AKŞAM 22 MART 2010, PAZARTESİ
Arka Plan
Nereden nereye... Bundan 20 yıl önce biri çıkıp “Åžehirlerin büyük meydanlarında Nevruz törenleri yapılacak. Binlerce polis görevlendirilecek. Kürtler en renkli kostümleri ile katılacak. DaÄŸdan inen PKK’lılar da kutlamalarda yerini alacak.” dese, herhalde ona deli gözü ile bakılırdı. Oysa bugün gelinen nokta bu. Bir zamanlar kapı arkalarında, gözaltına alınma pahasına kutlanan Nevruz artık yurdun bir bayramı. Bu, Kürt meselesinde tüm sorunların hallolduÄŸu anlamına gelmiyor elbet. Hatta folklorik bir “güzelleme” olarak bile deÄŸerlendirilebilir. Ama nasıl yorumlarsak yorumlayalım bir ÅŸeylerin deÄŸiÅŸtiÄŸi muhakkak. Biz de tam gününü yakalamışken bu pazartesi röportajını Nevruz’a ve Kürt meselesine ayırdık. BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel ile dün sabah (Pazar) önce Florya Atatürk KöÅŸkü’nde bir söyleÅŸi yaptık ardından birlikte tören alanına gittik.
n Bu söyleÅŸiyi sizinle birkaç ay önce yapıyor olsak çok farklı olurdu. MüthiÅŸ bir “açılım heyecanı” dört bir yanı sarmıştı. Sonra her ÅŸey alt üst oldu. Süreç koptu mu?
30 yıldır ilk kez Kürt sorunun çözüm tartışmaları yapılıyordu. Üstelik sadece Kürtler deÄŸil Türk kamuoyu da artık bu iÅŸin çözülmesi gerektiÄŸini söylüyordu. AKP Hükümeti Kürtlerin mücadelesi sonucunda adım atmak zorunda kaldı. Ancak köklü çözüm yerine bireysel haklar temelinde bir ÅŸeyler yapılması gerektiÄŸinden yola çıktı. Aslında ortada ne olduÄŸu belli olmayan bir ÅŸey vardı. Sorunu etraflıca ele almadan, alt yapıyı kurmadan giriÅŸtiler iÅŸe.
- Ne yapmaları gerekirdi?
Öncelikle muhalefeti dâhil etmelilerdi. Sadece bizi deÄŸil, CHP ve MHP’yi de. Çünkü bu partilerin deÄŸil, ülkenin sorunu. Ama yapmadılar. Onun yerine BaÅŸbakan “Ben yaparım siz ya desteklersiniz ya da desteklemezsiniz” dedi.
- Neden böyle yaptı?
Çünkü Türkiye’de Kürt sorununa imha ve inkâr üzerinden yaklaşılıyor. Bu bir devlet politikası, hükümetler deÄŸiÅŸse de deÄŸiÅŸmiyor.
- Ak Parti hükümeti bunu deÄŸiÅŸtirmeye kolları sıvamadı mı?
Hayır, bu illa fiziki imha deÄŸil ki. Hükümet sorunu gerçek muhatapları ile bizlerle tartışmadı. Hâlâ da tartışmıyor.
- Bunun altında sizin PKK ile yakın hatta aynı görünmeniz yatıyor olabilir mi? Siz örgüt ile aranıza mesafe koysanız belki de bu sürecin içinde yer alacaktınız.
Bence bu çok ters bir formül. Türkiye’de PKK ile hiç bağı olmayan yapılanmalar da var. Yüzde 1 oy alamayan yapılanmalar. Onlarla diyalog kursa nasıl çözecek? Bakın Kürt sorunu asıl 1924’e dayanıyor. Ama PKK 70’lerde ortaya çıkmış. Yani PKK’yı sorun doÄŸurmuÅŸ. Siz sorunu ortadan kaldıracak politikalar ortaya koysanız PKK zaten sorun olmaktan çıkar. Åžimdi devlet neye kilitlendi? “PKK silah bıraksın”. Kürtlere haklar konusunda ilerleme olmasa PKK silah bıraksa ne olacak? Kürtler hak aramaktan vaz mı geçecekler?
- Peki ne yapmak gerek?
