AKÅžAM | EGITIM | 02 AÄžUSTOS 2009, PAZAR
Ülkemizde üniversite mezunu olanların oranını biliyor musunuz? Birçok kiÅŸi yeni üniversite açılmasına ve kontenjanlarına artırılmasına karşı çıkıyor. Karşı çıkanların bazı gerekçelerine hak verebilirim. Ama ülkemizde üniversite sayısı fazla diyenlere hak vermem mümkün deÄŸil. Öncelikle ÅŸunu tanımlamak gerekiyor. Üniversite eÄŸitimi ile meslek edinme aynı ÅŸey deÄŸildir. Üniversite okumak meslek edinmek için bir yol olarak kullanılabilir ama asla üniversite eÄŸitimi meslek edinmenin tek yolu deÄŸildir. Ülkemizde aileler çocuklarının mutlu ve daha seçkin yaÅŸamalarının yolunun üniversite eÄŸitiminden geçtiÄŸini düÅŸünürler. Ayrıca üniversite eÄŸitimini, sadece 4 veya daha fazla yıl eÄŸitim yapan okullar olarak tanımlamamak gerek. Meslek yüksekokulları da üniversite eÄŸitimi kapsamına girmez mi?.
Bunu neden söylüyorum. Son yıllarda eÄŸitim ile ilgili kavramlar yine birbirine karıştırıldı. Üniversite, vakıf üniversitesi, özel üniversite, 2 yıllık, 4 yıllık, meslek vb. Sanırım benim en kısa zamanda bir sözlük çıkarmam lazım. Geçenlerde eski bir rektör diyor ki, 'Efendim vakıf üniversitelerinin açılması yasaklansın. Her ile bir üniversite yanlıştır'. Ben bu sözleri bir bilim insanı tarafından söyleneceÄŸine asla inanmıyorum. Yazımın başında sorduÄŸum sorunun cevabına geleyim. Hocama da yanıt olacaktır. Ülkemizde üniversite mezunlarının oranı %11. Rusya'da %55, G.Kore'de %51, Avrupa'nın birçok ülkesinde de %50'lerin üstünde, Åžili'de %22, Meksika'da %24'lerde. Daha düne kadar Sovyet ÅŸemsiyesinde kalmış sonra dağılmış ve hızla devlet olmaya çalışan ülkelerde, bu oran oran %35'lerde. Tüm bunların anlamı ÅŸudur: EÄŸer üniversite mezunu sayınız fazlaysa hızla kalkınırsınız. EÄŸer üniversiteniz fazla ise bu üniversiteler bulundukları bölgeye kültür ve kalkınmışlık getirir. Bir de ÅŸu açıdan bakın, ülkemizin 18-64 yaÅŸ arası çalışan nüfusta eÄŸitim ortalama 4,5 yıldır. Yani üreten nüfusumuz ilkokul mezunu bile deÄŸil. Neden geliÅŸemediÄŸimizi ÅŸimdi anladınız mı?
Bugün Harvard Üniversitesi dünyanın her tarafından öÄŸrenci alıp ciddi bir eÄŸitim turizmi oluÅŸtururken, neden biz Azerbaycan'dan, İran'dan, Suriye'den öÄŸrenci alamıyoruz. Neden Kıbrıs'ta Amerikalılar üniversite açarken, biz büyük üniversitelerimizi yurtdışında açamıyoruz.
Cevabı yine ben vereyim. Üniversitelerimiz yönetilemiyor. Üniversitelerimizi yönetenler YÖK'ten ÅŸikayet ederek bu iÅŸten sıyrılmaya bakıyor. Kolayı bu olsa gerek. Üniversitelerimize devletin kaynak ayırmasına da ÅŸaşırıyorum, neden bu kadar profesörün, doçentin olduÄŸu yerde bilgi üretip satamıyoruz da ilköÄŸretime, anaokuluna harcamamız gereken parayı buralara harcıyoruz. Bu iÅŸte bir terslik yok mu? DüÅŸünün, ÖSS yerleÅŸtirme sonuçları açıklanacak, en baÅŸarılı ilk 1000 öÄŸrenci bir yerlere yerleÅŸecek, tahmin edebiliyoruz nerelere yerleÅŸeceklerini. 30 yıldır ilk 1000'de yer alan öÄŸrenciler aynı yere gitmiyor mu zaten. Peki, siz bu çocukların gittiÄŸi yerlerden üretilen patent sayısını ve alınan ödülleri hiç duydunuz mu? Ben duymadım. Acaba biz bu çocukları oralarda yanlış mı eÄŸitiyoruz? Bu sorunun cevabını da size bırakıyorum.
Biz öncelikle üniversiteleri kimin yönetmesi gerektiÄŸini tartışalım. Kesinlikle bugünkü yapının olmaması gerektiÄŸinde mutabık olacağımız kesin. Ayrıca üniversiteleri özerk hale getirelim. Kendileri kendi bütçelerini yapsınlar. Sonuçta yükseköÄŸretimimizin nasıl geliÅŸtiÄŸini kısa sürede göreceksiniz. Çünkü üniversiteler özgür olursa üniversite olur.
Turgay Polat