AKŞAM | CUMARTESI | 01 AĞUSTOS 2009, CUMARTESİ

Her gün bir pop şarkısı gibidir

Mirkelam, önümüzdeki 2 ay içinde yayınlayacağı yeni albümünün arifesinde Lipton için yaptığı 'Pırıl Pırıl' isimli şarkı ile nabızları yokluyor. Pop kültürü içinde dimdik ayakta duran Mirkelam bakın müziğini, popüler kültürü ve yeni albümünü nasıl yorumluyor...

Pop müziğin 'koşan adamı' olarak tanıdık Mirkelam'ı ve bu tanımı kullanmaktan hiçbir zaman vazgeçmeye de yanaşmadık. Bundan yaklaşık 15 yıl önce 'Her Gece'yi yapıp şok etkisi yarattı hepimizde... Onun şarkıları, pop müziğin genel geçer öğelerinin her birini barındırırken içinde bir yandan da pop kültürü pop kültür yapan kalıcı özellikler de taşıdı hep. Kimileri tekerleme gibi bulsa da sözlerini, kendi hikayesini anlatışında hep 'Mirkelamvari' dediğimiz bir güzellik, bir özellik oldu. Kısacası biz Mirkelam'ı böyle sevdik! Fazla tuzlu mu çok şerbetli mi; bakın Mirkelam pop kültürünü nasıl seviyor, onun cümlelerinden tadına varın...

- Mirkelam; ne çabuk tüketilen sözlerle ortaya çıkan pop, ne de poptan alabildiğine uzak duran alternatif isim... Günün sonunda, Mirkelam'ın ne tür bir mesajı var ve ulaştı mı yerine?
Hayat da böyle bir şey zaten; ne çok ciddi, ne çok komik. Şarkılarımda da bunu dengelemeye çalışıyorum. Politikacıların evlerine gittiklerinde çok ciddi olduklarına inanmadığım gibi bir müzisyenin de hayatı boyunca eğlenebileceğine inanmıyorum! Ne kadar pop yapsak da kalıplara çok bağlı kalmak istemiyorum. Pop müzik Batı'da çıkan ve bizim kopyasını yaptığımız çok değerli bir müzik tarzı. Sarf ettiğiniz her söz, sabah evden çıkmadan yaşadığınız her an bile bir 'pop'! Saçınızı düzeltmeniz, o günkü kıyafet seçiminiz ve hatta kendinizi iyi ya da kötü hissetmeniz... Kötü bir şey yaparsanız duygusal bir şarkı, mutluysanız mutlu bir pop şarkısı yapmış olursunuz o gün için. 1995'te 'Her Gece' ile işe başladığımda, yaptığım şeyi sürdürmeye çalışıyorum. Hiçbir bağlantı noktam yok. Çünkü bağlantı noktaları insanları kanalize eder ve bu hiç hoşuma gitmez. Zevk alacak o kadar çok şey var ki... İşte bunun için de pop yapıyorum.

- Şarkı sözleriniz için de geçerli bu sanırım...
Belki söze 'İşte kapı, işte sapı' diye başlıyorum ama bunun altında müthiş bir kült var. Eski seks filmlerinden yola çıkan ama 2000'lerde yaşanan aşkları da sevgileri de açıklayan... Bunlarla bağlantı kuruyorum. Ne kadar derin değilsem bile, kendime göre derinim. Basit bir müzik yaparsam rahat uyuyamam ki zaten. Herkes rock yaparken ben dışına kaçıyorum, herkes pop yaparken başka bir şey arıyorum. 5 albümdeki 50 şarkılık listede de bunu görebilirsiniz. 'Her Gece'ye baktığınızda Türkiye'de daha yeni yapılan rock tarzlarını, funk-rock, alaturka gibi türleri bulabilirsiniz. Popun kendi özellikleri var, iyi ve kötüleri barındırıyor. Şarkılarımda karışık şeyleri hep mutlulukla çözümlemeye çalışırım. Çünkü hayatı da böyle değerlendirmeye çalışırım.

'HER GECE' TEKRAR EDİLMELİYDİ
- Koşarak çıkışınızı yaptığınız 'Her Gece' ezber bozan bir albümdü...
Ezber bozan bir albümü, birçok kişi ezberlemeliydi! Zor olsa bile keşke birkaç tane sanatçı o albümü kopyalasaydı, ki aslında ben bile yapamadım bunu. Aslında ufak şeylerden feyz alabiliriz. Türkiye'de yapılan şey, kötü taklitler ortaya koymak. Bunun için bir türlü tarz oturmuyor, yapılan işlerlerle ancak bir sezon eğleniyoruz. Oysa kopya aldığımızı kabul etmeliyiz. Mesela ben, Barış Manço, Phil Collins gibi isimleri, caz müziği dinleyerek ben oldum. Hepimiz ailemizden gördüklerimizin üzerine eklediklerimizle devam etmiyor muyuz yola? 'Her Gece', tekrar edilmesi gereken bir albümdü. Fikir olarak ben de onu kopya etmeye çalışıyorum ki başka türlüsünü de yapamam zaten. Çünkü o zaman bambaşka biriydim; henüz üniversiteye gidiyordum, gitarı farklı çalıyordum.

