AKŞAM GAZETESİ | GUNCEL | 05 AĞUSTOS 2009, ÇARŞAMBA
Üçüncü ''Ergenekon'' iddianamesinde, emekli Orgeneral Kemal Yavuz'un, ''Ergenekon silahlı terör örgütü içinde medyanın kontrol altına alınması ve dezenformasyon faaliyetlerinden sorumlu örgüt üyesi olduğu, örgüt üyelerinin fikri ve ideolojik olarak eğitimi ve yetiştirilmesi faaliyetlerine katıldığı'' öne sürüldü.
İddianamede, Yavuz'un gönderdiği ve aldığı dokümanlarda ''Darbe Planı'' olarak bilinen ''Eldiven'' kodlu plana ait slayt dokümanı bulunduğu, ''Cumhuriyet Çalışma Grubu'' olarak adlandırılan gruba ait bilgiler, faaliyetler ve istihbarat notlarının bulunduğu ifade edildi.
İddianamede, ayrıca ''KK İSTH arşivi'' şeklinde adlandırılan dosya içerisinde gizli askeri belgelerin olduğu, AK Parti ile ilgili yapılan çalışmaları içerir dokümanların bulunduğu, ''Camilerin Takibi'' başlığı altında ''gizli'' ibareli ve Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait ''gizli'' ibareli günlük istihbarat raporlarının bulunduğu da vurgulandı.
Orgeneral Yavuz'un çok önceki tarihlerde örgütsel faaliyet içerisinde yer aldığının anlaşıldığı kaydedilen iddianamede, Yavuz'un, örgüt üyelerinden Ahmet Tuncay Özkan, Tuncer Kılınç, Gülseven Yaşer, Ümit Sayın, Hüseyin Nazlıkul, Levent Ersöz, Mehmet Şener Eruygur, İlhan Selçuk, Mustafa Ali Balbay ve Güler Kömürcü ile örgütsel irtibatlarının bulunduğu ve söz konusu kişilerle örgütsel çalışmalar yaptığı bildirildi.
İddianamede, Yavuz'un, ''Ergenekon silahlı terör örgütü adına darbe çalışmalarını kolaylaştırıcı ve darbeye zemin hazırlama amacıyla bir TV kanalının kurulması için gayret gösterdiği, aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinin mali krizden çıkması için yapılan toplantılara katıldığı, o dönem itibarıyla televizyon kanallarında yaptıkları programların hükümette ciddi rahatsızlıklar oluşturması sonucu Ergenekon silahlı terör örgütünün talimatlarıyla Kanaltürk televizyonunun kurulduğu'' ifade edildi.
ORGENERAL ÖZKÖK ALEYHİNE DEZENFORMASYON
İddianamede, şöyle devam edildi:
''O dönemde yapılacak darbe yöntemiyle hükümetin ortadan kaldırılması çalışmalarına bir engel olarak gördükleri dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök aleyhinde
dezenformasyon amaçlı yayınların tutuklu sanık Ahmet Tuncay Özkan tarafından yapıldığı, Kemal Yavuz'un, Genelkurmay Başkanı'nın yıpratılarak emekliliğe zorlanması konularında sanık Özkan'la birlikte hareket ettiği belirlenmiştir.''
İddianamede, Yavuz'un evinde ele geçirilen belgelerde, sözde vatan ve milleti kurtarmak için organize ve bilinçli bir altyapı oluşturulması gerektiği üzerinde vurgu yapılarak, bir örgütlenme içerisine girilmesi gerektiği ve bu örgütlenmenin örümcek ağı gibi her yeri kuşatması gerektiği belirtildiği, bu oluşumun amaçları doğrultusunda yeni bir oluşumdan bahsedildiği ve bu oluşumun illegal bir yapı olduğunun anlaşılmaması için kontrollü şeffaflık tabiri ile bahsi geçen şeyin örgütün sanki legal bir oluşummuş gibi lanse edilerek kamuoyunca kendine taban oluşturmak ve etkilemek için çalışmakta olduğunun anlaşıldığı vurgulandı.
