AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-07-31

kategori2

Bu sefer de tüm kadınlara sorular

Çarşamba günkü yazımda kendini muhafazakar olarak tanımlayan aydın kadınlara  sorular sormuştum. Demiştim ki:
'Kadın olmak, bekaret, cinsellik gibi konularda neden görüşlerinizi açık açık ifade etmiyorsunuz?
Kadınlığa dair soruların cevaplarının ne kadarı sizin inancınıza göre mahreme giriyor?
Ne kadarı kendini 'dindar' olarak tanımlamayan kadınların cevaplarından farklı?'

***
Aynı gün, Taraf Gazetesi'nden Rasim Ozan Kütahyalı bu sorulara yeni bir boyut kazandıracak, çarpıcı bir yazı yazdı. Kütahyalı şunu iddia etti yazısında: Laik kesimin çağdaş kadın klişesi koşullu ve iki yüzlüdür. Ayşe Arman gibi kadınların yüzüne gülse de onları hafifmeşreplikle suçlar ve 'Laik Türk Kadını' kalıbına bu tür kadınların dahil edilmesinden acayip rahatsız olur.

***
Rasim Ozan yerden göğe kadar haklı. Bu, çok önemli ve kaşınması şart olan bir yara. Bu ülke cumhuriyetle birlikte kadınları özgürleştirme projesine gjrişti girişmesine ama bu özgürleştirme bir değiş-tokuş olarak gerçekleşti aslında. Kadınlar kadınlıklarını verdiler, 'çağdaş' görüntülerini aldılar. (Çağdaş görüntü ne demekse?)

NAMUS ANDI
Bu alışverişte kilit bir kavram vardı: Namus. 'Çağdaşlar Kulübü'nün makbul bir üyesi olmak isteyen kadınlardan şu andı tekrarlamaları istendi: Örtülerimden kurtulma karşılığında erkek egemen kuralların boyunduruğundan çıkmayacağıma, bekaretimi evlenene kadar koruyacağıma ve dişiliğimi ön plana getirmeyeceğime söz veriyorum.

***
Bu, bir nevi erkeklerin kadınlarını soyarken onların yeni görüntülerine alışmak için istedikleri bir garantiydi. Belki ilk etapta adaptasyon için gerekliydi ancak yıllar içinde revize edilmesi şarttı. Ama edilmedi.
Çünkü bir kesim örtülerinden çıkmaya 'ikna' olmadı.
Ve o kesime 'belki bir gün ikna olurlar' umuduyla 'bak benim kadınım örtüsüz ama namuslu' mesajı gönderilmesi gerekti.

***
Öyle olunca 'çağdaşlaştırılmış' görüntünün bedeli olarak belli davranış kalıpları şartı sürdü gitti. Kadınlar 'Çalıkuşu' misali 'cinsiyetsiz' olmayı erdem saydılar. 'Örtüsüz' oldular ama 'kadın' olmaya utandılar.

***
Bekaret, kadınlık, cinsellik gibi konular yalnızca muhafazakar kesimde değil, 'laik' kesimde de çok dar bir çevrede tartışılıyor. Ayşe Arman bu kesimin temsilcisi olarak dolaşıp, kadınlığa dair en mahrem soruları soruyor gibi görünse de aslında 'uçuk kadın' kontenjanından kategori üstü bir isim olarak 'butik özgürlüğü'nün keyfini çıkarıyor. Laik kesimin tipik bir temsilcisi filan değil.

***
Bu sebeplerle tartışmayı genişletelim derim.
Siz, bu ülkenin kendini aydın olarak tanımlayan başörtülü ve başörtüsüz kadınları!
Kendiniz ve kızlarınızın bekareti ile ilgili koyduğunuz şartlar var mı?
Ailelerinizle bu konularda ters düşseniz ne olur?
Evlilik dışı bir ilişki yaşamayı doğru buluyor musunuz?
Buluyorsanız bunu gizlememeye cesaretiniz var mı?