Ankara BüyükÅŸehir Belediyesi, mahkemede kaybetmiÅŸ oldukları için yasaları hiçe sayarak Akay KavÅŸağı'nı kullanıma kapatmasa da iÅŸ iÅŸten geçti. Halkın beynine bir kez daha o meÅŸum CHP algısı çakılmış oldu: 'Bunlar ancak neyin yapılamayacağını düÅŸünür; yapılanı durdurmayı, bozmayı matah zanneder.'
Ülkemizin bir numaralı 'mevzuat partisi' tabii ki yine haklı... Akay KavÅŸağı mevzuata uygun olmayan bir ÅŸekilde inÅŸa edilmiÅŸ. Belli ki sonunda 'tay'lardan biri iÅŸi bozacak. Yargıtay, Sayıştay, Danıştay... Mevzuata uygunsuzluÄŸu gözden kaçırmayacak. Kimse size göz yum demiyor, ama mevzuatı kovalayayım derken göz göre göre milleti maÄŸdur etme tehdidine de kulak asılacağını zannetmeyin.
Bilirsiniz kendisi ile aynı dünya duruÅŸunu paylaÅŸmayız, ancak bu kez Melih Gökçek süreci aslanlar gibi yönetti. Olayı CHP'nin yukarıda vurguladığımız iÅŸi neyin olmayacağını söylemek olan 'bir mevzuat partisi' hüviyetini hala sırtından atamadığının kanıtıymış gibi sundu.
Sizce CHP'nin tozlu raflarda yıllanmış demode algısını pekiÅŸtirmiÅŸ olan Akay KavÅŸağı meselesi CHP'den kaç puan silmiÅŸtir? O silmediyse o zaman size biraz da 'metalci selamı' verelim...
Tayyip ErdoÄŸan, metalci selamına 'devlet büyüÄŸüne saygısızlık' baÄŸlamında karşı durmuÅŸ ya, CHP olaya hemen sahip çıkmış. Refleks ÅŸu: AK Parti ne derse zıddını söyle, ne yaparsa eleÅŸtir, karşı çık. CHP İstanbul İl BaÅŸkanı Gürsel Tekin Bey, metalci gençlerle bir araya gelmiÅŸ, elini onlar gibi yapıp il merkezinde düzenlediÄŸi toplantıda basın mensuplarına göstermiÅŸ.
Metal müziÄŸin ve felsefesinin nereden çıktığı malum... İşaretin biraz karışık da olsa neyi simgelediÄŸi biliniyor. Bazılarına göre barışı, pek çoÄŸuna göre ise ÅŸeytanı simgeliyorÖ Bu iÅŸarete sahip çıkarak bu felsefeye gönül verdiÄŸinizi mi ifade etmek istiyorsunuz? CHP'nin kültür ve deÄŸerlerini, Türkiye'ye önerdiÄŸi milli kültür politikasının dayandığı temellerden bir tanesini bu el hareketi mi simgelemektedir?
Akıl alır gibi değil...
Okumayı sevmeyi öÄŸrenmek gerek
Milliyet'teki o doyumsuz yazılarını kesip sakladığımız Çetin Altan, bir sohbetimizde okuma alışkanlığı edinme yolları ile ilgili ÅŸöyle demiÅŸti: 'İnsan, okuma alışkanlığı ile doÄŸmaz. Sonradan edinir. Her entelektüel yeti gibi okumayı sevmek de öÄŸrenilen bir ÅŸeydir. Bunun en iyi yolu da insanları bu iÅŸe en sevdikleri yerden baÅŸlatmaktır. Mizah mı seviyor, mizah kitapları okumalı. Korku romanları mı seviyor, korku romanları okumalı. Ama bunlarda da klasik ustalar tercih edilmeli. Benim tavsiyem bu iÅŸe polisiye ile baÅŸlamak. Georges Simenon, Agatha Christie, Arthur Conandoile gibi yazarlarla mesela. Oradan diÄŸer romanlara ve edebiyata geçmek çok daha kolay olacaktır.'
NTV Yayınları'nın çıkardığı muhteÅŸem tasarımlı ve baskılı resimli romanı iÅŸte bu yüzden ne kadar övsek azdır. Macbeth'i derinliÄŸi bilmeyen, yüzeyselliÄŸi ve çağından kopmuÅŸluÄŸu sanki bir yaÅŸam biçimi haline getirmiÅŸ kuÅŸaklara nasıl okutur; bunun tiyatrosunu, filmini görmeye nasıl ikna edersiniz?
Macbeth üç baskı yapmış, 30 bin adet kısa zamanda tükenmiÅŸ. İkinci kitap Franz Kafka'nın Dava'sı, üçüncüsü ise Mary Shelley'nin Frankestein'ı...
Projeyi bulup çıkaran NTV'nin harika çocuÄŸu Cem Aydın'mış. Aydın, uygulama için görevi Elif Kutlu'ya vermiÅŸ. Tabii ki tüm iÅŸin başında Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Erman Yardelen var. Hepsini canı yürekten kutluyorum. KeÅŸke bir yandan da Türk edebiyat klasiklerini hazırlıyor olsalar...