AKŞAM | CUMARTESI | 25 TEMMUZ 2009, CUMARTESİ
Onlar aynı iÅŸte, aynı ruhla fakat öylesine bağımsız çalışan iki adam ki ikisini yan yana bulmak hiç kolay iÅŸ deÄŸil. Deniz Erdem'i ÅŸirkette, bir kontrat çıkışı yakaladım. Cengiz Erdem'i ise Maslak'ta bir özel hastanenin bahçesinde...

Her hafta bir albüm çıkartan, Teoman, Göksel, Yalın, Hande Yener, Özgün, Bengü, Özcan Deniz, Berksan, Tuba Özerk, Ebru YaÅŸar, İsmail YK, Kibariye, Nazan Öncel, Tan, İzel, Rober Hatemo dahil 25 starla çalışan bu iki yetenekli ve baÅŸarılı adamla baÅŸ baÅŸa bırakıyorum sizleri. Buyursunlar...
- Avrupa Müzik ne zaman kuruldu?
Deniz Erdem: Avrupa Müzik'i 2000 yılında kurduk, 2001 yılından itibaren ilk profesyonel albümlerimiz çıkmaya baÅŸladı. Bülent Ersoy ve Yıldız Tilbe ile baÅŸladık.
- Bugün artık herkes sizde neredeyse... Sanatçı mı seçiyorsunuz, ses mi? Neye göre belirliyorsunuz çalışacağınız isimleri?
D. E: İnsanların saygı duyduÄŸu ve sevdiÄŸi sanatçıları seçiyoruz özellikle. Buna çok dikkat ediyoruz.
Cengiz Erdem: Biz, çalışmak istediÄŸimiz insanlara teklif götürüyoruz, bize gelen teklifleri deÄŸerlendirmiyoruz. Çünkü biz çalışmak istediÄŸimiz insanla ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Mevcut sanatçılarımızın hepsine biz gittik.
- Tüm dünya bunalımdayken, üstüne de bütün sektörler krize teslim olmuÅŸken siz devamlı büyüyorsunuz... Bu nasıl oluyor?
D. E: Aslında dünyada müzik sektörü geri gitmiyor, ÅŸu an çok ileride. Ama artık CD plastik satışlarında deÄŸil, daha çok dijital alanlarda ve temsili durumlarda, yani oteller, internet, cep telefonu alanlarında çok ciddi satışlar var. Sadece plastik satışlar geriye gidiyor. Ama iÅŸini bilen, hala müzikten çok iyi paralar kazanabilir.
C. E: Aslında müzik kabuk deÄŸiÅŸtiriyor, müziÄŸin mecraları deÄŸiÅŸti. Ama yapımcıların çoÄŸu bu deÄŸiÅŸime ayak uyduramadı, bu yeni mecralara ürün veremedi. Yani taÅŸ plaktan CD'ye kadar olan evrede mecralar aynıydı, ürünler müzik marketlerde satılıyordu. İnternet yoktu, hızlı internet hiç yoktu. Derken 2006'nın Mayıs'ında müzik sektörü duvara çarptı diyebilirim, tabii biz 2003'te bunu görmüÅŸtük.
- İş bölümünüz nasıl? Kim neyi nasıl yürütüyor?
C. E: Deniz Bey mekanik satışlarla, prodüksiyonlarla ilgilenir. Sanatçılarımızın hangi aranjörlerle çalışacağı, hangi ÅŸarkıları okuyacağı Deniz ile ilgili kısımlardır. Ben bir baÅŸta olurum bir de sonda, ortada hiç olmam. Albüm biter, ben tekrar sahneye çıkarım, bu sefer projeler kısmında... Sanatçımızı nasıl projelere koyabiliriz, promosyonları hangi alanlarda nasıl yayarız, onların ürettiÄŸi ürünleri nerelerde deÄŸerlendirebiliriz... Bunların projelerini ekibimle beraber hazırlarım, sanatçı bile bilmez onun için ne yaptığımı.
MÜZİĞE YATIRIM YAPIYORUZ
- Dönem itibarıyla öyle gerekiyor olabilir ama neredeyse her hafta bir albüm çıkartıyorsunuz... Türkiye'de hala albüm satılıyor mu ki, bu kadar sık albüm çıkarıyorsunuz?
D. E: Evet, hala Türkiye'de albüm satılıyor, kaliteli yaptığın sürece sıkıntı yok. Ben ÅŸu an satışlarımdan çok memnunum. Özellikle dijital alandaki satışlarımdan daha da memnunum. Biz müziÄŸe yatırım yapıyoruz ve hiçbir zaman zararda olmadık.