Orgeneral Yavuz ile Mehmet Şener Eruygur ve Ahmet Hurşit Tolon gibi sanıklardan elde edilen belgelerle benzerlik taşımasının, bu kişiler arasında örgütsel irtibatlar bulunduğunu gösterdiği belirtilen iddianamede, Yavuz'un ayrıca medya ve dezenformasyon işleriyle uğraştığını ve ''psikolojik harekat'' isimli dosyalarda ''yavuz psikolojik harekat'' yazmasının da şüphelinin örgütsel konumunu gösterdiği kaydedildi.
İddianamede, şu görüşlere yer verildi:
''Yukarıda açıkça anlatılan deliller dikkatle ele alındığında, şüpheli Münür Kemal Yavuz'un Ergenekon silahlı terör örgütü içinde medyanın kontrol altına alınması ve dezenformasyon faaliyetlerinden sorumlu örgüt üyesi olduğu, örgüt üyelerinin fikri ve ideolojik olarak eğitimi ve yetiştirilmesi faaliyetlerine katıldığı, sanık Ahmet Tuncay Özkan'ın yapacağı işlerde değişik yerlere lanse ederek perde gerisinden yönlendirdiği, örgüt talimatları doğrultusunda örgüt üyeleriyle yakın ve sıkı bir irtibat halinde olduğu, örgütün medya yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğü, devlete ait gizli belgeleri ele geçirip örgüt üyelerine gönderdiği ve bulundurduğu, dosya kapsamındaki tüm delillerden anlaşılmıştır.''
ESKİ MGK GENEL SEKRETERİ ORGENERAL KILINÇ'IN DURUMU
İddianamede, eski MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç'ın da ''silahlı terör örgütünün siyasi partileri yönlendirme ve tek merkezden yönetme amaçlarına uygun olarak faaliyette bulunduğu'' öne sürüldü.
Orgeneral Kılınç'ın, MGK Genel Sekreteri olduğu dönemde bile sanık Mustafa Ali Balbay'la örgütün talimatları ve amaçları doğrultusunda görüşmeler yaptığı, örgüt üyelerinden birçoğu ile örgütsel irtibatlarının bulunduğu, devlete ait gizli bilgi ve belgeleri Mustafa Hüseyin Buzoğlu ve sanık Ergun Poyraz'a verdiği öne sürülen iddianamede, Kılınç'ın, o dönemde Genelkurmay Başkanı olan ve yapılacak darbeye açıkça karşı olan Orgeneral Hilmi Özkök aleyhinde yıpratıcı yayın yapan Mustafa Ali Balbay'a destek olduğu, ayrıca Ahmet Tuncay Özkan'a da gazetecilik faaliyetlerinde yardımda bulunduğu vurgulandı.
İddianamede, Hüseyin Buzoğlu'ndan ele geçirilen gizli belgelerin büyük bir kısmının şüpheli tarafından kendisine verildiğinin anlaşıldığı bildirildi.
KENAN TEMUR MUTAFYAN SUİKASTÇİSİ
Üçüncü ''Ergenekon'' iddianamesinde, şüpheli İbrahim Şahin'in konutunda bulunan dokümanların incelemesinden, ''Tedhiş Planı (Mutafyan)''nda, eylem hücresi üyelerinin başkanı sıfatıyla ismi yer alan Kenan Temur'un, ''Ergenekon silahlı terör örgütü'' içinde ara yönetici olarak görev yapan İbrahim Şahin'in talimatları doğrultusunda suikast ve tedhiş planlarını gerçekleştirmek için oluşturulan illegal yapılanma içinde yer aldığının anlaşıldığı bildirildi.
İddianamede, Kenan Temur'un, İbrahim Şahin'e bağlı olarak Mesrob Mutafyan'a yönelik law silahıyla gerçekleştirilmesi düşünülen suikast ve tedhiş planında eylem hücresi içerisinde hücre lideri olarak yer aldığı, bu şekilde ''Ergenekon silahlı terör örgütü''nün üyesi olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.
BÜLENT GÜNGÖRDÜ
Şüpheli Bülent Güngördü'nün de ''Ergenekon silahlı terör örgütü'' içinde ara yönetici olarak görev yapan ve örgütün amaçlarına ulaşabilmek için bir yöntem olarak gördüğü, ülkedeki sosyal barış, kardeşlik, birlikte yaşama ve huzur ortamını bozma amacı doğrultusunda faaliyet gösteren şüpheli İbrahim Şahin'in talimatları doğrultusunda suikast ve tedhiş planlarını gerçekleştirmek için oluşturulan illegal S-l yapılanmasına şüpheli Servet Kaynak vasıtasıyla dahil olduğu iddia edildi.