- Mirkelam şarkılarının acı-tatlı bir yanı var ama bu hikayeleri bildiğimiz yollarla anlatıyor. Bunu oturtmak konusunda sıkıntınız oldu mu?
Tabii oldu. Çünkü insanların alıştığı bir sistem değil bu. Çok güzel tasarlanmış bir halde ortaya çıktı ilk albüm. Sonraki albümlerde de biraz bunu yapmaya çalıştım ama Michael Jackson'ın 'Thriller' albümünü bir kere yapması gibi bir şey bu. Aynı şeyi devam ettirmenin de bir anlamı yok. Hayat, insanlar, devamlı değişiyor. Artık insanlara bazı şeyleri anlatmak daha kolay çünkü bilgiye açlar ve algıları açık. Ama aradıkları bilgi ile o kadar çevrililer ki bir taraftan da çok kapalılar! Artık o dengeyi tutturanlar başarılı olacaktır. Yeter ki 'popüler olmama' stresine girilmesin. Çünkü bunun da en iyisi yapılabilir. İşte, hayatlarımıza bu kelime oyunları yön veriyor; bir kelimeye takılıp hayatımızı mahvedebiliyoruz da yükseltebiliyoruz da... 

- 5 albüm boyunca kendi içinde gelişen değişiklikler dışında hiç kendi tarzınızın dışına çıkmadınız. Oysa ilk dönem Mirkelam'ın çıkışının popüler kültürle birlikte yitip gideceğini söyleyenler oldu...
Bu beni bir yandan ilgilendirmezken şu yandan da ilgilendiriyor: Bir başka müzisyenin beni dinleyerek kendi üzerine bir şey koyması olasılığı... Kendim de Barış Manço dinleyerek, MFÖ'nün Hey Dergisi'ndeki röportajını okuyarak, neler yapacağıma dair bir şeyler kattım kendime. Pop kültür sadece belli anlamda, belli bir sanat türüne sıkışmış bir kültür biçimi değildir. Bir kopya yapıyoruz biz ve onun özelliği bu. İçinde görsellik de, şiirsellik de, enerji de ve zamana uygun olmak gibi birçok çok faktör de var. Zaten bunların hepsinin bir arada olması halinde yeni karakterler ortaya çıkar. 

- Son albümünüzün ismi 'Mutlu Olmak İstiyorum'du, bu aralar mutlu musunuz peki?
Söylediğim gibi her şey değişiyor; tam mutlu oluyorsunuz, o da başka bir biçim alıyor. Kendi adıma; aşk, mutluluk nedir tam bilmiyorum. O şarkının da sözleri belki 20 kere değişmiştir! Bunlar iletişim kurabilmek üzere sunduğum fikirlerim. Adada aşk yaşamakla, bir apartman dairesinde aşk yaşamak, nasıl etrafında olan faktörlerle farklı şekilleniyorsa; müzik de öyle. Bizi mutlu eden şeyler var ve aralarından ayrıntıları çekiyoruz.

Hayat basit ve her gün değerli
- Bugün Lipton'un reklam filminde söylediğiniz şarkının tanıtımı vesilesiyle bir araya geldik ama yakın bir zamanda albümünüz de çıkacak değil mi?
Bir süredir yeni albümle uğraşıyoruz ve ekim ayı başında yayınlamayı planlıyoruz. Gerçi işler sürekli değişiyor onun için de her şeyi çok karıştırmadan bitirmeye çabalıyoruz! Albümlerim benim karakterimden dolayı hep duygusaldır, onu kurtarmaya çalışıyoruz diyeyim. SONY ile anlaştık ve albümün çok güzel bir enerjisi olacak... 

- Johnny Nash'in 1970'li yıllardaki hit şarkısı 'I Can See Clearly Now'dan uyarladığınız Lipton'un reklam jingle'ı çok sevilmişti. Şimdi de 'Pırıl Pırıl' isimli bir şarkı ile karşımızdasınız. Marka ile nasıl bir araya geldiniz?
Marka ile bir araya gelmem, reklam filminde söylediğim şarkı ile oldu. Serüven de bir buçuk senedir devam ediyor işte. Yeni albümde
yer alacak 'Çay' isimli bir şarkı yapmama ilham bile oldu! Hayatın basit ve her günün değerli olduğuna inanıyorum, benim felsefem bu. 'Pırıl Pırıl' da böyle bir şarkı.

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3