- Sistem oturdu mu peki Türkiye'de? Dijital platformda, sanatçı hakları anlamında?
C. E: 2006'daki krizden sonra çok satan yapımcılar- az yapan yapımcılar demedik, hepimiz bir örgütün içerisine girdik. MÜYAP çatısı altında yapımcılar birbirine sıkı sıkıya sarıldı. Åžu an biz Avrupa Müzik olarak sadece kendi ürünlerimizi deÄŸil dijital alanda tüm ürünleri pazarlayarak bir nevi dijital dağıtımcılığı üstlendik. Bunu yaparken, örnek veriyorum Ebru YaÅŸar, ÅŸarkısının bizim tarafımızdan pazarlanması sonucu sadece yorumcu hakkı olarak ciddi bir para kazandı. Yani ben yapımcı olarak kendi haklarımı koruyup paylaşırken aynı zamanda eser sahibine de para kazandırıyorum.
D. E: Åžu anda kazanılan her 100 liranın 50'si yapımcılara, diÄŸer 50'si de besteci ve yorumculara gidiyor. Eskiden çok sanatçı varken sistem henüz oturmamıştı ve çoÄŸu zarar gördü ne yazık ki. Åžimdi ise üretim yapan sanatçı az olduÄŸu için bugünkü sistemin avantajlarından yararlanan da az. KeÅŸke eski ÅŸirketler bugün piyasada var olsalar da eski günlerdeki gibi savaÅŸsak onlarla beraber.
- Rekabeti özlediniz?
D. E: Evet, rekabeti çok özledik.
300 bİn sattIm dİyen çIksIn karÅžIma İspatlasIn
- Ne tür müzik satıyor ÅŸu an Türkiye'de?
D. E: 'Popüler müzik' dediÄŸimiz müzik satıyor. Yalın çok satıyor, Serdar Ortaç, Bengü, aynı ÅŸekilde bir sürü sanatçı var. Bunların hepsi çok beÄŸeniliyor ama kısa sürüyor.
- Kısa sürüyor derken?
D. E: On yıl sürmüyor, 5 - 6 aylık bir zamandır bu. Türkiye'de en çok satan bu tarz müzik.
- 'En çok satan' demenin rakamsal karşılığı nedir bugün?
D. E: 50 bin satmak demek 'iyi satıyor' demek. 100 bin demek 'çok iyi' demek. 200 bin imkansız zaten (gülüyor). 200 bin - 300 bin diye sallayıp ödül alıyorlar ama ben iddia ediyorum; son iki yılda 300 bin satan kimse yok, varsa çıksın karşıma ispatlasın. Ben ödül törenlerine gidiyorum, arkadaÅŸların heveslerini kırmayalım ama bunlar gerçek satışlar deÄŸil, en son 300 bin satan Serdar Ortaç, baÅŸka kimseyi tanımıyorum.
- Hangi albümle, kaç sene önce?
D. E: İki sene önce çıkardığı albüm. DoÄŸru rakam odur, ondan sonraki satışların 300 bin olduÄŸuna inanmıyorum ben.
Türkİye'yİ yenİ teknolojİlerle tanIÅžtIracaÄžIz
- Åžansını denemek isteyen giriÅŸimcilere ne önerirsiniz? Åžu an Türkiye'de müzik endüstrisinde ilerlemek kolay mı?
C. E: Müzik yapımcılığı artık çok zor. Ben bu saatten sonra yeni yapımcıların hızlı süreçler içerisine girebileceÄŸini zannetmiyorum. Yalnız kalmak istemem tabii, yalnız kalayım bütün sanatçılar benim olsun, bu insanı öldürür. Bu ego gerçekten insanı öldürür. Yalnız kalan starlar bile uzun yaÅŸamazlar. Ben hep rakiplerim olsun isterim, hep beraber çalışalım, hep beraber üretelim...
- Yakın vadede hedefte neler var?
C. E: AÄŸustos itibarıyla anlaÅŸtığımız operatör ile çok büyük yenilikler ile tanıştıracağız Türkiye'yi. Mesela sanatçıları dinleyicileriyle görüntülü buluÅŸturacağız. Cep telefonundan yapacağız bunu. Çok fazla detay vermek istemiyorum ama örnek; Yalın bir eser ürettiÄŸi zaman o ürettiÄŸi ÅŸarkıyı veya çektiÄŸi klibi daha stüdyodayken hayranlarına ulaÅŸtıracağız. Ve sponsorların vasıtasıyla çok cüzi miktarda para alarak yapacağız bunu, damlaya damlaya göl olacak.