Oluşturulan S-l yapılanması içinde de planlanan eylemleri gerçekleştirmek için hücreler oluşturulduğu, şüpheli İbrahim Şahin'den elde edilen suikast ve tedhiş planları ve elde edilen krokilerden hareketle yapılan kazı çalışmaları sonucu ulaşılan mühimmat ve patlayıcıların tüm delillerle birlikte değerlendirildiğinde, şüphelilerin bazı Ermeni kökenli Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarına yönelik eylem hazırlığı içerisinde oldukları, şüpheli Bülent Güngördü'nün İbrahim Şahin'e bağlı olarak illegal biçimde oluşturulan S-l yapılanması içinde yer almak suretiyle Ergenekon silahlı terör örgütünün üyesi olduğu sonucuna varıldığı ifade edildi.
FAHRİ SÜSLÜ S-1 GRUBUNA ÜYE
İddianamede, şüpheli Fahri Süslü'nün de şüpheli İbrahim Şahin'in talimatları doğrultusunda oluşturulan S-l isimli yapılanmanın içine şüpheli Servet Kaynak'ın çabaları sonucu dahil olduğu, şüphelinin örgüt bünyesinde meydana getirilen bu oluşuma katılmak için doğum tarihi, yeri, kan grubu, TC kimlik numarası gibi şahsi bilgilerini şüpheli Servet Kaynak'a mesajla ilettiği, sonrasında bizzat şüpheli İbrahim Şahin ile telefonda konuşarak bu bilgilerin doğruluğunu teyit ettiği belirtildi.
Süslü'nün bu şekilde örgütün üyesi olduğu ve evinde izinsiz olarak bulundurduğu mermiler nedeniyle 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu'na aykırılık suçunu da işlediği sonucuna varıldığı kaydedildi.
İLYAS ÇINAR GİZLİ BİLGİLERİ ÖRGÜTE AKTARIYOR
İddianamede Emekli Deniz Subay şüpheli İlyas Çınar'ın ''Ergenekon silahlı terör örgütü'nün üyesi olduğu, mahiyet itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve belgeler ile devletin güvenliği ve iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken belgeleri temin edip bulundurduğu dosya kapsamındaki tüm delillerden anlaşıldığı belirtildi.
Haklarında soruşturma yürütülen şüpheliler ile dava açılan sanıklardan, Ayşe Yüksel, Hasan Ataman Yıldırım, Doğu Perinçek, Emin Gürses, Erol Mütercimler, Erol Manisalı, Ferit Bernay, Gazi Güder, Kemal Kerinçsiz, Kemal Alemdaroğlu, Mustafa Balbay, Sinan Aygün, Tunç Akkoç, Hüseyin Vural ile örgütsel irtibatlarının bulunduğu bildirilen Çınar'ın tutuklu sanık Doğu Perinçek'in yargılandığı davadaki savunmasını alıp bilgisayarına kaydetmesi de aralarındaki örgütsel irtibatlarını gösterdiği ifade edildi.
Çınar'a ait ele geçirilen CD içindeki ''Parti'' ve''Revü'' isimli dosyalar içindeki yazı içerikleri göz önüne alındığında şüpheli Çınar'ın ''Ergenekon silahlı terör örgütü'' içerisinde örgüt içi haberleşmeye ilişkin görevli örgüt üyesi olduğu, notların içeriklerinde örgüt üyelerinden uyarılması gereken kişileri örgütün talimatları doğrultusunda uyardığının anlaşıldığı kaydedildi.
Şüpheli İlyas Çınar'ın emekli deniz subayı olmasına rağmen, aynı konumdaki diğer örgüt üyeleri gibi devlete ait gizli bilgi ve belgeleri ele geçirip örgütün amaçları doğrultusunda kullandığı, bu bilgileri irtibatlı olduğu hali hazırda resmi görevli bulunan asker kökenli örgüt üyelerinden aldığının anlaşıldığı dile getirildi.
Ayrıca şüphelinin kendisi gibi emekli deniz subayı olan Hasan Ataman Yıldırım, Erol Mütercimler, Hüseyin Vural Vural ile olan irtibatları ve elde edilen örgütsel notlardan aynı zamanda halen görevde olan deniz subaylarıyla da örgütsel irtibatının bulunduğu ve kendisine verilen örgüt talimatlarını not almak suretiyle muhataplarına ilettiğinin anlaşıldığı belirtildi.