Devlet meseleyi hâlâ terör olarak tanımlıyor. BaÅŸbakan Urfalı annelere seslenirken “terörist anneleri” dedi örneÄŸin. Bu dil çok itici. Onun yerine Kürt anneleri demeli.
- Kürtler ne hissetse sorun çözülür?
Åžunun denmesi lazım: Evet, siz benim yurttaÅŸlarımsınız. Bu ülkenin böyle bir sorunu var ve bu sorunu beraber çözeceÄŸiz. TaÅŸ atan çocuklara bakın mesela. Onlara terörist muamelesi yapılınca o çocukların aileleri de kendilerini öteki olarak görüyor. Oysa çözüm için örnek alınacak yerler var. İrlanda’ya bakın mesela.
- İrlanda’da İRA’nın siyasi kanadı Sinn Fein diyalogu yürüttü. BDP de Türkiye’nin Sinn Fein’i mi?
Hayır, BDP, PKK’nın siyasi kanadı deÄŸil. Bunun iyi anlaşılması lazım. Aynı taban üzerinde siyaset yapıyoruz, ortak noktalar var ama PKK adına konuÅŸamayız.
Demokratik çözüm Nevruzu
- Bir zamanlar gizli gizli, gözaltına alınmak pahasına kutlanan Nevruzlara bakınca bu gün ne hissediyorsunuz?
Sabah bunu düÅŸündüm. Bu halk çok mücadele etti ama hiç yılmadı. Her 21 Mart’ta nevruz ateÅŸini yakmaya çalıştı. Bu günlere gelmemiz bir mücadelenin sonucu. Mücadele ettikçe toplum alışıyor. Umarım bu nevruz Kürt sorununun çözümüne vesile olur. Biz buna demokratik çözüm nevruzu dedik. Hemen çözüm geleceÄŸi için deÄŸil ama buradaki iradenin devlet tarafından görülmesi gerekiyor.
-Siz birbirine alternatif iki siyasi yapılanma mısınız?
Tabii, iki farklı yapıyız. PKK siyasi parti deÄŸil, silahlı mücadeleyi seçmiÅŸ Türk kanunlarına göre yasa dışı bir örgütlenme. BDP ise yasalara göre kurulmuÅŸ bir parti. PKK adına konuÅŸmak yerine, sorunun temeli konusunda mücadele etmek gerekir. Diyalog ve müzakere kaçınılmaz. Devlet eninde sonunda PKK ile diyalog kurmak zorunda.
- Sizin üzerinizden olur mu?
Silahın mücadele dışına çıkarılması isteniyorsa PKK ile diyalog kurulması ÅŸart. Biz bu konuda köprü olabiliriz. Çok zaman taleplerimiz çakışıyor. Bakın Güney Afrika’ya...Mandela barış sürecini baÅŸlattığında savaÅŸanlar ilk etapta öfkelenmiÅŸler. Ama sonra barış liderliÄŸinin önemini görmüÅŸler.
- Ama orada Mandela barışçıl çözüm için çok önemli bir etkendi. Burada ise PKK bir türlü silah bırakmıyor.
Bakın Mandela ve Öcalan birbirine benziyor. İkisi de terörist ilan edildi, ikisi de adada hapis, ikisi de barış liderliÄŸi için önemli. Öcalan 20 yıldır barışın altını çiziyor.
- Öcalan kanlı terör ile özdeÅŸleÅŸmiÅŸ bir isim. Üstelik BDP ve PKK iki baÅŸlı bir görüntü çiziyor. Bu Kürt hareketine zarar vermiyor mu?
Hayır, ikisi farklı. Biz Türkiye’deki demokrasi için ÅŸansız. Herkesin sorunları ile ilgiliyiz. Kürtler, Çerkezler, Ermeniler. Bu anlamda aslında Meclis’teki tek Türkiye partisi biziz. DiÄŸerleri belli kesimlerin partileri.
- Sizin hiç eksiÄŸiniz yok mu?
Var tabii. Daha geniÅŸ bir yelpazede siyaset yapabiliriz. Aslında yapıyoruz da dışarıya sadece Kürt partisi, milliyetçi bir parti olarak yansıyoruz.