Sanatçıyla bire bir ilgilenmek çok önemli
- Bir zamanlar Prestij Müzik efsanesi vardı. İyi bilirsiniz ki çok hızlı büyüdüler, fırtına gibi estiler ve arkasından çok görkemli bir batış geldi. Sonrası davalar, tazminatlar, küslükler vs... Sizin de böyle bir endiÅŸeye kapıldığınız oluyor mu?
D. E: Hayır. Prestij Müzik'in batış zamanında görüÅŸüyordum onlarla, arkadaÅŸlarımdı hepsi. Ben müziÄŸin kurumsal bir ÅŸirket olarak devam ettirileceÄŸine inanmıyorum. Müzik demek; butik çalışmak, az sanatçıyla çalışmak, her sanatçıyla tek tek ilgilenmek demek. Bunun için de bir ÅŸirket senede en fazla 10 - 12 albüm çıkarabilir. Daha fazla çıkaramaz. Çıkarırsa baÅŸarısız olur. Ben öyle inanıyorum; en fazla 12 albüm çıkarıyorum ben yılda. O yüzden de hiçbir zaman batan ÅŸirketler durumu olmayacak, öyle inanıyorum.
- Sanatçılar, egoları yüksek insanlar ve birbirleri ile iletiÅŸim kurmayı fazla istemeyen insanlar aynı zamanda. Kıskançlıklar veya size yansıyan gerilimler oluyor mu?
D. E: Çok samimi söyleyeyim ben ÅŸuna inanıyorum; Avrupa Müzik ailesi diyemezsiniz... Çünkü her sanatçının kendi konumu vardır. Ve bu ÅŸirkette sanatçılar fazla yan yana gelmezler, öyle ortamlar olmuyor zaten. Müzik yapıyorsun ve herkes bir star... O starları bir araya getirmek hoÅŸ bir ÅŸey deÄŸil. Ama ÅŸirket dışında bir araya geldiklerinde hoÅŸuma gidiyor. Bazen görüÅŸüyorlar, tanışıyorlar o güzel oluyor.
- Çok acil durumlar ya da sarkan, çakışan toplantılar olmaz mı hiç?
D. E: Her sanatçımla ayrı ayrı ve uzun uzun görüÅŸüyorum, öncesinde ve sonrasında baÅŸka görüÅŸme yapmıyorum. O gün o sanatçı ile görüÅŸüyorsam bütün günümü sadece ona ayırıyorum. İki sanatçı ile yan yana göremezsiniz beni.
- Kurnaz bir yaklaşım... Teker teker gelin diyorsunuz? (Gülüyoruz...)
D. E: İkisi yan yanayken ne yapabilirsiniz ki? Hiçbir ÅŸey!
Eskilerle yeniler arasındaki fark
- Eski müzik ÅŸirketlerinden farkınız ne?
D. E: Yapımcılık daha çaÄŸdaÅŸ hale geldi artık. Ben kendimi 'prodüktör' olarak görüyorum. Prodüktör; bir sanatçıyı bulur, onunla anlaşır, onun ÅŸarkılarını bulur, stüdyoda doÄŸru aranjör ve doÄŸru kiÅŸilerle çalışır, sonra da doÄŸru zamanda albümünü çıkartır. Bunu yapan firma sayısı ÅŸu anda çok az.
- Eski yapımcılar nasıl çalışıyordu?
D. E: Eskiden sanatçı gidip albümünü yapıyor, bitiriyor, getiriyordu. Müzik ÅŸirketi de o albümü basıp piyasaya çıkarıyordu. Ne sattıysa da kar diyordu. O zaman satışlar iyi olduÄŸu için pek göze batmıyordu, çok önemli deÄŸildi. Ama artık piyasa daha zor ve hata yapmaman lazım. Eski sistemi devam ettiren ÅŸirketlerin hiçbirisi kalmadı. Artık bu yeni 'prodüktör' mantığıyla giden ÅŸirketler ayakta kalıyor.
C. E: Camiada hala üreten, bizimle beraber olan yapımcı arkadaÅŸlarımız, saygı duyduÄŸumuz duayenlerimiz var tabii.
Başarımızın sırrı radyoculuk
- Avrupa Müzik'ten önce neler yaptınız?
