AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-07-31

kategori2

Hürriyet yazı işleri

'Bir gazete kendisi hakkında haber yaptırır mı?' tartışmalarını bir yana bırakalım. Çünkü dünyada hemen her gazete kendi iç işleyişi hakkında haber yaptırır ve bu çok de ilgi çeker. New York Times ve New Yorker dergisi hakkında yazılmış makalelerin ve kitapların sayısı neredeyse yüzlerle ifade edilebilir. Bu kitapların bazıları hayli kanlı canlı dedikodu içermektedir de... Star gazetecilerin aşk hayatları, ofis içi seksüel maceralar, yazarların özel yaşamları, daima en çok okunan yazılar olmuştur.
Hürriyet'in yazı işlerini yazan Ezgi Başaran kaliteli bir iş çıkarmış. Hem de yazıdaki notuyla bana iyi bir yazarı da tanıştırmış oldu. Alan Feuer, New York Times'ın yetenekli yazarlarından bir tanesi. Değişik konularda farklı bakış açılarıyla yazılar yazıyor. Ayrıca bir de 'Odalar' başlıklı dizisi var. Bu dizinin ana fikri 'Her odanın içinde bilinemeyen, merak ettiğimiz yaşamlar vardır' diyor ve bu yaşamları anlatıyor.
Dizideki odalardan bir tanesi de New York Times'ın yazı işleri toplantısının anlatıldığı yazıydı. Ezgi Başaran da bu yazıdan esinlenerek kendi gazetesinin yazı işlerini anlatmış. Twitter'da eğer ben yazsaydım o diziyi, New York'ta, bir seks zindanında olan bitenleri de yazardım. Çünkü temelde işkence aletlerinin bulunduğu bir zindanda (Dungeon) karşılıklı anlaşmayla yapılan (consensual) seksin, epik düzeyde bir trajedi içermesi de normaldir. İsterseniz yazarken içine mizahi yaklaşımlar da koyabilirsiniz. Bu konuda bir oda yazısının okuyucusunun hayli fazla olacağını biliyorum. Hele bir de eğer o ortamda kendi deneyiminizi yazarsanız okuyucu sayısı rekor bile kırabilir.

HÜRRİYET'TE EKSİK OLAN
New York Times'ın birinci sayfa toplantısını okuyunca iki önemli nokta dikkatimi çekti.
Birincisi, New York Times'ın birinci sayfasının kararlaştırıldığı toplantı sadece yarım saat sürüyormuş. Bunu okuyunca kendimi tutamadım ve Twitter'da şunu yazdım: (www. twitter.com/serdargut). Yahu Hürriyet'te sadece Ertuğrul'un birinci sayfa güzeli adayları hakkında konuşması bile en az yarım saat sürer.
İkincisi ise Hürriyet açısından çok daha önemli bir noktaydı.
New York Times'ın birinci sayfa toplantısına 18 kişi katılıyormuş.
Bunların 7'si de kadınmış. 11 erkeğe 7 kadın...
Hürriyet'in yazı işlerine bakıyoruz; karar verici düzeyde tek bir kadın göremiyoruz.
Ben kadınlara kotalar verilmesine karşıyım. Kota uygulamalarının aşağılayıcı olduğunu da düşünürüm.
Kadınlarda mucizevi gizemli bir güç olduğunu da (onlar bunun kendilerine olduğunu iddia etseler de) düşünmüyorum.
Kadının sadece var olsun diye bir model gibi bir ortama konulup sonra 'Bizde kadınlar var' diye konuşulmasını kendime bir hakaret olarak kabul ederim.
Ancak bir yazı işlerinde etkili kararlar alabilecek kadınların mutlaka olmasını gerekli buluyorum. Benim yayın yönetmenliği tarihime bakarsanız, işini iyi yapan kadınların daima önünü açmış ve onları korumuşumdur. Bunun meslek açısından yararını da gördüm.
Gördüğüm kadarıyla Hürriyet'e de bir feminen dokunuş gerekiyor. Başlıkların ve bakış açılarının biraz kadın duyarlılığı ile de yönlendirilmesine ihtiyaç var. Bu yapıldığı takdirde kısa vadede hemen mucize sonuçlar alınmayacak tabii ki ama orta/uzun vadede gazete bunun yararlarını mutlaka görecektir.
Yazı işlerinde kadın sayısının artmasıyla Hürriyet'in birinci sayfasının da New York Times gibi yarım saatte hazırlanabileceğini düşünüyorum. Birinci sayfa güzeli adayları hakkında erkekler arası yapılan yorumların süresinin azalması bir ihtimaldi o durumda.
Ama benim deneyimim gösterdi ki; yazı işlerinde kadınlar da bir süre sonra  birinci sayfa güzelleri hakkında erkeklerden daha sert yorumlar getirmeye başlıyor. Yani gazeteci gazetecidir, yazı işleri elemanı davranışı da evrenseldir. Erkek olsun kadın olsun değişmiyor. Ben de bunu seviyorum işte...

İzlenmesi gereken isimler
Ben Twitter'a çok şey borçluyum. Çünkü normalde üzerine yoğunlaşmadığım bazı insanları bana tanıştırdı. Şimdi ben bu isimlerin modern bir gazetede mutlaka bulunması gerektiğini düşünüyorum.
Trendometre en keyifle okuduğum köşe yazısı. (İnternet sitesi de) oldu. Yaprak Aras Şahinbaş'a bravo. Türban takıp dolaştı. Sonra yazısını yazdı. New York'un nasıl cesur yazan Michael Musto'su varsa Yiğit Karaahmet de İstanbul'un Michael Mustosu'dur. Murat Menteş iyi bir zekaya ve bilgi birikimine sahip. Melis Alphan style-moda konularında çok güzel konuşup, yazıyor. Ezgi Başaran, Batı medyasını çok iyi takip ediyor. Detaylardan haberi görüp yazabiliyor. Mehmet Kenan Kaya'nın haftada bir yazdığı kültür yazılarını da çok parlak buluyorum. Çalışan anneler konusunda Ece Arar çok iyidir. Şimdi dinleniyor ama mutlaka bir yerde başlamalı. Medyada benim ilgimi çeken insanlar şimdilik bunlar. Listemi sürekli geliştirmeyi umuyorum.