MUHTEREM BAĞCI KEMAL AYDIN'LA BAĞLANTILI
Emniyet Teşkilatında polis memuru olarak görev yapmakta olan şüpheli Muhterem Bağcı'nın da telefon görüşmelerine göre örgütün ara yöneticilerinden olan ve hakkında kamu davası açılan sanık Kemal Aydın ile irtibat içerisinde olduğu, onun örgütsel talimatları doğrultusunda hareket ettiği, kimliği belirlenemeyen Hüseyin isimli kişiyle birlikte Aydın'ın talimatlarına uyduğunun belirlendiği ifade edildi.
TAYLAN ÖZGÜR KIRMIZI ÖRGÜTÜN KURYESİ
İddianamede, şüpheli Taylan Özgür Kırmızı'dan elde edilen ve A4 kağıdına yazılmış olan bir dokümanda, Kırmızı, Emre Baltacı, Melih Yüksel, Bülent Ağduk, İlhan Bulayır, Murat Eke ve Ali Oktay Şahbaz'a ait rütbe, doğum yeri, doğum tarihi, kan grupları ve TC kimlik numaralarının yazılı olduğu bu doküman içindeki bilgilerle şüpheli İbrahim Şahin'den ele geçen S-l başlıklı belgede yer alan bilgilerin tamamen aynı olduğu, böylece S-1 yapılanması içerisinde yer alan asker kökenli şüphelilerin özel bilgilerinin şüpheli İbrahim Şahin'e Kırmızı tarafından ulaştırıldığının tespit edildiği belirtildi.
İddianamede, ''Ergenekon silahlı terör örgütü'' içinde ara yönetici olarak görev yapan şüpheli İbrahim Şahin'in Fatma Cengiz'e ''1 üst teğmen 5 tane teğmen var, bu sefer bizden sonra devam edecek ekip yetiştirelim'' şeklindeki ifadesinde geçen ''1 üsteğmen'' sözü ile şüpheli Taylan Özgür Kırmızı'nın kastedildiğinin anlaşıldığı ifade edildi. İddianamede, Kırmızı'nın 1 Aralık 2008 tarihinde İbrahim Şahin'e gönderdiği mesajda ''Komutanım hayırlı olsun ben sizin emrinizdeyimdir inşallah'' diyerek S-l oluşumuna dahil olduğunu, bu konuda şüpheli İbrahim Şahin'in talimatları doğrultusunda hareket ettiğini hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede açıkça ortaya koyduğu dile getirildi.
Şüpheli İbrahim Şahin'den ele geçirilen Ermeni cemaati lideri Mesrob Mutafyan ve Alevi cemaati ileri gelenlerinden Ali Balkız ve Kazım Genç'e yönelik suikast planları, S-l adı verilen yapılanmaya ilişkin belgeler, kadro oluşturma çabaları, diğer şüpheliler ile yapmış olduğu telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalar ile krokilerden hareketle yapılan kazı çalışmaları sonucu bulunan mühimmat ve patlayıcılar birlikte değerlendirildiğinde; şüpheli Taylan Özgür Kırmızı'nın örgüt bünyesinde ara yönetici olarak görev üstlenen şüpheli İbrahim Şahin'in talimatları doğrultusunda illegal biçimde oluşturulan S-l yapılanması içerisinde yer aldığı, oluşumun açıkça bir illegal bir yapılanma olduğu, S-l yapılanması içerisinde ismi geçenlerin bir kısmının İbrahim Şahin'den ele geçirilen tedhiş planlarında da yer aldığı, şüphelinin İbrahim Şahin'e gönderdiği mesajda ''S-1'in emrindeyim'' diyerek illegal oluşuma katılma istek ve iradesini ortaya
koyduğu, şüphelinin bu şekilde ''Ergenekon silahlı terör örgütü''nün üyesi olduğu ve ruhsatsız silah bulundurduğunun anlaşıldığı ifade edildi.
ALBAY VURAL'IN FAALİYETLERİ ÖRGÜT ÜYELİĞİ KAPSAMINDA
İddianamede, emekli deniz Albay Hüseyin Vural Vural'ın ''tüm eylem ve faaliyetlerinin örgüt üyeliği kapsamında bulunduğu, dosya kapsamındaki tüm delillerden anlaşılmaktadır'' denildi.
