AKŞAM GAZETESİ | Aslı Aydıntaşbaş | 2009-08-04
Hafta sonu Financial Times'ta Ergenekon davasıyla ilgili uzunca bir makale yayınlandı. Gazetenin Türkiye muhabiri Delphine Strauss'un imzasını taşıyan yazı, günahıyla sevabıyla davanın ironi dolu bir özeti.
Günahıyla sevabıyla diyorum çünkü Strauss bir yandan Ergenekon davasının ortaya çıkardığı devlet içindeki çeteleşmeden söz ediyor, diğer yandan da kamuoyunda sıkça eleştirilen gözaltı ve diğer uygulamalardan ('Davanın yürütülme üslubu, meşruluğuna ilişkin soru işaretlerine yol açtı'). Bir yandan 'derin devlet var', diğer yandan 'iddianame siyasi' diyor.
'Sürekli genişleyen Ergenekon şebekesine ilişkin soruşturma, hem tüm ulusun izlediği bir pembe dizi hem de Türkiye'nin değişen siyasi kültürün çok ciddi bir testi haline geldi' yorumuna kim itiraz edebilir?
Ancak Financial Times'taki yazı bir istisna.
Genelde Türkiye'de bir yıldır gündemi belirleyen Ergenekon davasıyla ilgili İngilizce medyada tek tük haber dışında fazla bir şey bulamazsınız. En iyi ihtimalle 400 kelimelik kısa haberler. Ciddi bir gazetede bir yorum, New Yorker ya da Newsweek gibi bir dergide uzun bir analiz yok.
İnanmıyorsanız, kendiniz bakın. Google News gibi bir haber portalında 'Ergenekon' diye girin, karşınıza belki Reuters'tan bir-iki özet haber ama asıl ağırlıklı olarak Zaman gazetesinin yan kuruluşu Today's Zaman'ın yazıları çıkacaktır. Tirajı hayli düşük olmasına karşın Today's Zaman, internette Türkiye'yle ilgili ana haber kaynağına dönüşmeye başlamış. Hürriyet'in nispeten yeni sayılabilecek İngilizce haber servisi ve Turkish Daily News, dil ve haber çeşitliliği açısından Zaman'ı çok geriden takip ediyor.
Bu çabadan anlıyorum ki, Zaman ekibi ve Gülen Hareketi'nin arzusu, davanın mümkün olduğunca yabancı medyada yer alması. Bu yüzden, cemaate yakın Yazarlar ve Gazeteciler Vakfı'nın yabancı medya için düzenlediği brifinglerde de konu sıkça Ergenekon'a geliyor; Vakıf kendini yabancı medya için bu konuda kolay erişilebilir bir kaynak olarak takdim ediyor.
Ancak Ergenekon İngilizce medyada yine de yer almıyor. Bunun neden olduğuna dair bir sürü komplo var. Yalnız Gülen Hareketi değil, Ergenekon'un siyasi bir cadı avına dönüştüğünü düşünen çevreler de bu konunun dış dünyanın gündeminde olmasını, hak ihlallerinin konu edilmesini istiyor.
Gerçekte ise Ergenekon'un dış dünyada yankı bulmamasının nedeni son derece basit. Türkiye'de görevli yabancı gazetecilerin birçoğunu yakın tanıyorum. sohbetlerde konu dönüp dolaşıp Ergenekon'a geliyor.
Yabancı muhabirlerin sorunu şu: Dava çok karmaşık, iddianameler aşırı uzun, her şey birbirine bağlanıyor ve Türkiye'’yi bilmeyen insanlara 500 kelimede özetlenebilecek gibi değil. Bir arkadaşım 'Gazetedeki editöre anlatmaya başladığımda bakıyorum çoktan gözleri kaymış. İddia edilen komplolar o kadar karmaşık ki editörün bile kafası almıyorsa okur nasıl anlayacak.'
Benim de yurtdışında katıldığım konferanslarda gazeteci ve editörlerden duyduğum bu.
Unutmayın, dünyada insanlar yatıp kalkıp 'Türkiye'de ne oluyor acaba?' diye düşünmüyorlar. Her ülkenin kendine göre bir iç gündemi var. Siz İngiliz hükümetindeki bir skandal ya da Amerkan kamuoyunu son bir aydır meşgul eden Anayasa Mahkemesi'ne atamalarıyla ne kadar ilgileniyorsanız, İngiliz ya da Amerikan okuru da Ergenekon davasıyla o kadar ilgileniyor.
En iyi ihtimalle 500 kelimeye sığacak bir ufak haber kadar...
'Kısacası Ergenekon bizim meselemiz, bizim iç hesaplaşmamız; bu bilek güreşinde de galibi dış dünya değil bizler belirleyeceğiz.'