AKŞAM GAZETESİ | Alaattin Metin | 2009-07-31

kategori2

Aykut hoca'nın gözüyle

Aykut Kocaman futbol oynarken bir yıldızdı. Bugün yaşı 20'ye gelen birçok gencin ismi Aykut ise bilin ki bunun nedeni Kocaman'ın Fenerbahçe forması ile oynadığı dönemdeki örnek efendiliği ve futbolundandır.
Herkes kabul eder. Çok büyük futbolcuydu.
Antrenörlükte de başarılı oldu. Genç neslin zirveyi zorlayan, aranan hocasıydı.
Şimdi Fenerbahçe'de sportif direktör.
Almanya kampında dikkat ediyorum, dün neyse bugün de aynı. Duruşunda, tavrında, konuşmasında, insanlara yaklaşımında en ufak bir sapma yok.
Hoşgörülü, sabırlı. Ve biraz da mesafeli.
Daum'u, futbolcuları uzaktan izliyor. Onların çalışma alanına, sahanın içine girmemeye özen gösteriyor. Sorun olursa, sorulursa, görüşünü söylüyor. Ne futbolculara çok yakın, ne de uzak.
Aykut Kocaman'a 'futbolcu Aykut' olarak Fenerbahçe'yi sordum. 'Kim bu takımda oynamak istemez' dedi. Yanına gelen yüzlerce kişinin formasını imzalarken de 'İşte bu Fenerbahçe sevgisi. Taraftar iyi hizmet edeni, ömrünün sonuna kadar unutmuyor. Ben bu sevgiyi futbolu bıraktıktan sonra, antrenör olarak da yaşadım' dedi.
Sonra, antrenör gözüyle takımı sordum.
'Umduğumdan da çok iyi çalışıyoruz. Daum ve futbolcular arasında mükemmel bir uyum var. Yeniler, gençler, eskiler arasındaki kaynaşma, birbirlerine yardımcı olmaları gelecek adına güzel. Daum ve futbolcuların birbirini tanıma döneminin bu kadar hızlı olacağını tahmin etmiyordum. Hocanın heyecanı, hırsı futbolculara da yansıdı' karşılığını verdi.
Konu transferlere geldi.
'Çalışıyoruz, araştırıyoruz. Laf olsun diye transfer yapmayacağız. Elimizdeki bu kadro da kaliteli, güçlü. Sorumluluğunu bilen çok oyuncumuz var. Ama biz hedefimize hatasız ulaşmak için orta sahaya ve defansın göbeğine oyuncu alacağız'...
Peki, her şey dikensiz gül mü?
Tecrübeli spor adamı, 'Sorun her yerde olur. Önemli olan onları aşabilmek' analizini yaptı.
Aykut'un da, Fenerbahçe gibi biraz hoşgörüye, desteğe ihtiyacı var. Bu sene ve gelecek iki sene o kadar önemli ki.

Aynalar yalan söylemez
Aziz Yıldırım 'Adil bir lig istiyor' diye yazdım. Aman Allah'ım...
Ne çok kıskanan varmış...
Kin, nefret kusan kusana...
Gerekçe...
Fenerbahçe başkanı ile dost olmam.
Bana konuşması.
O haberi hangi gazeteci alsa, müdürünün önüne koysa, dokuz sütun manşet olur.
Yapmayan gazeteci değildir. Ama amaçları haber değil, nasıl arayı bozarım.
Yapamazsınız.
Dün olduğu gibi, bugün de, yarın da, inandığım doğrularda Aziz Yıldırım'ın yanında olacağım. Fenerbahçe ve Türk futbolu adına yaptığı güzellikleri, ilkleri öveceğim. Tıpkı Ali Şen, Faruk Ilgaz, Emin Cankurtaran, Razı Trak ve Güven Sazak'la olduğu gibi Yıldırım ile de dostluğum devam edecek.
Çünkü ben adam satmam.
40 sene önce de haberciydim, bugün de.
Ya sizler!
Aynı mısınız?
Cici babasının gazetesinde çalışmam için transfer teklif eden kişi...
Televizyon, televizyon dolaşarak iş kapmak için yağcılık yapanlar...
Bırakın kıskançlığı...
Dürüst olun.
O demeci siz alsaydınız, günlerce hava atardınız.