İddianamede şüpheli emekli deniz Albay Hüseyin Vural Vural'ın, geçmişte TSK ve MİT bünyesinde görev yaptığı, Ergenekon silahlı terör örgütü yapılanmasında fikri ve ideolojik olarak örgüt üyelerinin eğitimi ile görevli olduğu, örgüt üyelerine bu konuda hazırladığı notları ''duyuru'' başlıklı yazılarla internet ortamından gönderdiği, bir kısım örgüt üyesiyle irtibatlarının bulunduğu belirtildi.
S-1 YAPILANMASI İBRAHİM ŞAHİN KONTROLÜNDE BİR EKİP
Üçüncü ''Ergenekon'' iddianamesinde, eski Özel Harekat Daire Başkanvekili İbrahim Şahin'in, ''Ermeni kökenli kişilerle ilgili araştırmalar yaptığı, tarihe mal olmuş bir kısım olaylarla ilgili düzenlenen kampanyalara katılan kişilerin isimlerini tespite çalıştığı'' öne sürüldü.
İddianamede, Şahin'in, Susurluk kazasından sonra Veli Küçük'ün Balıkesir Emniyet Müdürü Nihat Camadan'ı arayarak, ''Abdullah Çatlı bizim adamımız. İki kişi yolluyorum. Onların naaşlarını alsınlar'' dediğini, o tarihte Başbakan olan Mesut Yılmaz'ın kendisine söylediğini, naaşları almaya giden kişilerden birinin Sami Hoştan, diğerinin de eğer yanlış hatırlamıyorsa Mehmet Şehirli isimli bir gazeteci olduğunu, Mesut Yılmaz'a da bu bilgiyi Nihat Camadan'ın bildirdiğini beyan ettiği belirtildi.
Şahin'in Ankara Yenimahalle'de bulunan evinde ele geçirilen S-l başlıklı 4 sayfalık dokümanda emniyet görevlisi olan şüpheliler Servet Kaynak, Fahri Süslü, Kemalettin Baki, Bülent Güngördü, Zerrar Atık, Murat Çavdar, Mehmet Dalagan ile Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olan şüpheliler Taylan Özgür Kırmızı, Emre Baltacı, Melih Yüksel, Onur Özdemir, Cihan Arık, İlhan Bolayır, Murat Eke, Ali Oktay Şahbaz'ın doğum yeri, doğum tarihi, TC kimlik numarası, kan grubu, görev yeri, rütbesi ve sicil numarasından oluşan bilgilerin yer aldığının tespit edildiği vurgulanan iddianamede, İbrahim Şahin'in 28 Aralık 2008'de Fatma Cengiz'e gönderdiği mesajda, ''Yat asena görev var. Ermeni öldürülmeli'', 24 Aralık 2008 tarihinde ise ''Ben Ermeniler'e karşı kurulan örgütün ilk başkanıyım bunlar benim pe...'' şeklinde mesajlar gönderdiği öne sürüldü.
İddianamede, S-l isimli yapılanmanın İbrahim Şahin'in kontrolünde kamu görevlilerinden yasa dışı amaçlara yönelik olarak oluşturulan bir ekip olduğu kaydedildi.
Şahin'in, Kadıköy 19 Mayıs Mahallesi'ndeki evinde yapılan aramada el konulan 148 delil numarası verilmiş dosya içerisinde bulunan belgelerin birinde gösterilen yerde yapılan kazıda silah ve mühimmat bulunduğu ifade edilen iddianamede, ''Öğretmen ders notu'' başlığıyla başlayan ''Konu: Sabotaj'' ibareli dokümanda ise suikast amaçlı patlayıcı madde ve düzenek imali konusunda ayrıntılı açıklamaların yer aldığının belirlendiği vurgulandı.
İddianamede, aynı yerde ayrıca İstanbul'daki Ermeni Patrikhanesi'nin krokisi ve Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan'ın da aralarında bulunduğu fotoğrafların olduğu ifade edilen iddianamede, eylemin kimler tarafından yapılacağına dair çeşitli belgeler de ele geçirildiği ifade edildi.
