna çok da romantik bakılmaması lazım. İştir o, meslek deÄŸildir.
- Yetenek yarışmalarıyla parlayan oyuncuları nasıl buluyorsunuz?
Bugün oyuncu olabilmek için eÄŸitim almaya gerek kalmadı. Siz bir sahne aktristi mi olmak istiyorsunuz yoksa dizilerde rol alıp tatillere gitmek mi istiyorsunuz? Tiyatro oyuncusu olabilmek için düzgün bir eÄŸitimden geçip hayat boyu çok çalışmak gerekiyor. Yetenek yarışmalarından iyi oynayanlar çıktı. Önemli olan yeteneÄŸinizin olması. Ama yetmez. O yetenekle hayat boyu ne yapacağınız önemli. Çünkü yetenek sadece bir armaÄŸandır. 'YeteneÄŸinizi forma sokmazsanız ziyan olur' derdi MüÅŸfik Kenter.
SEYİRCİ YETİŞTİRİYOR
- Semiha Berksoy Opera Vakfı'nda eğitim de veriyorsunuz değil mi?
Evet. Ses, nefes ve diksiyon hocalığı yapıyorum. Modern hayatın karmaÅŸası içinde hırpalanan ruhlarımızı dinlendiriyoruz. Shakespeare'ler okuyoruz, tiratlar üzerinden çalışıyoruz. Oradaki vazifemi önemsiyorum. Onlar oyuncu olarak çıkmayacak sahneye belki ama onlar seyirci. Seyircinin farkındalığını artırmak gerekiyor ki bizde istediÄŸimiz iÅŸleri yapabilelim.
- Bir role nasıl hazırlanırsınız?
Yazarın aklını anlamaya çalışıyorum. Oyunu neden yazdığını, nedenselliklerini araÅŸtırıyorum. Klasik müzik dinliyorum. Çünkü bir oyun aynı zamanda bir senfonidir. İniÅŸleri, çıkışları vardır. Çok fazla tablo bakıyorum. Oradaki insan halleri size mutlaka ilham verirler. Sonra da iÅŸ sahneye kalıyor zaten.
- Sizin için prova zamanları mı yoksa sahneye çıkış anı mı daha keyifli?
Prömiyer gecesinden bir gece önce tüm oyunu tekrar ederim içimden. O yıldızların tepesinde, zamandan, mekandan soyutlandığınız bir andır. Sahnede oynuyor ve alkışlanıyorsunuz. Alkışlamayan seyirciyi de seviyorum. Çünkü beÄŸenmese de alkışlayanlar var. BeÄŸenmediÄŸimizi alkışlarsak ilerleyemeyiz.
- DiÄŸer sanatlardan besleniyor musunuz?
Müzik dinliyorum, resim sanatıyla ilgiliyim. Alto saksafon çaldım. Nefesli sazlara merakım var. Klarnet öÄŸrenmek istiyorum.
- Dizideki rolünüzü anlatır mısınız?
Emre Kınay ile partner oynuyoruz. Emre'nin sevgilisi, tutturukçu, kendi doÄŸruları olan bir kız. Emre'yle çok rahat oynuyorum. Okuldan da arkadaşım. Hatta ben ona 'dayı' derim. Okula ilk girdiÄŸimde bölümün en küçüÄŸüydüm ve Emre 'Benim senin yaşında yeÄŸenim var' deyince, o zaman 'ben de sana dayı derim' demiÅŸtim. O zamandan beri dayı derim ona.
EKİN TÜRKANTOS