AKŞAM GAZETESİ | Alaattin Metin | 2009-07-31
Fikstür çekildiği gün Başkan Aziz Yıldırım ile konuştum.. Neşeliydi, keyifliydi..'Yaz kardeşim' diye söze başladı.
'Bu sene şampiyonuz. Tarih olarak da fikstür çekildiği gün de bir kenara yaz' dedi.
Şaşırmadım..
Bir kulüp başkanının, takımı için büyük hedef koymasından daha doğal ne olabilir ki.. Önce başkan inanacak, sonra hoca ve futbolcular.
Üç yıl şampiyonluk sözünü verdiği gün, inandığı hedefe götürecek Daum'u takımın başına getirdi. Bunun nedeni de, 'Türkiye'yi tanıyan, futbolcuları iyi çalıştıran ve motive eden Daum'dan başka bir yabancı hocada bu özelliklerin olmaması'.
Yerli hoca ile risk almak istememesi..
Peki hoca tamam. Sahada koşan, mücadele eden, son dakikaya kadar formasının hakkını veren, hırslı futbolcuları transfer etmek de düşünce olarak güzel.. En azından ortaya koyduğunuz hedefler için 'bütün şartları zorluyorsun da' futbolda her şey garantisi var mı!
Yuvarlak topun etrafındaki dev endüstrinin yarattığı bir sürü entrikalar, dalavereler var.. Bazen çok iyi oynarsın, kazanamazsın.. Futbolun bu cilveleri de var.
'Şampiyon olacak, şampiyonluğa mücadele edecek kadroyu kuruyoruz.. Takımda kalanlara da, yeni aldıklarımıza da hep şunu söyledim.. Biz yönetim olarak taşın altına elimizi soktuk. Hedefimizi dünya aleme ilan ettik. Bu mücadele de var mısınız.. Varsanız kapımız sizlere sonuna kadar açık. Ama yoksanız, şimdiden söyleyin dedim.. Onun için herkes elinden geleni yapmalı..' dedi.
Ve hemen arkasından da şu sözü söyledi:
'Aykut Kocaman ile Daum mükemmel anlaşıyorlar.. İdmanlar güzel.. Hırs, istek her şey var. Samandıra'ya çok değişik bir hava geldi. Ben hocalarıma, futbolcularıma güveniyorum. Bu sene kim hata yaparsa affetmem. Bu sözüm futbol takımı için de, futbolu yönetenler için de geçerli.. Ligin adil olmasını istiyorum.. Emeğe saygı gösterilsin, lig adil olsun yeter. Yanlışlık yapılırsa, alın terine saygısızlık olursa sesimi de çıkarırım.. Bunu da herkes böyle bilsin..'
Başkanı iyi tanırım. Dik duruşunu, Fenerbahçe sevgisini cümle alem bilir.. Hırslıdır, dosttur, sevdiği için canını verecek kadar gönül adamıdır ama, yanlışlarda, kulübün çıkarlarını zedeleyen en yakını da olsa bir dakika düşünmeden tavır alır.
Kokoreççide konuşulanlar
Arda Turan iyi bir Galatasaraylı oldu.. Saha kenarında top topladığı dönemlerde hayran hayran izlediği Hakan Şükür, Hasan Şaş, Ayhan ile birlikte aynı takımda oynadı.. Konuşmalarında, Galatasaray'a olan sevgisini hep ön plana çıkarıyor..
Ancak bir de bunun arka bahçesi, profesyonellik var.
Kim derdi ki; Galatasaray'ın sembol kaptanlarından Büyük Mehmet'in, Emre'nin Fenerbahçe de top oynayacağını, Selçuk'un Galatasaray forması giyeceğini, Engin'in Fenerbahçe'ye geleceğini.. Rüştü'nün Beşiktaş'a gideceğini, Tümer'in, Oktay'ın, Feyyaz'ın, Fenerbahçe'ye geleceğini..
Bir söyleşide Hakan Şükür, 'Bizim içimizde Galatasaray formasını giyen çok Fenerli vardı' demişti. Bunun tersi de olabilir..
Şunu demek istiyorum;
Arda büyük konuşmamalı.. Bu toplum kefen giyerim o formayı giymem' diyenleri de gördü.