İddianamede, Şahin'in kamu görevlisi olan akrabası Erdal Şahin aracılığıyla Ermenilerden özür dilenmesi yönünde TBMM Başkanlığına dilekçe vererek kampanya düzenleyen kişilerin isim listesini temin etmeye çalıştığı da öne sürüldü.
İddianamede, Şahin'in, Mehmet Fikri Karadağ, Muzaffer Tekin ve Emin Caner Yiğit dolayısıyla Veli Küçük ve diğer örgüt mensupları ile irtibatlı olduğu, S-l isimli yapılanmanın kurucusu, kendisine bağlı olan örgüt mensupları üzerinde emir ve komutayı haiz olduğu iddia edildi.
ÖRGÜTÜN PROPAGANDA YÖNTEMİ
''Ergenekon silahlı terör örgütünün ülkede darbe zemini oluşturmak için hemen her ortamda vatanın elden gittiği, ülkenin Kurtuluş Savaşı yıllarından daha kötü bir durumda olduğu ve bir
an evvel kurtarılması gerektiği yönünde propaganda yaptığı bilinmektedir'' denilen iddianamede, ''örgütün medya yapılanması içerisindeki mensuplarının gazete ve dergilerinde aynı yönde haberler yaparak ve yazılar yazarak propagandalarını sürdürdükleri'' belirtildi.
İddianamede, daha sonra şu bilgilere yer verildi:
''Soruşturma kapsamında bugüne kadar elde edilen delillerden de Ergenekon silahlı terör örgütünün ülkemizde darbe zemini oluşturmak için 3 ayrı yol izlediği görülmüştür. Bunlardan birincisi Danıştay saldırısı, Cumhuriyet Gazetesine bomba atılması gibi toplumda infial uyandıracak mahiyette gerçekleştirilen eylemler, ikincisi düzenledikleri toplantı gösteri ve yürüyüşlerinde çıkartılan olaylar, üçüncüsü de ülkedeki siyasi partilere müdahale ederek yaptığı faaliyetlerdir.''
İbrahim Şahin'de ele geçen planlardaki suikastlerin gerçekleşmesi halinde 8 Mart 2009 tarihli iddianamede ayrıntılı olarak açıklanan ülkede darbe zemininin oluşturulması için gerekli kaos ortamının oluşacağı, bu eylemlerin Danıştay saldırısı, Cumhuriyet Gazetesine bomba atılması eylemlerine benzer etkiyi yaratacağı ifade edilen iddianamede, ''Dosyada bulunan bir kısım iletişim tespit tutanakları, şüphelinin evinde ele geçen bazı dokümanlardan şüphelinin Ermeni kökenli kişilerle ilgili araştırmalar yaptığı, tarihe mal olmuş bir kısım olaylar ile ilgili düzenlenen kampanyalara katılan kişilerin isimlerini tespite çalıştığı, şüpheli ile irtibatlı bazı şüphelilerin de Sivas'ta bulunan Ermeni cemaati temsilcisine yönelik eylem hazırlığı içerisinde bulundukları anlaşılmıştır'' denildi.
İddianamede, İbrahim Şahin hakkındaki Susurluk kazası ve Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesi olaylarına ilişkin iddialara da yer verildi.
MUVAZZAF SUBAYLARIN DURUMU
İddianamede ayrıca, tutuklu sanık muvazzaf subaylar Muhammet Sarıkaya, Murat Eke ve Emre Baltacı'nın, İbrahim Şahin'e bağlı olarak illegal biçimde ve terörle mücadele edilecek bahanesi ve görüntüsü altında oluşturulan illegal S-l yapılanması içerisinde yer aldığı, böylece ''Ergenekon silahlı terör örgütü''nün üyesi olduklarının anlaşıldığı belirtildi.
ÇEVİK BİR, TUNCAY GÜNEY, BEDRETTİN DALAN VE ALİ KALKANCI HAKKINDA SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR
Üçüncü ''Ergenekon'' iddianamesinin sonuç bölümünde, Çevik Bir, Tuncay Güney, Bedrettin Dalan ve Ali Kalkancı hakkında soruşturmanın devam ettiği bildirildi.
