Yıllardır ÅŸu soruların cevaplarını bekliyordum. AyÅŸe Arman'ın türban takıp Türkiye'yi keÅŸfe çıkmasıyla beklentim iyice arttı:
Neden kendini muhafazakar olarak tanımlayan aydın kadınlar konu 'kadın olmak' meselesine gelince kaçak güreÅŸiyorlar?
Niçin gizli bir suskunluk yemini etmiÅŸçesine yalnızca gerektiÄŸi zamanlarda savunma pozisyonuna geçiyorlar?
Kendilerini 'içeriden' ve limitsizce anlatmayı neden denemiyorlar?
Cinsellikleri, seksten beklentileri, bekaret konusunda düÅŸündüklerini neden açık açık yazmıyorlar?
Yoksa 'muhafazakar kadın' ve 'aydın kadın' konu kadınlığa gelince bir oksimorondan mı ibaret?
***
Yıllardır türbanı tartışıyoruz. Ancak bu tartışmalar yalnızca üniversiteler, kamusal alan ve en oryantalist hislerle yarattığımız 'mahalle' ekseninde sürüyor. ÇoÄŸu kupkuru. Hadi son zamanlarda türbanın altına giyilen mini etekleri, sürülen rujları filan da konuÅŸmaya baÅŸladık ama (ki bunları da eteklerin ve rujların sahipleri anlatmıyor!) nasıl oluyor da hala feminizmin sloganı olan 'kiÅŸisel olan politiktir'e gelemiyoruz?
***
Neden türbanın ne hissettirdiÄŸini türbana yabancı AyÅŸe Arman'dan dinlemek zorunda kalıyoruz? (Nihal Bengisu Karaca'nın deniz macerasını anlattığı yazılarını bu kulvardaki iyi bir istisna olarak anıyorum.)
Seks kelimesi dolaşımda mı?
Bu sorular birtakım bıyıklı adamlar tarafından cevaplandırılacak sorular deÄŸil. Her zamanki gibi 'erkek' tartışma masalarında ele alınacak konular hiç deÄŸil. Ben bir Sibel Eraslan'dan, bir Fatma BarbarosoÄŸlu'ndan, bir Cihan AktaÅŸ, bir Elif Çakır'dan ÅŸunların cevaplarını almak istiyorum:
1) Muhafazakar kesimde makbul doÄŸum kontrol yöntemi diye bir ÅŸey var mıdır?
2) Evliyken başka bir erkeği arzulayan kadına nasıl bakarsınız?
3) Kafanızı dağıtmak istediğinizde ne yaparsınız?
4) Kendinizi başı açık kadınların yanında daha az mı kadın hissedersiniz? Onları kıskandığınız olur mu? Vs vs...
Bunlara benzer basit ve kadın olmaya dair sorular...
***
Ancak bu sorulara siz, gerçek muhataplar tarafından yanıtlar gelmeye baÅŸlayınca gittikçe komikleÅŸen kamplaÅŸma havasını biraz dağıtmak mümkün olacak. Aksi takdirde oryantalizmin alasını yapmaya devam edeceÄŸiz maalesef. 'Öteki' diye tarif ettiÄŸimiz bir kesimi kendimiz konuÅŸturup kendimiz anlamış gibi davranacağız. Ve Halil Cibran'ın ÅŸu sözünü haklı çıkaracağız:
'Benim içimdeki hayatın sesi senin içindeki hayatın kulağına eriÅŸemez. Yine de aradaki sessizliÄŸi bozmak için konuÅŸalım.'
***
KonuÅŸalım ama birbirimizi anlamak için. Var mısınız?