AKŞAM | CUMARTESI | 01 AĞUSTOS 2009, CUMARTESİ

Kaçırılmayacak aksiyon filmi

'Metrodan Kaçış', silahlı 4 arkadaşıyla metro trenini kaçıran bir adamla, merkezdeki hareket memurunun karşılıklı düeti üzerine kurulmuÅŸ.
Süper bir kahraman mı yoksa çok korkmuÅŸ, ürkek bir tavÅŸan mı? Bazen arada fark olmayabiliyor... Son karede kaçanın kovalayana kurÅŸun yerine sıktığı o replik: 'Sen benim kahramanımsın!'

kacis

Günde beÅŸ milyon insanın geçiÅŸ yaptığı New York Metrosu'nda klasik bir terörizm filmi yapmadıkları için bu filmin yapım ekibini kutlayabiliriz. Hemen ardından da Amerikan uygarlığını ifade eden bir ÅŸehirde, bizi klasik bir kedi-fare oyununa boÄŸdukları için o teÅŸekkürü geri alabiliriz... 'The Taking of Pelham 1-2-3' (Metrodan Kaçış) silahlı 4 arkadaşıyla metro trenini kaçıran bir adamla, merkezdeki hareket memurunun karşılıklı düeti üzerine kurulmuÅŸ. Klasik terörizm filmi olmasa da yani 11 Eylül sendromunu hissetmesek bile birtakım eski alışkanlıkları da görmemek mümkün deÄŸil. En belirgini, metro hırsızının silah arkadaÅŸlarından birinin Sırp ya da DoÄŸu Bloku'ndan, diÄŸerinin ise Müslüman birine benzetilmiÅŸ olması...
Elbette Tony Scott gibi bir yönetmen, ışık görmese, aksiyona hız katacağını bilmese 1974 yapımı bir filmin yeniden çevrimi iÅŸini almaz. Scott KardeÅŸler'in reklamcı ve tüccar olanı, Ridley olmayanı, yine bize bu yaz sıcağında ortalığı daha ısıtıp gerecek, koltuklara mıhlayacak bir film sunuyor. John Travolta'nın kısa saçı, heyecanlı oyunu (kendisi buna röportajda 'özgür olmak' demiÅŸ), Denzel Washington'ın ona ters olarak hayli sakin, sivil görüntüsüne raÄŸmen 'yoksa polis mi' dedirtecek hali bu mıhlanmayı pek engellemiyor. Tony Scott'ın burada cidden önemli bir baÅŸarısı var. Filmin konusu fidyeye dayanmasına raÄŸmen bunu unutturuyor. İki oyuncu yine ana konumda, onların performanslarını da unutturuyor. İki ana karakterinin ilginç hikayelerinin üstüne hiç gitmediÄŸi gibi arkadaki bir vagon dolusu yolcuyu da unutuyor. Ortada bir belediye baÅŸkanı var fidye istenen, insaf; en ufak bir politik yakınması, taÅŸlaması olmaz mı böyle bir filmin? Onun yerine, bir yerlerden acele getirilmeye çalışılan paraları bekliyoruz. Beklerken sıkılmayalım diye otomobil aksiyonu, dans eden TIR'lar, uçan araçlar izliyoruz. Tüm bu unutkanlıklar ve yerine unutulmayanlar elbette tesadüf deÄŸil. 'Metrodan Kaçış' eninde sonunda 'bir Tony Scott filmi'... Sonuçta unutulmaya da müstahak iÅŸte bu adamın filmleri. Salonda olduÄŸunuz sürece heyecan duyacak, belki biraz gerilip ardından deÅŸarj olacak, ödediÄŸiniz biletin hakkını aldığınızı düÅŸüneceksiniz. Zaten sinema da böyle bir ÅŸey deÄŸil mi?
Hayır. Sinema böyle bir ÅŸey deÄŸil! Bu filmden aklımda kalan John Torturro denen önemli oyuncunun bu filmde ne aradığı? 'Metrodan Kaçış', anlatmaya çalıştığım anlayış dahilinde türün tutkunlarını cezbedecek bir film. Hatta yaz aylarına göre iyi bir sezon geçirdiÄŸimizi ve bu filmin kaçırılmayacaklar listemde olduÄŸunu belirteyim... Sadece salondan çıktıkları anda, rastladıkları bir arkadaşın 'en son ne izledin' sorusu karşısında bir an olsun afallayacaklara bu durumun normal olduÄŸunu anlatabilmek adına bu yazıyı yazdım. Anlayan anlamıştır...

METRODAN KAÇIÅž ***  Yönetmen: Tony Scott
Oyuncular: Denzel Washington, John Travolta, Luis Guzman, John Torturro

İzledikçe midye gibi açılan bir film!
Tanrı kötülüÄŸü durdurmak istiyor ve yapamıyorsa sınırları vardır, yapabiliyor ama istemiyorsa bencildir... Hem yapabiliyor hem istemiyorsa neden Tanrı oluyor? Bunu sorgulayan Jonathan Preest (soyadındaki 'priest' yani 'rahip' göndermesindeki ironiye ÅŸapka çıkartılır) adında din takıntılı bir ateist... Meanwhile adında hayalet bir ÅŸehirde maskeli bir kahraman, birini öldürmekle görevli olduÄŸunu sanıyor. Öte yanda bir baÅŸkası çocukluÄŸunda parkta tanıştığını sandığı bir kızı hayal ederek bugünü yaşıyor. Üstelik evlenmek üzereyken niÅŸanlısı tarafından terk edilmiÅŸ. Bir diÄŸer tarafta intihar takıntılı, anne baskısından bunalmış bir sanatçı, büyük projesini bitirmeye hazırlanıyor... Ve tüm bunlardan baÅŸka oÄŸlunu arayan bir babanın finale taşınacak gizemi bizi bekliyor. Bir kurÅŸun, hayatları birleÅŸtirecek ve yok edecek...
Karanlık, kasvetli ama izledikçe bir midye gibi açılan bir film 'Franklyn'... EÄŸer gerçek dünyayla hayal arasındaki gidip gelmelerde kopmazsanız izlemesi daha keyifli olur. Hayat, saf aÅŸk, görkemli kaybeden üzerine farklı bir film çekmiÅŸ, iyi iÅŸ baÅŸarmış ilk filminde yönetmen Gerald McMorrow. Özellikle kadın oyuncusunun, Eva Green'in performansı çok baÅŸarılı! Sıcaklarda biraz üÅŸüyüp sersemlemek istiyorsanız, önemli olup olmadığı ileride tartışılabilecek ama kesinkes ilginç bu filmi izleyin! Hayatı sorgulayıp durmaktan bıkmayan, cesur izleyici bu filmi boÅŸ bırakmaz...

Fantastik! *** Yönetmen: Gerald McMarrow
Oyuncular: Eva Green, Ryan Philippe, Sam Riley

  • DiÄŸer Haberler

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3