Benim tanıdığım Aziz Yıldırım bugün olmasa yarın, mutlaka Arda'ya Fenerbahçe formasını da, 'Birgün herkes Fenerbahçeli olacak' şapkasını da giydirir..
Bir başka gerekçem de, Büyükçekmece sahilindeki meşhur kokoreççide konuşulanlar..
Arda baba ocağında otururken haftanın üç dört günü oraya gidiyordu.. Ve gece kokoreç seanslarında Galatasaray'ın yanında Fenerbahçe muhabbetleri de yapılıyordu.
Nereden mi biliyorum.
O konuşmalara şahit olan bir benzin istasyonu sahibi dostumdan..
Alkollü yakalanırsa yandı..
Trabzonlu dostlar anlattı.. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden aldıkları Tjikuzu biraz kafaları karıştırmış.. Futboluna kimse bir şey demiyor da, sıkıntı bu futbolcunun gece hayatını ve alkolü sevmesi.. Daha önce İstanbul'da birkaç kez alkollü araba kullanırken yakalanmış, sabaha karşı gece kulübünden çıkarken de sobelenmiş..
Peki neden almışlar..
Birincisi;
Kaptan Hüseyin'in 2 milyon 250 bin lira olan senelik maliyetinin çok olması, Tjikuzu'nun bu rakamın üçte birine 450 bin euroya gelmesi..
İkincisi de, sağlam sözleşme yapılması..
Nasıl mı!
Sözleşmesine, 'Alkol alamaz, içerse' diye başlayan 'ağır tazminat yüklü' bir madde koymuşlar..
Trabzon küçük yerdir, kontrolü kolaydır da, başka şehre giderse ne olacak. Onu da zaman gösterir..
Emre prens olur da Alex küserse ne olur!
Daum'un üç yıl üst üste şampiyonluğu son Denizli maçında kaçırdığı sezon Alex de var.. Aralarında ufak tefek sorunlar oldu ama, Daum, Alex'i her maçta oynattı.. Aragones gibi hiçbir zaman dışlamaya kalkmadı.. Geride ön libero da oynatmayı denemedi.. Tam tersine oyun planını Alex'in üzerine kurdu.. O dönemde Alex'in arkasında iyi anlaştığı Aurelio, kenarlarda da Tuncay ile Serhat vardı. Sahada takımı yöneten tek patrondu..
Şimdi Aurelio'nun yerinde Emre oynayacak.. Kenarlarda ise sağ tarafta Mehmet Topuz, sol kanada da iyi bir yabancı ateşleyici alınacak.
Daum'un bu dönem yeni prensi Emre olacak gibi.. Çünkü ona çok güveniyor. İdmanlarda gözü hep onun üstünde.. Daha iyi olmasını isterken, yeni oyun planında bu futbolcuya çok önemli görevler alacağının mesajını veriyor. Alex'in iş bitirici hareketleri, Emre'nin hırs ve mücadelesini kaynaştırarak mükemmel bir ikili oluşturmaya çalışıyor.
İki yıl önce sahada Alex tek komutandı. Şimdi Emre ile birlikte iki komutanı olacak.
Soru şu;
Başkan Aziz Yıldırım'ın 'Emre gelecekte kaptan da olacak' sözü bu ikilinin arasını bozar mı! Takım içinde sorun yaratır mı!
Şimdilik öyle bir kara bulut yok.
Ancak, küstürülürse, koşan, mücadele eden Fenerbahçe'nin çarklarına uyum sağlayamazsa ne olur! Yedek kulübesinde oturması sıkıntı yaratır mı..
Bunu da zaman gösterecek.
Ama iyi bir Alex ile hırslı Emre takımı uçurabilir..
Daum ve Denizli maçı
Fenerbahçe'nin ilk lig maçını Denizli ile oynayacak olması oldukça ilginç. İstesen fikstürü böyle ayarlayamazsın.. Bu maçı önemli yapan da, üç sene önce şampiyonluğu Denizli'de kaybeden Daum'un tekrar takımın başında olması.
Elli yıldır bu işi yapan Daum'un 'yüreğini yakan bu maçı unutması imkansız. O hafta geldiği vakit, hep kaybettiği şampiyonluğu düşünecek.. Uçaktan indiği, stada gittiği, kulübede oturduğu an, hep o maçı düşünecek. Takımını Denizli maçına bir başka hazırlayacak..