Sorunu çözemezsek iç savaÅŸ çıkar
- Milliyetçi deÄŸil misiniz?
Aksine! MilliyetçiliÄŸi en çok eleÅŸtiren partiyiz biz. MilliyetçiliÄŸin bir kör dövüÅŸe neden olacağını söylüyoruz.
- Ama parti içinde ÅŸahinler ve güvercinler diye ikiye ayrılıyorsunuz. Sizi ÅŸahin bir Kürt milliyetçisi olarak tanımlayanlar var.
Ben kendimi sosyalist-feminist olarak tanımlıyorum. Åžahin-güvercin meselesi bizim dışımızda geliÅŸiyor. Yok öyle bir ÅŸey.
- Emine Ayna ile Ahmet Türk’ün söylemlerinin aynı olduÄŸunu söyleyebilir misiniz?
Söyledikleri sözleri yan yana getirin, aynı aslında. Bu üslupla alakalı. Biri ‘olabilir’ diÄŸeri ‘olmalıdır’ diyor sadece.
- Öyle de olsa bu üslup size zarar verdi. Nihayetinde partiniz kapatıldı. Bir özeleÅŸtiri yaptınız mı?
Partimizin kapatılmasının bununla hiç alakası yok. DTP bir devlet politikası olarak kapatıldı. AKP açılım konusundaki baÅŸarısızlığını DTP’ye yüklemek istedi.
- Öyle bile olsa söylemlerinizin sertliÄŸi ve PKK’ya yakın duruÅŸ gerekçe oldu. Bu imajı deÄŸiÅŸtirmek istiyor musunuz?
KeÅŸke PKK’nın siyasi bir kanadı olsaydı. O zaman devlet belki daha rahat baÄŸ kurabilirdi. Bu bizimle alakalı deÄŸil.
14 YAÅžINDAKİ ÇOCUKLAR DAÄžDA
- Devlet müzakere etmeye karar verip kanal aramaya giriÅŸse BDP, PKK ile diyalog için aktif rol alır mı?
Devlet istese rahatlıkla diyalog kanalları yaratır. Biz böyle bir rol alabiliriz. Ama önce dilin deÄŸiÅŸmesi lazım. Yıllarca bölücü, terörist demiÅŸsin. Åžimdi bu bir anda nasıl deÄŸiÅŸecek? Bakın daÄŸda 5-6 bin gerilla var. Onlara daÄŸda kal, denir mi? Üstelik ÅŸimdi gidiÅŸler yoÄŸunlaÅŸtı. Artık 14 yaşındaki çocuklar daÄŸa çıkmaya baÅŸladı.
- Öcalan’ın bir kısım Kürt üzerindeki rolünü hangi kelime anlatır?
Önder. Öcalan’ın Kürt toplumu üzerinde deÄŸiÅŸtirici, dönüÅŸtürücü bir etkisi var. Herkes kendisini bir ÅŸekilde onda görüyor.
- Böyle bir rolü varsa neden çıkıp “benim yerime baÅŸka lider düÅŸünün” anlamına gelecek bir açıklama yapıyor? (Nevruz dolayısıyla gönderdiÄŸi mesajda vardı bu açıklama)
Pratik anlamda hapiste önderlik yapamam, herkes kendi kararını vermeli diyor. Hazırlıklı olun demek istiyor.
- Böyle bir olasılık görüyor musunuz?
Bilemeyiz. Ama kürt sorunu çözülmezse Türkiye bir iç savaÅŸa sürüklenebilir.
Newroza te pirozbe (*)
İstanbul KazlıçeÅŸme’deki nevruz alanı hınca hınç. Tören henüz baÅŸlarken kalabalıklara yaklaşıyoruz. Yüz binlerce kiÅŸi yerini almış. Yanımıza Hediye Hanım yaklaşıyor. 55 yaşında. Mardinli. 9 çocuk annesi. Zafer iÅŸareti yapıyor ve ÅŸöyle diyor: “ Ortaya açılım diye bir ÅŸey attılar pek sevindik kızım ama galiba olmadı o iÅŸ. Bakalım bekliyoruz. Bizim tek derdimiz vatanımızda rahat rahat yaÅŸamak!” (*) Nevruz kutlu olsun.