C. E: 1994 yılında medya ile baÅŸladık bu iÅŸe. MMC TV diye bir müzik kanalımız vardı, radyolarımız vardı. Türkiye'de en çok radyosu olan gruplardan biri bizdik. Yapımcılığa geçince radyo sayısını azalttık ama hala Radyo Mega diye bir radyomuz var. Yıllardan beri bizimdir ama bizim demeyiz, ilk defa burada söylüyorum. Çünkü orası özgür olması gereken bir medya. Hiçbir zaman radyoda ne çalıyorlar diye bakmam, gelen konuÄŸu görmem.
- Torpil geçiyor mu çocuklar hani patronun sanatçısı filan gibi?
C. E: Bana deÄŸil ama sanatçılara geçiyorlardır. Sanatçılarla iç içe oldukları için yapıyorlardır yoksa özel bir talimat yok 'ÅŸunu yapın, bunu çalın' diye. O sanatçılar da onları kırmıyor, mesela Teoman Radyo Mega'da DJ'lik yaptı, Göksel, Hande Yener, Ebru YaÅŸar hiç çekinmeden o radyoda gelip program yaptılar hala da yapıyorlar.
- Radyoculuğun yapımcılık hayatınıza katkısı ne oldu?
C. E: BaÅŸarımızın sırrı bu diyebilirim, biliyor musun... Halk ne istiyor biliyoruz çünkü.
Hiç hata yapmadık
- Geçenlerde Hürriyet'te, Türkiye'nin 50 Power Broker'ı arasında gösterildiniz. Yani Türkiye'ye yön veren isimler arasında müzik sektörünün temsilcisi olarak sizler gösterildiniz. Ne hissettiniz?
D. E: Yaptığımız iÅŸe deÄŸer veren kiÅŸilerin olması çok hoÅŸumuza gitti. DoÄŸru kararlar vermiÅŸler, çok iyi bir yazı yazmışlar. Çok çabalıyoruz, müziÄŸin hak ettiÄŸi yeri bulmadığı bir ülkede bir ÅŸeyler yapmaya çalışıyoruz. Böyle bir yerde ödüllerin verilmesi, hatırlanmak çok güzel bir ÅŸey gerçekten.
- Müzik sektörü gibi zor ve kaygan bir alanda olmasaydınız yine birlikte iÅŸ yapar mıydınız?
C. E: Deniz ile biz birbirimizi tamamlarız. Ben ÅŸirketin genel müdürüysem o da genel koordinatörü. KardeÅŸ olmamız her ÅŸeyden önce avantajımız. Hiç kavga etmedik diyebiliriz, hiç tartışmadık, tartışacak bir ÅŸey bırakmayız zaten. KardeÅŸimin bana hayır diyebileceÄŸi ÅŸeyleri ona yaptırmaya çalışmam, o da bana yaptırmaya çalışmaz.
- Hayat boyu böyle miydi iletiÅŸiminiz?
C. E: Çok küçükken, küçüktü zaten her ÅŸeyimi dinliyordu, yapıyordu (gülüyorlar). Dört yaÅŸ var aramızda ama büyüyünce iki akıl karar verdik her ÅŸeye. Hiç hata yapmadık diyebilirim biliyor musun, ticari hayatımızda.
D. E: Birlikte büyüdük, birlikte devam ediyoruz ve hiç kimse ayıramaz. Maddiyat bizim için çok önemli deÄŸil, bir milyarı bile paylaşırız hiç böbürlenmeyiz.
Sponsor enayi mi?
- Sanatçıların ortak derdi; albüm yapamıyoruz, klip çekemiyoruz, sponsor yok... Eskiye göre daha mı zor bu iÅŸler?
D. E: Sanatçıların çoÄŸunda ÅŸöyle bir ÅŸey var ki Allah'tan benim sanatçılarımda yok, önce sponsoru bulayım sonra tanıtımı yapayım. Öyle ÅŸey olmaz. Hiçbir sponsor görmediÄŸi ÅŸeye para vermez. Sen önce bir ÅŸey üretirsin herkes onu çok sever, sonra birisi der ki, 'Bu markayı senin markan yapayım, beraber yürüyelim ister misin?' Sponsor dediÄŸin yatırımcıdır, sen de ona göre fiyat verirsin ve daha çok kazanırsın ama bunlar öyle yapmıyorlar. Ortada hiçbir ÅŸey yok birisi gelsin beni bulsun. Sponsor enayi mi? Buluyorlar inÅŸaat ÅŸirketi, emlakçı vs... Onlara sponsor demiyoruz, sponsor dediÄŸin ciddi markalardır.
SEVİM GÖZAY