Furkan, Hakan Şükür olabilir
Daum gençlere de değer veriyor. Onların yabancılık çekmemesi, ezilmemesi için yoğun çaba harcıyor. Kendi aralarında oturmaları yerine, ağabeyleri ile kaynaşmalarını istiyor. Oturup onlarla sohbet ediyor. Tek tek nelere dikkat edeceklerini anlatıyor.
Ulm maçında 54 numaralı forma ile oynayan Furkan Aydın'a dikkat ettim. Süratli, çabuk, top ayağına yakışıyor. Hava hakimiyeti de var. Fiziği biraz zayıf olmasına rağmen Hakan Şükür'e çok benziyor. Onur'un da futbol kalitesi yüksek. Sabırlı olurlarsa Fenerbahçe bu iki gençten uzun yıllar yararlanır. Futbolcuların kapasitesini ölçen laktak testlerini izleyenler anlattı. 18 turda Onur birinci olmuş. Ve ilk dörde de Vederson, Bekir, Furkan girmiş.
Bu da bu iki gençte hayat olduğunu gösterir.

Mevlana Camii'nin imamı
Fenerbahçe idmanını izlerken bir grup yanıma geldi. Hoş sohbetten sonra, 'Benim ismim Ali, soyadım Akdağ, biraz ilerdeki Mevlana Camii'nin imamıyım' dedi. Sporu sevdiği için hoşuma gitti. İyi de Fenerbahçeliymiş. Fenerbahçeli futbolcuların cuma namazına gittiğini bilen imam, futbolcuları cuma namazına davet etmiş. Hem de oturduğu bölgenin insanlarını da yanına alarak idmana gelip, yeni açılan camilerini göstermek istemişler.

Halil Beşiktaş'a mı geliyor?
Bizim 'Ekran polisi' ağabeyimiz Burhan Ayeri, Vefa Lisesi mezunu olmasına rağmen damardan Beşiktaşlı'dır. Geçenlerde ödül almak için Büyükçekmece'ye gitmiş. Belediye Başkanı Hasan Akgün'ün odasında Schalke 04'ün Başkanı Gerhard Rehberg varmış. Tanışma faslından sonra Hasan Başkan, Alman dostuna, 'Burhan Ayeri'nin Beşiktaşlı olduğunu söyleyince', hemen çantasından Halil'in formasını çıkararak hediye etmiş. Görenler de hemen espriyi patlatmışlar.
'Halil Beşiktaş'a mı geliyor...'

Deivid çok baş ağrıtır
G eçen seneden hiç farkı yok. Durgun, neşesiz. Yeni hoca gelmesine rağmen en ufak bir kıpırdanma yok. Alex bile Deivid'in bu halinden memnun olmamalı ki, ilk hazırlık maçında sahada kızdı. Biraz hareketli olmasını istedi.
Duygusal olduğunu biliyorum da bu durgunluk neden! Oynayamama endişesinden mi acaba!
Oysa Daum futbolculara devamlı 'Formayı ben vermeyeceğim, siz alacaksınız' diyerek peşin hükümlü olmadığını anlatıyor. Yaşlı Roberto Carlos, genç Semih, takımın beyni Alex sahada yırtınırken o durgun, gamsız. Deivid böyle giderse bu sene Fenerbahçe'nin çok başını ağrıtır. Acaba 'Beni oynatmazlar, satarlar' korkusu mu, yoksa 'Yedek kulübesinde oturursam ne yaparım' endişesi mi Deivid'in ruh halini bozdu?