İddianamenin sonuç bölümünde, bu aşamaya kadar elde edilen delillere ve tüm dosya kapsamına göre, ''Ergenekon silahlı terör örgütü''nün yönetici kadrolarının toplumda ve devlet kademelerinde önemli görev ve mevkilerde bulunmuş kişilerden oluştuğu, amaçlarına ulaşmak için gerekli silah mühimmat ve diğer malzemeleri kolaylıkla temin edebildikleri, devletin çok gizli belgelerini kolaylıkla ele geçirdikleri, örgütün Cumhuriyet Gazetesine bomba atılması eylemlerini ve Danıştay suikastını gerçekleştirdiği, ayrıca aynı amacı gerçekleştirmek için toplumda saygınlığı olan kanaat önderleri ve dini liderlere yönelik suikast planları ve bu suikastlar için hazırlanmış planlar ve silahlarla birlikte yakalandığı kaydedildi.
Örgütün sivil toplum kuruluşlarının üst düzey yönetimlerinde örgütlenerek bu kuruluşları amaçları doğrultusunda yönlendirdikleri ifade edilen iddianamede, örgütün medyayı kullanarak örgüt kararları doğrultusunda kamuoyu oluşturdukları, ülkede kaos ve iç çatışma ortamı oluşturmaya çalıştıkları, oluşacak gerginlik ortamından faydalanıp, nihai olarak TSK içerisinde kendilerine destek vereceklerini umdukları kişilerin yardımı ile yürütme ve yasama organlarını ortadan kaldırmaya ve görevlerini tamamen veya kısmen yapamaz hale getirmeye teşebbüs ettikleri belirtildi.
İddianamede, örgütün bu kapsamda, özellikle asker kökenli şüphelilerin görevde oldukları 2003-2004 yıllarında hazırladıkları darbe planlarını uygulamaya koydukları, emekli olmalarına müteakip eylem ve faaliyetlerine devam ederek, örgütün belirlediği strateji doğrultusunda sivil toplum kuruluşlarını yönetip, yönlendirmek amacıyla bir kısım kuruluşların yönetimine geçtikleri ve böylece eylem ve faaliyetlerine devam ettikleri, tüm bu eylem ve faaliyetler dikkate alındığında, örgütün hükümetleri devirip yönetimi ele geçirmeye elverişli olanaklara sahip olduğunun anlaşıldığı dile getirildi.
İddianamede, soruşturma aşamasında ele geçirilen silahların çeşitliliği, miktarları, arz ettiği vahamet, sağlanma şekilleri, ele geçen suikast planları dikkate alındığında örgütün yasama ve yürütme organını cebren ortadan kaldırarak veya çalışamaz duruma getirerek Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde belirtilen ''Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek'' hedefini gerçekleştirmek bakımından ne kadar kararlı ve yeterli olduğunu, mensuplarından bir kısmının halen eylemlerine devam etmiş olmasının, örgütün eylemlerini uygulama konusundaki ısrarını ortaya koyduğu kaydedildi.
SORUŞTURMASI DEVAM EDENLER
İddianamenin ''Not'' bölümünde de, şüpheliler Pevrul Kavlak, Muharrem Aslıyüce, Süleyman Erdinç, Mecit Hazır, Fatih Kağan Ulu, Hüseyin Çoban ve M. Engin Erkılınçoğlu hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olma'' suçundan ek takipsizlik kararı verildiği belirtildi.
İddianamede, şüpheliler Zuhal Azeri, Yaşar Öz, Yalçın Tanfer, Yakup Kürşat Yılmaz, Turgut Büyükdağ, Tuncay Güney, Şahin Özen, Seyhan Fındıkçı, Serdar Öztürk, Selami Hüner, Özel Yılmaz, Sadık Düzgün, Ramazan Erkan, Ramazan Altay, Özkan Bektaş, Osman Nuri Gündeş, Mustafa Haran, Mehmet Çolak, Mehmet Ülger, Lokman Gündüz, Koçero Soluci, İzzet Erkan, İlknur Özkan, İlhami Ümit Handan, Hülya Metin, Hasan Saluci, Hakan Arslan, Ersin Bal, Erhan Göksel, Ergin Geldikaya, Dursun Çiçek, Dilek Bozkaya, Çevik Bir, Coşkun Umur, Cengiz Can Erol, Bedrettin Dalan, Barış Dalan, Baran Kayral, Aşkın Lale, Ali Rıza Çobanoğlu, Ali Kalkancı, Ahmet Şafak Serpin ve Abdurrahim Doğru haklarındaki soruşturmanın halen 2008/1756 sayılı dosya üzerinden devam ettiği bildirildi.